başında ile cümle
başında kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.60
BU SAYFADA CÜMLE
7
HARF
3
HECE
9
ORT. KELİME
Aslında her şey başından beri planlıdır.Sie plante alles von vornherein.
Bouzes, bu sefer döneminin başında Hierapolis'te konuşlandırıldı.Bouzes war zu diesem Zeitpunkt in Hierapolis stationiert.
1948'de ise Ferro Carril Oeste'nin başında bulundu.1948 trainierte er den seinerzeitigen Zweitligisten Ferro Carril Oeste.
Benn yılın henüz başında Berlin'deki bir hastahanede bir süre bakım altına alınır.Den Nachrufen zufolge aber erlag er einem längeren Leiden in einem Berliner Krankenhaus.
Bazılarının başında da beyazlıklar vardır.Einige haben auch weiße Zeichnungen.
Türkiye, 2006 yılının başından itibaren karasal sayısal yayına geçmiş durumda.Die Serie erscheint seit Anfang 2006 in Spirou.
Dizinin başında Gabi iş aramak için Josh'ın evine gelir.Am Treffpunkt findet sie Josh vor.
Başından beri Hitler’in en sadık adamlarından olmuştu.Hier hatten wir von Anfang an die treuesten Fans.
İlk ölüm yıldönümünde boş mezarı başında anma töreni gerçekleştirildi.Anfangs fand die Trauerfeier bei jedem Wetter am offenen Grab statt.
Başında hâlâ saçları var.Auf ihrer Oberseite finden sich vereinzelte Haare.
1970'lerin başında Chris Stein Brooklyn'den New York'a taşındı.Ende der 70er Jahre zog Steve Coleman nach New York.
Birimin başında Prof. Dr. Altan Atalay bulunmaktadır.Der im Publikum sitzende Dr. Helder wird geholt.
Sonbaharda tropikal Afrika'ya göçer ve Nisan sonu ya da Mayıs başında geri döner.Diese Art zieht im Juli nach Afrika und kommt Ende April oder Anfang Mai wieder in ihre Brutgebiete.
1990'ların başında, Joanna Hoffman Pazarlama Başkan Yardımcısıydı.In den frühen 1990er Jahren war Hoffman Vice President of Marketing bei General Magic.
1960'lı yılların başında polis olarak görev yaptı.Er arbeitete ab 1960 als Polizist.
Şirket 1920'lerin başında 1 milyon dolar yıllık cirosu vardı.Das Unternehmen expandierte und hatte Anfang der 1920er Jahre einen Jahresumsatz von 1 Mio. US-$.
Logaritma 17. yüzyılın başında John Napier tarafından hesaplamaları kolaylaştırmak için oluşturuldu.Der Begriff Logarithmus wurde von John Napier im frühen 17. Jahrhundert geprägt.
Halen Nintendo Entertainment Analysis and Development kuruluşunun başındadır.Er wurde der Abteilung Nintendo Entertainment Analysis & Development zugeordnet.
Şubat ayı başında karlar erimeye başladı.Anfang Februar begannen die Männer, sich auf eine Überwinterung vorzubereiten.
1977-78 sezonu başında, National Hockey League takımlarından Detroit Red Wings'in antrenörlüğüne getirildi.In der Saison 1967/68 lief er erstmals für die Detroit Red Wings in der National Hockey League auf.
Cameo olaraksa Ellen DeGeneres'in sesi filmin başında geçmektedır.Durch den Abend führte Ellen DeGeneres.
2015 yılının başında Asla Vazgeçmem dizisinde oynamıştır.Im Laufe der Saison 2015 kam er zu Beginn stets zum Einsatz.
Ayrıca başında da siyah şeritler vardır.Auch auf ihnen sind schwarze Flecken.
20. yüzyılın başında k.u.k.Zu Beginn des 20. Jahrhunderts wurden in der k.u.k.
Bosch, başından beri büyük ölçüde mesleki eğitimi teşvik konusunda endişeliydi.Von Anfang an war Bosch die Aus- und Weiterbildung seiner Mitarbeiter ein besonderes Anliegen.
Şimdilerde festival, Ocak ayı sonu veya Şubat ayının başında başlatılıp, 10 gün boyunca sürdürülmektedir.Das Festival findet jeweils Ende Juni/Anfang Juli statt und dauert elf Tage.
1980'lerin başındaki seçim kampanyasında Yeşiller Partisi'ne destek verdi.Seit Gründung der Partei Die Grünen 1980 unterstützte er die politische Arbeit der Partei.
Yaratılışın başında İsten ile birlikte o da vardır.(Auch: Teabagging) Template Siehe Build.
Bu gelişmeler 2009'un başında tamamlanacaktır.Diese Standards wurden Anfang 2009 eingeführt.
Birçok ülkede direksiyon başındayken elde cep telefonu kullanımı kanunen yasaktır.Die zulässige Höchstgeschwindigkeit für das Fahren mit Ketten ist in vielen Ländern gesetzlich geregelt.
Rita yine iş başındadır.Jacques nimmt seinen Dienst wieder auf.
2 Milyon yıl önce Pleistosen zamanın başından beri intermontan havzanın yükselmesi meysana gelir.Seit Beginn des Pleistozän vor zwei Millionen Jahren hat eine Hebung der intermontanen Becken eingesetzt.
2009 yılı başında hizmete girmiştir.Er stellte Ende 2009 seinen Dienst ein.
If clause cümlenin başında ise, genellikle virgül ile ayrılır.Der Hauptakzent liegt im Satz auf dem Rhema, meistens gegen Ende des Satzes.
Başında "d" bulunan ekler "t"ye dönüşmez.Sie haben nicht wirklich den Buchstaben "R".
2011'de Libya İç Savaşı'nda Libya Özel Güçleri'nin başındaydı.Er war bis zum Bürgerkrieg in Libyen 2011 der Armeechef der Streitkräfte Libyens.
103 kez ulusal takımda yer aldı, 50 kez Alman millî takımının başında kaptan olarak sahaya çıktı.Er spielte 100 mal in der DDR-Nationalmannschaft und 50 mal in der deutschen Nationalmannschaft.
1990'ların başında bu resim, Fransa’da 100 franklık paraların üzerine işlenmiştir.Anfang der 1970er Jahre wurden solche Bilder noch mit umgerechnet etwa € 10.000,- gehandelt.
Jones 70'li yılların başında Alaska Anchorage'de yaşayan çocuklarına yakın olmak için oraya taşınır.Jones zog Anfang der 1970er Jahre nach Anchorage, um ihren Kindern, die dort lebten, näher zu sein.
1945 başında, Dachau toplama kampına transfer edildi.1941 wurde er in das Konzentrationslager Dachau verlegt.
Kariyerinin başında tipik birkaç politik ve askeri görevde bulundu.Während seiner militärischen und politischen Laufbahn wurde er mehrfach ausgezeichnet.
Güney Afrika dünya genelinde suç oranlarının en yüksek olduğu ülkelerin başında gelmektedir.Südafrika weist die höchste Rate an Vergewaltigungen in der Welt auf.
Müzikal anlamdaki bilinen ilk çalışmaları 1980’lerin başından itibaren ortaya çıkmaya başlar.Dieser „Endkampf“ würde, wie eingangs geschildert, um 1980 herum stattfinden.
Savaşın başında zaferler kazanmasına rağmen, 1632’de Lützen Savaşı sırasında öldü.Das Vorhaben wurde letztlich durch seinen Tod 1632 in der Schlacht bei Lützen vereitelt.
Kuomintang ve komünistler arasındaki ortaklık en başından beri bir düştü.Zu Beginn der japanischen Besetzung standen sich Kommunisten und Kuomintang unversöhnlich gegenüber.
Roma'da en çok gelişmiş teknolojilerin başında su gücüne dayalı değirmenlerin kurulması vardı.In seiner Bank gab es trotz modernster Sicherheitstechnik einen mysteriösen Einbruch.
Testere yine iş başındadır.Sie untersucht die Leiche noch einmal genau.
2000'li yılların başından beri K-1 kategorisinde yarışmaktadır.Seit einigen Jahren zählt das Rennen zur UCI-Kategorie MJ2.1.
Paylaşılacak ülkelerin başındaki ülkelerden biri Litvanya'ydı ve Almanya'ya terk edilmişti.Weitere auch in Deutschland bekannte Singles waren You Belong to the City und I’ve Got Mine.
İslam'ın ilk yıllarında kocası ile Muhammed'e açıktan cephe alan kişilerin başındaydı.Zusammen mit seinen Verwandten gehörte er in der Anfangszeit des Islam zu den Feinden von Mohammad.
Su ve kanalizasyon işleri 2009 yılı başında tamamlanmıştır.Anfang 2009 wurden Reinigungs- und Instandsetzungsarbeiten durchgeführt.
Bu, onun yaptığı yeniliklerin başındadır.Was sie dort tut (Handlung und Absicht).
İlk teknik direktörlüğünü ise 2008-09 sezonunda Samsunspor'un başında yapmıştır.Dort übernahm er zu Beginn der Spielzeit 2008/09 das Amt des Ersatzkapitäns.
İnsan kılığında ve ocak başında bulunan bir ruhtur.Wiebke Koch-Mertens: Der Mensch und seine Kleider.
Celali takviminde yılbaşı Norous (Nevruz) olarak anılır ve ilkbaharın başında kutlanır (20 veya 21 Mart).Das Jahr beginnt mit dem Frühlingsanfang نوروز (naurúz) am 20. oder 21. oder 22. März.
1980'lerin başında ekonomik sorunlar belirmeye başladı.Anfang der 1990er Jahre ergaben sich finanzielle Probleme.
Ekim 2014 başından Temmuz 2015 sonuna kadar Kuzey Atlantik Konseyi'nin en kıdemli üyesi olarak görev yaptı.Darüber hinaus war er vom 1. Oktober 2014 bis Ende Juli 2015 Doyen des Nordatlantikrats.
16. yüzyılın başında Trabzon’da dünyaya geldi.Diese dürfte Anfang des 16. Jahrhunderts in Bozen entstanden sein.
1985'in başında Galeano Montevideo'ya döndü.1985 kehrte Galeano nach Uruguay zurück.
Başından geçen bir evlilikten sonra, Amerika'ya yerleşir.Durch eine Heirat mit ihm könnte sie in Amerika neu anfangen.