başına ile cümle

başına kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.
60
BU SAYFADA CÜMLE
6
HARF
3
HECE
9
ORT. KELİME
Her 1 ton başına 2000 pound düşüyor, veya ton başına 2000 pound diyebiliriz.There are 2,000 pounds for every 1 ton, or you could just say 2,000 pounds per ton.
Şimdi eğer 3/2 ton kere 2000 ton başına pound'u çarparsak, tonlar birbirini götürür.Now, if we multiply 3/2 tons times 2,000 pounds per ton, what'll happen is that the tons cancel out.
Kendi başına ayakta durmuyor. .RlGHT. >>: IT'S NOT FREE-STANDlNG. >>: IT'S NOT.
Grup başına düşen meyveye toplam meyveyi bölüyoruz.Divide it by how many fruit we have per group.
Bu durum, bir hayvanın hayatı boyunca başına gelen şey değildir.This isn't what happens over the course of an animal's lifetime.
Çukurda tek başına durduğunda hayatta kalabilirsen, iyisin, geçtin.When you're standing in a trench all alone, if you could have survived, you're okay, you've passed.
Bence bekarlık başına vurmuş! kıskanıyorsun! kimin umrunda ! o da ne?I think you want to marry too much you are getting crazy! you are jealous who cares what's that?
Dediğim gibi hücre başına 10 ila 50 arası kloroplastımız var.But you'll have 10 to 50 of these chloroplasts right here.
Metre başına 100 santimetre var.There's 100 centimeters per meter.
Böylece diyebiliriz ki 422 desigram çarpı her desigram başına 100.. ..miligram.So we could just say 422 decigrams times 100 milligrams per decigram.
Peki gram başına kaç desigram var?And how many decigrams are there per gram?
1 gram 1000 miligram'a eşit, bu yüzden.. ..gram başına 1000 miligram diyebiliriz.1 gram is equal to 1,000 milligrams, so we could say times 1,000 milligram per gram.
Prenses'in başına bir şey gelmez, değil mi?Do you think she is all right?
Park Hae Yeong basın konferansını tek başına yürütüyor.Park Hae Young is talking alone at the press conference.
Ve biz kilo başına 16 gram olduğunu zaten biliyorsunuz.And we know already that there are 16 ounces per pound.
Yani 1 kilo başına 16 gram vardır.So there are 16 ounces per 1 pound.
Veya 1 / 16 ons başına pound var diyebiliriz.Or you could say there's 1/16 of a pound per ounce.
Bu özelliklerinle de kendi başına iyi idare edebilirdin.With your specs you could do well on your own.
Bunu kendi başına yapamıyor musun?Can't you do that on your own?
Her 1 metre başına 100 santim düştüğünün farkındayız.Or there are thirty six inches for every one yard.
Git, maymunun sırtına atla, evine git, dinlen, insanların da başına bela açılmasın, olmaz mı?Jump on the monkey's back, go back, chill out, hundreds will be fine. OK?
Dhobi'nin başına gelen de bu. Bir de dhobi hikayesi var.No but that happens with the dhobi. -there's a dhobi story.
Tanımlar hep galon başına mil şeklinde.Miles per gallon is the way we present things.
O zaman, 2x artı y eşittir 6. x'i tek başına bırakmak istiyoruz.We have 2x plus y is equal to 6. We want the relationship in terms of x.
Başlı başına bir olay olurdu, müthiş değil mi?"It would be a whole thing.
Tek başına hepimizi nasıl yeneceksin ?How can you do this all alone ?
Görevi biliyorsunuz ! derhal iş başına !You know the task! per job immediately!
Sonra dağıtılır, ki dağıtım başlı başına büyük bir olay.It's then distributed, and distribution is a massive issue.
Acıyor, sızlıyor... ...ve başına buyruk davranıyor.It hurts, it's numb, and it's out of my control.
Amerika'nın başkanının başına başkanlığının ilk gününde ne gelmişti?What happens to American presidents at 0400 on inauguration day?
William Jefferson Clinton'ın başına neler geldi?What happened to William Jefferson Clinton?
"Bu kimin başına geliyor...bunun kurbanı kim?""who is the one who this is happening to...who is the victim of this?"
Birinci yıldaki fiyat kilo başına 50 kuruştu.So the price in year one is 50 cents a pound. So this will give me, 1091.
Ocak 2000'de, fiyatı 10000 dolardı veya gün başına 27 dolar.In January 2000, the price was 10,000 dollars, or 27 dollars a day.
Bugün gün başına 50 sentten daha ucuz.Today it's less than 50 cents a day.
Ve ilginç olan bu fiyat dakika başına iki dolardan fazlayken sadece 1990 yılıydı.And what's interesting is that it was just 1990 when it was more than two dollars a minute.
Birçok durumda dakika başına yedi sent.It's seven cents a minute, in many cases.
Aklın başına şimdi mi geldi?Only now did you return to your senses?
HaNi yine başına bela arıyor.Oh Ha Ni is out looking for trouble again.
Ve kim, saf aşkın başına gelecekleri bilebilir?And who knows what's in store for raw love?
Bu durumda, kabaca yapılan her işlem başına 1/1000, veya işlem tutarının % 0.1'ini kazanıyorlar.So in this situation, they make roughly about 1/1000 of the transaction or 0.1%.
Başarmazsan ve geri dönmezsen, başına gelecekleri görürsün!If you don't and come back anyway, watch what will happen to you!
Tek başına nereye gitmeye çalışıyordun?Where were you trying to go, all by yourself?
Al Gore dünyayı değiştirmek üzere yola çıktığında bunu tek başına yapmadı.So when Al Gore set out to change the world again, he didn't do it by himself.
Bilim insanları şimdi yazı tahtalarının başına dönmeli-Scientists now have to go back to the drawing board - As though we're sitting up in our office,
Kendi başına takip ettiği tek şey aslında aktivite. Onu bile tam anlamıyla yapmıyor.The only thing it really tracks by itself is activity, and even then, it's not complete.
Neden tek başına kaçıp geldin buraya?So why are you leaving on your own?
Üç kızın yalnız başına plaja gitmelerine nasıl izin verebilirsiniz?!How could you allow three girls to go to the beach alone?!
Senin kendi başına çalışman gerek. kim sana öğretmeni soruyor?You're supposed to study on your own! Who are you asking to teach you?!
O zaman tekrar ikisini böyle yalnız başına bırakmak konusunda emin değilim.Then again, I don't know if we should leave those two alone like that.
Bana "Willard, benim evi bir topluiğne başına kondurabilir misin?" dedi.And he says to me "Willard, can you put my house on a pinhead?"
Eve gittim, mikroskopun başına geçtim, bir cam parçasını ezdim, camı ezdim.I went home, went underneath the microscope, and I crushed up a piece of glass, crushed it up.
Onlar, ev imalathaneleri oluyorlar, narin, tek başına insanlar.They're our cottage industries. They are vulnerable, single people.
Sadece kitaplar, kitaplar tek başına bireyler tarafından yazılırlar, hiçbir şeyi değiştiremez.Books alone, books written by lone individuals, are not going to change anything.
Hepimizin oldukça kuşkuyla yaklaştığı bir şey tek başına liderler.Well, one thing that we're all very suspicious of is individual leaders.
Derek'in başına bir çiçek yerleştirdikten sonra, Cyndie çaresizlikle kendini yere atıyor.Cyndie throws herself on the floor in his room in despair after placing a flower near his head.
Bu nedenle onu tek başına bir madde olarak ele aldım.That was why I put it as a single point up there.
Kuzey Kutbu'na ise ben dahil... ...sadece 4 kişi kayakla tek başına yolculuk yaptı.Including me, only four people have skied solo to the North Pole.
Kimse Kuzey Buz Denizi'ni kendi başına geçmemişti.No one has made a complete crossing of the Arctic Ocean on their own.
2000 yılında 2 Norveçli takım olarak bunu yapsa da kimse tek başına yapmadı.Two Norwegians did it as a team in 2000. No one's done it solo.
İlgili Sayfalar