başında ile cümle

başında kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.
60
BU SAYFADA CÜMLE
7
HARF
3
HECE
8
ORT. KELİME
Horoz, 1960'ların başından 1980'lere kadar Vasylkiv'deki majolika fabrikasında üretildi.[1]The rooster was produced at the maiolica factory in Vasylkiv from early 1960s to 1980s.[2]
Başkan Sucre, başından ve sağ kolundan yaralanan bir saldırıya mağruz kaldı.President Sucre himself suffered an attack that injured him in the head and in the right arm.
Kalıntılar, 1840'ların başında İngiliz gezgin Charles Fellows tarafından keşfedildi.The ruins were rediscovered by British traveller Charles Fellows in the early 1840s.
Teannaki, Temmuz 2015 itibarıyla Ulusal İlerici Parti'nin başındaydı.Teannaki was at the helm of the National Progressive Party as of July 2015.
Sodyum iyon pil gelişimi 1970'ler ve 1980'lerin başında gerçekleşti.Sodium-ion battery development took place in the 1970s and early 1980s.
1920'lerin başında kocasını terk etti ve bir Fransız kabaresinde çalıştığı Beyrut'a taşındı.In the early 1920s she left her husband and moved to Beirut where she worked in a French cabaret.
1880'lerin başında Harriet E.In the early 1880s Harriet E.
RAT 2008'de geliştirilmiş olmasına rağmen, 2012'nin başında yaygınlaşmaya başladı.Although the RAT was developed back in 2008, it began to proliferate at the start of 2012.
Bilimsel Raporlar, basındaScientific Reports, in press
Bu tip raybalarda kesici kenarlar neredeyse raybanın en başından sonuna kadar uzanır.They are fluted almost their whole length.
1986 yılı başından itibaren Eğitim, Çalışma ve Sosyal İşler Bakanı olarak görev yaptı.From the beginning of 1986, he was Minister of Education, Labour and Social Affairs.
Hey sen ! Havuz başında koşmak yok !Hey du! Renn nicht um den Pool herum!
Köşe başında bir meyhane var.Da ist eine Kneipe um die Ecke.
Tom başından beri sürpriz parti hakkında biliyordu.Tom wusste schon die ganze Zeit von der Überraschungsparty.
Tom, şefinden bir maaş artışı istedi ancak o, onu başından savdı.Tom bat seinen Chef um eine Gehaltserhöhung, aber der erteilte ihm eine Abfuhr.
Yetkili, başvuru sahibini birkaç kuru sözcükle başından savdı.Die Behörde erteilte dem Antragsteller in dürren Worten eine Abfuhr.
Bana her şeyi en başından anlatmadıkça sana güvenmeyeceğim.Solange du mir nicht alles ganz von Anfang an erzählst, vertraue ich dir nicht.
Bu çılgın dünyada aklı başında olmayı istemek bile başlı başına bir çılgınlıktır.In einer irrsinnigen Welt vernünftig sein zu wollen, ist wiederum ein Irrsinn für sich.
Başından geçenleri kitaplaştırmak istiyor.Sie möchte ihre Erlebnisse in einem Buch veröffentlichen.
Basında Randy Andy (bir anlamda: kösnül Andy) olarak tanımlandı.In der Presse wurde er als Randy Andy (etwa: geiler Andy) bezeichnet.
1990'ların başında, Başbakan Alassane Ouattara'ya Teknik Danışman olarak çalıştı.In den 1990er arbeitete er als Technischer Berater unter Premierminister Alassane Ouattara.
Çad halkı, dimdik ve işinin başında!Tschadisches Volk aufrecht und am Werk!
Windows Live OneCare 1.5'in beta sürümü Ekim 2006'nın başında Microsoft tarafından yayımlandı.Die Betaversion von Windows Live OneCare 1.5 wurde im Oktober 2006 von Microsoft veröffentlicht.
Caroline ile başından beri bir ilişki yaşamaktadır.Er ist zu Beginn mit Caroline liiert.
Altıncı sezon başından bu yana, Ellen Yüksek çözünürlüklü yayın yapmaktadır.Seit Anfang der sechsten Staffel wird Ellen in High Definition Television ausgestrahlt.
Litvanya'daki yerleşimlerinin en başından beri Lipka Tatarları olarak bilinmektedirler.Von Anfang an waren die Tataren in Litauen als Lipka-Tataren bekannt.
Bunların başında "challenge"lar gelmektedir.Dazu gibt es die Herausforderungen, „Challenge“ genannt.
2005 yılı başında Beckenbauer, UEFA başkanlığı için aday olacağını açıkladı.Beckenbauer kündigte Anfang 2005 an, bei der nächsten Wahl um das Präsidentenamt der UEFA zu kandidieren.
Masanın başında oturan bir adam, tepsiden aldığı tabakları konuklara uzatmaktadır.Ein an der Stirnseite der Tafel sitzender Mann reicht die Teller an die Gäste weiter.
1890'ların başında New York tren istasyonlarında 4,000'in üzerinde satış makinesi vardı.Allein auf New Yorker Bahnhöfen standen Anfang der 1890er Jahre über 4.000 ihrer Automaten.
Her ülke oylamanın başında birer 12 puan almıştır, yani hiçbir ülke yarışmaya sıfır puan ile başlamamıştır.Alle Länder erhielten zu Beginn 12 Punkte, weshalb kein Land 0 Punkte erreichen konnte.
Oyun başında her kuyuda 4 taş bulunur.Zu Beginn des Spieles sind in jeder Mulde 4 Steine.
Kürmez Han bunların başında bulunur.Dort wird sie bald von Archi gefunden.
Başında kova vardır.Etwas schwer im Leder.
Catherine Hardwicke filmin gelişim aşamasının başında yönetmen olarak katıldı ancak sonradan çekildi.Zunächst wurde Catherine Hardwicke als Regisseurin gewonnen, zog sich aber später wieder zurück.
Konferansın başında iki öneride bulundu.Im Vorfeld der Konferenz standen sich zwei Richtungen gegenüber.
Bana aklı başında birisini gönder.Nachlass einer beachtl.
Michael mezarı başında kemanı ile Benedetto Marcello'dan ağır bir parça çaldı.Er spielte am Grab auf seiner Bratsche ein Largo von Benedetto Marcello.
Maçın başında Orton, Wyatt'a RKO denedi ve Wyatt, ringin dışına çıktı.Schon am Anfang des Matches versuchte Orton, den RKO anzusetzen, doch Wyatt rollte sich aus dem Ring.
İlçe yönetiminin başında kaymakam bulunmaktadır.Die Fraktionsführung sitzt auf jeden Fall vorne.
Başında ise Hüsamettin (Ertürk) Bey bulunmaktaydı.Es gab (bereits) eine Ziegelei auf der Gemarkung.
2011 yılının başında, Brawn ve Nick Fry'ın yeni takımda 24.9% oranında payı bulunuyordu.Gemeinsam mit Ross Brawn hält Fry einen Anteil von 24,9 % am Team.
Olay uluslararası basında yer buldu.Der Unfall wurde in der internationalen Presse thematisiert.
2013'ün başında ayrılıklarını açıklamışlardır.Das Paar gab Anfang 2013 seine Trennung bekannt.
Kelime başında ğ sesi yer almaz.So tritt sie etwa bei Vorsatz nicht ein.
İslâm dininde iman esaslarının başında Allah'a iman gelir.Als ehrwürdige Dienerin Gottes darf sie seitdem von den Gläubigen verehrt werden.
Yüzyıl başında nüfusu hemen hemen bir milyona yakındı.Um die Jahrhundertwende betrug die Einwohnerzahl nahezu eine Million.
Kanada vaşağının çiftleşme zamanı Mart başında başlar, Nisan başı ve ortasına kadar devam eder.Die Paarungszeit des Kanadischen Luchses beginnt Anfang März und dauert bis Anfang/Mitte April.
Bu kilisenin inşaatı ve kullanıma açılması en başından beri yoğun tepkilere neden olmuştur.Der Bau und die Gestalt der Kirche waren anfangs umstritten.
Pitrelli, 1980'li yılların başında Boston'daki Berklee College of Music'e katıldı.Al Pitrelli besuchte Anfang der 1980er Jahre das Berklee College of Music in Boston.
1943 yılının başında direniş hareketine dahil olmuştur.Er gehört ab 1943 der Résistance an.
Eğer oyunun başında açılırsa, kart ortaya atılır ve yeni kart seçilir.Wer als erstes dieses Ziel erreicht, bekommt die Karte und die nächste Karte wird aufgedeckt.
Her ay başında, Semerkand âlimlerini çağırarak onlarla sohbet ederdi.Der Mond jedoch brachte ihr von jeder Delikatesse etwas mit.
Hazar en başından itibaren bu fikre karşı çıkar.Der Menschenscheue sträubt sich anfänglich dagegen.
Başında komik bir başlığı vardır.Am Kopf befindet sich ein heller Augenstreif.
Maçın başındaki heyecanımı yendim ve elimden geleni yaptım açıklamalarında bulundu.Ich will Spaß haben beim Contest und gebe mein Bestes.“.
O 1990'ların başında Fransa'ya taşındı.Anfang der 1990er-Jahre ließ er sich in Frankreich nieder.
Kosova ile Sırbistan arasında çözülmesi gereken konuların başında gelmektedir.Sie wollten so die Aufnahme von Verhandlungen zwischen Kosovo und Serbien verhindern.
Mülûk Bâvendîyye’den “Şehrîyâr” bu dâvete icâbet edenlerin başında gelmekteydi.Sie stammte aus Borstel (Verden), einem Stadtteil der Stadt Verden (Aller) in Niedersachsen.
Ölümü yeneceğine dair annesinin mezarı başında yemin eder.Am Grabe ihres Vaters schwört sie Rache.

İlgili Sayfalar