başında ile cümle

başında kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.
60
BU SAYFADA CÜMLE
7
HARF
3
HECE
9
ORT. KELİME
If clause cümlenin başında veya sonunda olabilir.As vogais podem estar no início da palavra ou no final da mesma.
Bunların başında 1520 yılında yapılan Bogesund Savaşı gelmektedir.É conhecido por ter sido o local da batalha de Bogesund em 1520.
2008-09 sezon başında 3 milyon € karşılığında UD Almería'ya transfer olmuştur.Na temporada de 2008–09, foi vendido por 3 milhões de euros para o Almería, da Espanha.
2000'lerin başında Destiny's Child grubu ile ünlendi.A turnê foi aberta pelo grupo Destiny's Child.
2011 başında inşa edilmeye başlamış ve 350,000avroya mal olmuştur.A construção começou no início de 2011 e foi concluída no final daquele ano a um custo de 350.000 euros.
Maçın başında Orton, Wyatt'a RKO denedi ve Wyatt, ringin dışına çıktı.Logo no começo Orton tentou aplicar um RKO em Wyatt, que rolou para fora do ringue para escapar.
Her sahnenin başında sahnenin 500 günden hangisine ait olduğu bir kartla gösterilmektedir.Cada cena é introduzida através de um cartão título que mostra como são os 500 dias.
Bugünlerde, başından beri ekipte olan Mike Kasprzak tarafından düzenlenmektedir.Atualmente o evento é dirigido por Mike Kasprzak, que faz parte da equipe desde o começo.
1990'lı yılların başında, Trujillo ve Muir, Infectious Grooves adlı grubu kurdular.Na década de noventa Muir e Trujillo começaram o funk rock, com a banda ''Infectious Grooves''.
20. yüzyılın başında.No início do Séc.
Sonradan, (80'li yılların başında)neye dayandırıldığı bilinmeksizin Bahçekonak olarak değiştirilmiştir.Depois disso, foi enviado à Juli, onde aprenderia o aimará.
Sonraki sezon başında kulüp yönetimi büyük bütçeli transferler yaptı.No final do ano, o governo anunciou importantes cortes no orçamento militar.
Yarışmanın başından beri bütün izleyicilerin favorisiydi.A competição foi apoiada pelos melhores jogadores desde o início.
Maçın başında kura atışı yapılır.Vamos pensar em um jogo de tiro ao alvo.
Caroline ile başından beri bir ilişki yaşamaktadır.Ela começou um relacionamento com Thomas.
Burada Kujan ondan bütün hikâyeyi başından itibaren tekrar duymak istediğini söyler.A peça foi tão boa que você quer ouvi-la novamente desde o início.
Maçlar genellikle Şubat ayının sonu veya Mart ayının başında yapılır.O evento é normalmente realizado no final de fevereiro ou início de março.
Yönetimin başında, seçimle gelen bir vali bulunur.Há um líder eleito para liderar o encontro.
Joannes'im ölümünden üç gün sonra, Aëtius büyük bir Hun ordusunun başında geri döndü.Três dias depois da morte de João, Aécio retornou liderando um grande exército huno.
En başından beri Lord Voldemort'a karşı savaşmıştır.Começa a trabalhar para o Lorde Walden.
1996 yılının başında 1997 model olarak üretilmeye başlanmıştır.Foi introduzido no mercado no final de 2000 como modelo 2001.
Just My Luck, Ashley adında bir kadının başından geçen olaylar anlatılıyor.Just My Luck conta a história de Ashley, mulher que sempre teve sorte em tudo o que fez na vida.
1990'lı yılların başında Philadelphia Temple Üniversitesi'nde eğitim gördü.Frequentou a Temple University, na Filadélfia, Pensilvânia por alguns anos, no início da década de 1990.
Film bir köpeğin başından geçenleri anlatıyor.A história é contada a partir do ponto de vista de um cão.
Bildirilen otizm vakaları 1990’larda ve 2000’lerin başında oldukça önemli oranda artış gösterdi.O número de casos relatados de autismo aumentou muito nos anos 1990 e início dos 2000.
Film kariyeri 1920'lerin başında başladı.Sua carreira cinematográfica começou no início da década de 1920.
Ayrıca orijinal kadrodan bazılarının 2012'nin başında ayrılacağını belirtti.Ele também disse que sua prioridade com a série é terminar o jogo no começo de 2012.
2002 yılının başında Helsinki yakınlarındaki Kauniainen askeri hastanesinde 94 yaşında öldü.Faleceu em 2002, com 94 anos, no hospital militar de Kauniainen, perto de Helsínquia.
2009'un başında ise São Caetano takımına gitmiştir.No começo do ano de 2007, foi negociado com o São Caetano.
Chelsea'nin başında çıktığı 32 maçta sadece 5 galibiyet alabildi ve takımın küme düşmesine engel olamadı.Na disputa do cavalo, Daniel foi apenas 10º, sendo assim reserva do evento.
1930’ların başında Missouri Columbia Üniversitesi’ne gitti ve burada Alpha Tau Omega Derneği’ne üye oldu.Nos anos 30, Williams frequentou a University of Missouri, onde se filiou à fraternidade Alpha Tau Omega.
(Proje Yatırımcı Grup Tarafından Kasım 2008 Başında Durduruldu.)(Ao final de 2008, a Universidade do Texas parou de contribuir com o projeto.)
Ben klavyedeydim, Mike bas gitardaydı ve Dr. Dre elektronik davulun başındaydı".Eu sentei no piano, Kevin estava na guitarra, e Mark no baixo".
Birinci Dünya Savaşı'nın başında 19. Yedek Piyade Tugayı'nda Tugay emir subayı olarak görev yaptı.Com o início da Primeira Guerra, tornou-se ajudante da 19ª Brigada de Reserva.
Kadınlar kazan başında şarkı söyleyip dans ederler.São esses que estão a cantar e dançar neste preciso momento.
2008 yılında bazı ülkelerde yayımlandı, 2009 yılı başında tüm dünya ülkelerinde satışa sunuldu.Foi posto à venda no verão de 2008 na Europa, estendendo as vendas para outros países, no início de 2009.
Saleas 90'lı yılların başında Vangelis'le beraber çalıştı.O haras vem com parceria desde a década de 1990.
2009 yılının başında ilk albümü üzerinde çalışırken Flo Rida'ya "Right Round" şarkısında eşlik etti.Sua descoberta veio no início de 2009 depois de ter sua voz na canção "Right Round", do rapper Flo Rida.
Bunların başında turizm gelmektedir.É lá que está instalado o Turismo.
1980'lerin başındaki seçim kampanyasında Yeşiller Partisi'ne destek verdi.Na década de 1980 apoiou o movimento político Solidariedade.
Kariyerinin henüz başından itibaren Avrupa'da kendi ülkesine göre daha fazla ilgi çekmiştir.A partir daí a sua carreira como modelo cresceu, especialmente na Europa.
Fakat Aodhan, başından beri farklı bir şey istemektedir.No entanto, no final de sua vida, Proudhon modificou algumas de suas posições iniciais.
Sözcüğün Fransızca karşılığı olan détente, 1970'lerin başından itibaren uluslararası siyasette kullanılmıştır.O termo tem sido usado em política internacional desde a década de 1970.
Bu görüşün doğruluğu 1970'lerin başından beri kanıtlanmıştır.O conceito tem sido reconhecido desde a década de 1970.
Başındaki bir pervane sayesinde uçabilir ve düşmanlarına diken atabilir.Pode girar a sua cabeça e agarrar o inimigo.
Daha sonra Gülşen dar bir deri kıyafetin içerisinde, başında avize gibi bir aksesuarla görünür.À frente, um com túnica vermelha está sentado frente a uma escrivaninha parecendo estar a ler um livro.
Klibin başında Avril mavi bir pantolon giymektedir.No início do filme, Cinderela veste uma camisola azul até o chão.
Başında "oba" denilen ve Yoruba dilinde "kral" anlamına gelen bir yönetici bulunur.Oba (rei) - Oba significa rei ou governante, na língua yoruba.
Moğollara göre 55 Batı Tanrısının başında bulunur.A seguir, estão listados os 55 condados da Virgínia Ocidental.
1980'lerin başında emekli oluncaya değin bu görevini sürdürdü.Ele trabalhou até a sua aposentadoria no início dos anos 90.
2005-06 sezonu başında Olympique de Marseille'ya transfer oldu.Na temporada 2005-06 Cana foi jogar pelo Olympique de Marseille.
Merkezde Santa Clara’daki ordu birliklerinin başında Binbaşı Juan Almeida vardı.O major Juan Almeida Bosque comandava as forças no centro do país, baseado em Santa Clara.
Bunların başında Ala Kilise ve Direkli Kilise gelmektedir.Daí o nome da igreja e da praça em frente a ela.
Bunların başında kuşkusuz köpek ve kedi gelir.Existe em todo o mundo, onde haja cães e gatos.
Kitabın başında şu sözler yer almaktadır.As palavras interrogativas ficam no início da frase.
2007'den beri Lavallois'nın başında bulunmaktadır. ^ "France - Trainers of First and Second Division Clubs".Consultado em 20 de março de 2016 «Switzerland - Trainers of First and Second Division Clubs».
Willow'un içinde en başından beri çok büyük bir enerji vardı.No início, teve grande influência de Estêvão Silva.
Peyo 1960'ların başında bir stüdyo kurdu.Pinho se tornou treinador na década de 70.
Bu bildiri basında yayınlanmalıdır.Então, o dinheiro seria apresentado à imprensa.
Şu anda gelişmekte olan kendi şirketi Intentional Software'ın başındadır.Desde a sua criação, a empresa desenvolve software próprio.

İlgili Sayfalar