başında ile cümle
başında kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.60
BU SAYFADA CÜMLE
7
HARF
3
HECE
9
ORT. KELİME
Dolayısıyla kelime başında bulunmaz.Para nosotros, hablar no tiene valor.
1970'lerin başında öne çıkan bir Fransız pop şarkıcısıydı.Es un escultor español representativo de los años setenta hasta su muerte.
Tren, dünyada ilk kez 1800'lü yılların başında, İngiltere'de kullanılmaya başlanmıştır.Su uso se registra por primera vez en Inglaterra en el siglo XVII.
Serinin başında 11 yaşındadır.Pienso en mí misma a los 11 años.
Günümüzde her iki cinsiyette de kanserden ölümlerinin başında yer almaktadır.«Una de cada dos personas que nacen hoy en España tendrá cáncer a lo largo de su vida».
1980'lerin başında geliştirilen NetBIOS, çok küçük ağları hedef almıştı (yaklaşık bir düzine bilgisayar).Fue desarrollado en el temprano 1980 para una red de unos doce ordenadores.
1980'li yılların başında siyaset yapmayı bırakıp tekrar siyaset üzerine yazmaya başladı.Vuelta a la política Los años ochenta lo devuelven a la política.
1980'lerin başında ekonomik sorunlar belirmeye başladı.A partir de 1920 comenzaron a surgir problemas económicos.
Bu eserlerin başında şehirle ilgili çok umumi bilgiler verilir ve şehre övgü düzülür.«Mucho se ha hablado sobre el nombre de este monumento que es motivo de orgullo para la ciudad.
Bu nedenle sezon başında hiçbir kulüple anlaşmaz.No disputo minuto alguno en el club.
MAzıdağı sitesi Yerelnet Basında MazıdağıMad Season en portALTERNATIVO
2012/2013 sezonu başında Namık Altunsoy tekrar göreve getirilmiştir.Para la temporada 2013/14, Almada le dio más oportunidades.
Şehir Belediye Sarayı 20. yüzyıl başında Neo-Klasik ve Art Neuveau mimarı stilinde yapılmıştır.El edificio del ayuntamiento fue construido a finales del siglo XVIII, de estilo arte neoclásico.
2. sezonun başında diziye girmiş ve sezon sonunda da mahalleyi terk ederek diziden ayrılmıştır.Comienzan a salir al principio de la segunda temporada y se casan al final de la temporada.
1900'lu yılların başında Amerika'nın en büyük ticaret merkezlerinden biri olmuştu.Desde finales del siglo XIX, Nueva York es uno de los principales centros mundiales de comercio y finanzas.
Brian Clough'nun başında olduğu Nottingham Forest, Premier League'e yeni yükselmişti.Brian Clough llegaba a un Nottingham Forest que andaba 13º en la liga.
2002'de NSÍ Runavík takımının başında ilk kez kulüp takımı kariyerine başladı.En 1991 se tiene que hacer cargo, por un corto período, del primer equipo del club.
Her iki oyuncu oyun başında kendi tarafındaki 6 oyuğa 4 taş koyar.Cada jugador tiene a los 12 peones en la cuarta fila desde su punto de vista.
En başından beri Willow her zaman çelişki içerisinde yüzen bir karakter olmuştur.Y Silvio es una influencia desde el comienzo.
Köşe başında postahane vardı.Una volta c'era un ufficio postale all'angolo.
Mary'nin senin nüfuzun altında olduğunu başından beri biliyordum.Sapevo fin dall'inizio che Mary era sotto la tua influenza.
Bu işin böyle gitmeyeceği daha başından belliydi.Era ovvio fin dall'inizio che sarebbe andata così.
Tom bilgisayarın başında çok fazla zaman geçiriyor.Tom passa troppo tempo davanti al computer.
Kolombiyalı sürücü, kariyerinin başından beri Café de Colombia'nın sponsorluğundadır.Il pilota Colombiano è sponsorizzato sin dall'inizio della sua carriera dal marchio Cafè de Colombia.
1990'ların başında, Joanna Hoffman Pazarlama Başkan Yardımcısıydı.Durante i primi anni '90, Joanna Hoffman fu vice-presidente dell'area marketing.
Röle veya valf kullanan elektronik bilgisayarlar, 1940'ların başında ortaya çıkmaya başladı.Gli elaboratori elettronici, utilizzanti relè o valvole, cominciarono ad apparire nei primi anni 1940.
Deprem sonucunda şunu yazmıştır "Depremin ilk başında, içerideki insanlar hemen dışarı çıkmamalıdırlar.Le sue conclusioni furono che "all'inizio del terremoto, la gente nelle case non dovrebbe uscire subito.
Kariyeri 2001 yılında BZRK Records'un başındaki Dj Buzz Fuzz'a bir demo kaydı göndermesinden sonra başladı.La carriera del DJ inizia nel 2000, quando manda una demo a DJ Buzz Fuzz, capo della BZRK Records.
2002 Mart başında 1,000 kişiye ulaştılar.Radunarono più di 1.000 uomini per l'inizio di marzo del 2002.
1970'lerin başında Chris Stein Brooklyn'den New York'a taşındı.All'inizio degli anni settanta Chris Stein si trasferì da Manhattan a Brooklyn.
1990'lı yılların başında politik bir rehabilitasyona başladı.Agli inizi degli anni '90 ritornò l'instabilità politica.
Barney ile Robin, sezon başında kısa bir süreliğine çıkarlar.Lui e Robin si frequentano per un breve periodo.
Carrera 1990'ların başında dansçı olarak New Jersey eyaletinde striptiz barlarında çalıştı.Carrera ha lavorato durante i primi anni novanta come ballerina in svariati go-go bar nel New Jersey.
Altmışlı yılların başında Sovyet vatandaşlığına kabul edildi.Agli inizi degli anni sessanta le venne concessa la cittadinanza sovietica.
Ocak 2007'de, İskoçya millî takımının başındaki Alex McLeish'in yardımcılarından biri oldu.Nel gennaio 2007 è stato nominato come uno degli assistenti di Alex McLeish, per la nazionale scozzese.
Dolayısıyla kelime başında bulunmaz.Tuttavia, non mantiene la parola.
Cansın Özyosun, dizinin Ağustos başında final yapacağını belirtmiştir.Se ne presume che Trogo visse nella piena età augustea.
Timbaland'ın bhangra ritimlerine şarkının başında ve sonunda yer verildi.I bhangra di Timbaland sono all'inizio e alla fine della canzone.
1943 yılının başında direniş hareketine dahil olmuştur.Dall'autunno del 1943 prende parte alla Resistenza.
Nitekim 90’lı yılların başında Gümüş Çağı kapatan olay tekrar yaşanır.«Il diritto naturale continua, almeno da cinquant'anni a questa parte, a rinascere.
2007 yılının başında CBC mini-serisi Dragon Boys'ta oynadı.All'inizio del 2007 partecipa alla mini-serie Dragon Boys trasmessa dalla CBC.
Yaz başında hasat edilir.Si riproduce all'inizio dell'estate.
Oyunun başında takımlar tüm güçlendirmelere sahip olamazlar.Le squadre non hanno accesso a tutti i possibili miglioramenti all'inizio del gioco.
Dr. Dolittle filminde az olarak filmin başında sesi geçiyor.È stata anche inserita nella colonna sonora del film Il dottor Dolittle.
Bu iki birimin başında da birer müdür ya da direktör yardımcısı yer almaktadır.In aggiunta ai capi citati sopra, il presidente di missione ha due o più assistenti.
Dekorlu zencefilli evlerin yapılma geleneği 1800'lerin başında Almanya'da başladı.La tradizione di produrre casette decorate di pan di zenzero nacque in Germania agli inizi del 1800.
Çad halkı, dimdik ve işinin başında!Popolo del Ciad, in piedi e al lavoro!
Hesse, Ethelyn Honig’e bir mektubunda, bir kadının “başından dezavantajlı” olduğunu ortaya koyuyor.Rivela, in una lettera a Ethelyn Honig (1965), che una donna è "svantaggiata sin dall'inizio ...
Serinin 2006 başından bu yana üretimi artık değil.Questa versione non è più disponibile per l'acquisto dal 2014.
Bunun üzerine 1920'lerin başında New York'a taşındı.Alla fine emigrò a New York nei primi anni '20.
Çünkü ta başlangıçta, başlangıçların başında, doğada kara diye bir şey yoktu, bir evlek toprak bile yoktu.Per gli Apache, all'inizio dei tempi non esisteva nulla, ovunque era buio.
Fakat aralık ayının başından itibaren plan tamamen terk edildi.Alla fine ai primi di maggio il piano fu abbandonato.
Ama başından beri bu evlilikten memnun değildi.Fu un matrimonio infelice fin dall'inizio.
Yaz sonuyla sonbaharın başında olgunlaşır.Fruttifica a fine estate-inizio autunno.
Sürekli basında sosyopolitik ve tarihi-felsefi konularda 100'den fazla makalenin yazarıdır.È autore di oltre 100 articoli in Stampa periodica di argomento pubblico-politico e storico-filosofico.
Lirik şiirleri ve halkçı yazıları periyodik basında düzenli olarak yayınlanmaktaydı.Le sue poesie liriche e gli articoli venivano regolarmente pubblicati sui periodici.
1600'lerin başından 1700'lere kadar geçen süre Fransız edebiyatının yüksek dönemi olarak düşünülür.Importante fino al 1700 è anche l'orologeria inglese.
Ertesi sezonun başında bacağı kırıldığından bir süreliğine takımdan ayrı kaldı.È costretta a saltare il resto della stagione a causa di un piede rotto.
Joannes'im ölümünden üç gün sonra, Aëtius büyük bir Hun ordusunun başında geri döndü.Tre giorni dopo la morte di Giovanni, Ezio arrivò con un grosso contingente unno.
Oyunun başında her eyalet küçük bir köy gibidir.All'inizio ogni provincia è come un piccolo villaggio che il giocatore gestisce.