başıma ile cümle
başıma kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.60
BU SAYFADA CÜMLE
6
HARF
3
HECE
9
ORT. KELİME
Sorunlarınıza, yükünüze, davalarınıza ben tek başıma nasıl katlanabilirim?Miképen viselhetném én egymagam a terheiteket és a ti bajaitokat és a ti pereiteket?
Sorunlarınıza, yükünüze, davalarınıza ben tek başıma nasıl katlanabilirim?Một mình ta làm thế nào mang lấy trách nhiệm và gánh nặng về điều tranh tụng của các ngươi?
Sorunlarınıza, yükünüze, davalarınıza ben tek başıma nasıl katlanabilirim?Một_mình ta làm thế_nào mang lấy trách_nhiệm và gánh nặng về điều tranh_tụng của các ngươi ?
Sorunlarınıza, yükünüze, davalarınıza ben tek başıma nasıl katlanabilirim?Pero, ¿cómo podré llevar yo solo vuestras preocupaciones, vuestras cargas y vuestros pleitos
Sorunlarınıza, yükünüze, davalarınıza ben tek başıma nasıl katlanabilirim?Wie kann ich allein solche Mühe und Last und Hader von euch ertragen?
Sorunlarınıza, yükünüze, davalarınıza ben tek başıma nasıl katlanabilirim?πως θελω δυνηθη εγω μονος να βαστασω την ενοχλησιν σας και το φορτιον σας και τας αντιλογιας σας;
Sorunlarınıza, yükünüze, davalarınıza ben tek başıma nasıl katlanabilirim?как же мне одному носить тягости ваши, бремена ваши и распри ваши?
Sorunlarınıza, yükünüze, davalarınıza ben tek başıma nasıl katlanabilirim?Как ще мога аз сам да нося тая тегоба - вас, и товара от вас и вашите препирни?
Sorunlarınıza, yükünüze, davalarınıza ben tek başıma nasıl katlanabilirim?איכה אשא לבדי טרחכם ומשאכם וריבכם׃
Sorunlarınıza, yükünüze, davalarınıza ben tek başıma nasıl katlanabilirim?كيف احمل وحدي ثقلكم وحملكم وخصومتكم.
Sorunlarınıza, yükünüze, davalarınıza ben tek başıma nasıl katlanabilirim?但 你 們 的 麻 煩 、 和 管 理 你 們 的 重 任 、 並 你 們 的 爭 訟 、 我 獨 自 一 人 怎 能 擔 當 得 起 呢
Sorunlarınıza, yükünüze, davalarınıza ben tek başıma nasıl katlanabilirim?但 你 們 的 麻煩 、 和 管理 你 們 的 重任 、 並你們 的 爭訟 、 我獨自 一 人 怎 能 擔當 得 起 呢
Soyledikleri dogruymus, fakat kendi basima gelinceye kadar inanmiyordum.C'est vrai ce qu'on dit, mais je ne le croyais pas tant que ça ne m'était pas arrivé.
Soyledikleri dogruymus, fakat kendi basima gelinceye kadar inanmiyordum.Čo hovoria, je pravda, a ja som tomu neveril, kým sa to nestalo aj mne.
Soyledikleri dogruymus, fakat kendi basima gelinceye kadar inanmiyordum.Dar banii nu pot cumpăra fericirea."
Soyledikleri dogruymus, fakat kendi basima gelinceye kadar inanmiyordum.Đúng như những gì người ta nói, nhưng mãi cho đến khi nó xảy đến với tôi thì tôi mới tin.
Soyledikleri dogruymus, fakat kendi basima gelinceye kadar inanmiyordum.Es stimmt, was man sagt, aber ich habe es einfach nicht geglaubt, bis es mir selbst passierte.
Soyledikleri dogruymus, fakat kendi basima gelinceye kadar inanmiyordum.Es verdad lo que dicen, y no lo creí hasta que me ocurrió a mi.
Soyledikleri dogruymus, fakat kendi basima gelinceye kadar inanmiyordum.Igaz, amit mondanak, én sem hittem el, amíg meg nem történt velem.
Soyledikleri dogruymus, fakat kendi basima gelinceye kadar inanmiyordum.Ik geloofde het niet totdat het mij overkwam, maar het is waar: met geld koop je geen geluk.
Soyledikleri dogruymus, fakat kendi basima gelinceye kadar inanmiyordum.돈으로 행복을 살 수 없다는 말을 지금까지는 믿지 않았는데
Soyledikleri dogruymus, fakat kendi basima gelinceye kadar inanmiyordum.Mám deprese. Je to pravda. Nevěřil jsem, dokud se mi to nestalo:
Soyledikleri dogruymus, fakat kendi basima gelinceye kadar inanmiyordum."Mas o dinheiro não compra felicidade". E ele disse: "Não.
Soyledikleri dogruymus, fakat kendi basima gelinceye kadar inanmiyordum.Olen masentunut."
Soyledikleri dogruymus, fakat kendi basima gelinceye kadar inanmiyordum.Ternyata betul apa yang mereka katakan, dan saya tidak percaya sampai hal itu terjadi kepada saya.
Soyledikleri dogruymus, fakat kendi basima gelinceye kadar inanmiyordum.To prawda co mówią, a ja nie wierzyłem aż to nie spotkało mnie.
Soyledikleri dogruymus, fakat kendi basima gelinceye kadar inanmiyordum.Είναι αλήθεια αυτό που λένε, και δεν το πίστευα μέχρι μέχρι που μου συνέβη.
Soyledikleri dogruymus, fakat kendi basima gelinceye kadar inanmiyordum.В депресия съм. Вярно е онова, което казват, а не го вярвах, докато не ми се случи.
Soyledikleri dogruymus, fakat kendi basima gelinceye kadar inanmiyordum.Те, що говорять всі, це правда. Але я не вірив в це поки, воно зі мною не трапилось.
Soyledikleri dogruymus, fakat kendi basima gelinceye kadar inanmiyordum.Это правда, я это слышал, но я не верил, пока это не случилось со мной.
Soyledikleri dogruymus, fakat kendi basima gelinceye kadar inanmiyordum.זה נכון מה שכולם אומרים ואני לא האמנתי לזה עד שזה קרה לי
Soyledikleri dogruymus, fakat kendi basima gelinceye kadar inanmiyordum.ان ما يقال حقيقة ولكنى لم اصدقها حتى حدثت لى
Soyledikleri dogruymus, fakat kendi basima gelinceye kadar inanmiyordum.お金では幸せは買えないんだ」と
Suçluysam, vay başıma! Suçsuzken bile başımı kaldıramıyorum, Çünkü utanç doluyum, çaresizim.내가 악하면 화가 있을 것이오며 내가 의로울지라도 머리를 들지못하올 것은 내 속에 부끄러움이 가득하고 내 환난을 목도함이니이다
Suçluysam, vay başıma! Suçsuzken bile başımı kaldıramıyorum, Çünkü utanç doluyum, çaresizim.אם רשעתי אללי לי וצדקתי לא אשא ראשי שבע קלון וראה עניי׃
Suçluysam, vay başıma! Suçsuzken bile başımı kaldıramıyorum, Çünkü utanç doluyum, çaresizim.ان اذنبت فويل لي. وان تبررت لا ارفع راسي. اني شبعان هوانا وناظر مذلتي.
Suçluysam, vay başıma! Suçsuzken bile başımı kaldıramıyorum, Çünkü utanç doluyum, çaresizim.我 若 行 惡 、 便 有 了 禍 . 我 若 為 義 、 也 不 敢 抬 頭 、 正 是 滿 心 羞 愧 、 眼 見 我 的 苦 情
Suçluysam, vay başıma! Suçsuzken bile başımı kaldıramıyorum, Çünkü utanç doluyum, çaresizim.我 若 行惡 、 便有 了 禍 . 我 若為義 、 也 不 敢 抬頭 、 正 是 滿心 羞愧 、 眼 見 我 的 苦情
Su kayağında tek başıma-Bagaimana keadaanmu? Semuanya saya lakukan sendiri.
Su kayağında tek başımaSozinho, todo mundo olhando, e espiando para ver se alguém mais iria aparecer
Sular boğacak kadar kuşattı beni, Çevremi enginler sardı, Yosunlar dolaştı başıma.(2:6) Les eaux m`ont couvert jusqu`à m`ôter la vie, L`abîme m`a enveloppé, Les roseaux ont entouré ma tête.
Sular boğacak kadar kuşattı beni, Çevremi enginler sardı, Yosunlar dolaştı başıma.( 2 : 6 ) Nước bao_phủ lấy tôi , cho_đến linh_hồn tôi ; Vực sâu vây lấy tôi tư bề ; Rong_rêu vấn_vít đầu tôi .
Sular boğacak kadar kuşattı beni, Çevremi enginler sardı, Yosunlar dolaştı başıma.(2:6) Nước bao phủ lấy tôi, cho đến linh hồn tôi; Vực sâu vây lấy tôi tư bề; Rong rêu vấn vít đầu tôi.
Sular boğacak kadar kuşattı beni, Çevremi enginler sardı, Yosunlar dolaştı başıma.(2:6) Объяли меня воды до души моей, бездна заключила меня; морскою травою обвита была голова моя.
Sular boğacak kadar kuşattı beni, Çevremi enginler sardı, Yosunlar dolaştı başıma.Air laut naik sampai ke bibirku, samudra raya meliputi seluruh tubuhku, ganggang laut membelit kepalaku
Sular boğacak kadar kuşattı beni, Çevremi enginler sardı, Yosunlar dolaştı başıma.A ja som povedal: Zahnaný som zpred tvojich očí, ale zase len budem hľadieť smerom ku chrámu tvojej svätosti.
Sular boğacak kadar kuşattı beni, Çevremi enginler sardı, Yosunlar dolaştı başıma.As águas me cercaram até a alma, o abismo me rodeou, e as algas se enrolaram na minha cabeça.
Sular boğacak kadar kuşattı beni, Çevremi enginler sardı, Yosunlar dolaştı başıma.Bylť jsem již řekl: Vyhnán jsem od očí tvých, ale ještěť pohledím na tvůj svatý chrám.
Sular boğacak kadar kuşattı beni, Çevremi enginler sardı, Yosunlar dolaştı başıma.És én mondám: Elvettettem a te szemeid elõl; vajha láthatnám még szentséged templomát!
Sular boğacak kadar kuşattı beni, Çevremi enginler sardı, Yosunlar dolaştı başıma.Io dicevo: Sono scacciato lontano dai tuoi occhi; eppure tornerò a guardare il tuo santo tempio
Sular boğacak kadar kuşattı beni, Çevremi enginler sardı, Yosunlar dolaştı başıma.Jag tänkte då: 'Jag är bortdriven ifrån dina ögon.' Men jag skall åter få skåda upp mot ditt heliga tempel.
Sular boğacak kadar kuşattı beni, Çevremi enginler sardı, Yosunlar dolaştı başıma.Jeg tænkte: "Bort er jeg stødt fra dine Øjne, aldrig mer skal jeg skue dit hellige Tempel."
Sular boğacak kadar kuşattı beni, Çevremi enginler sardı, Yosunlar dolaştı başıma.Jeg tenkte: Jeg er støtt bort fra dine øine. Men jeg skal atter skue op til ditt hellige tempel.
Sular boğacak kadar kuşattı beni, Çevremi enginler sardı, Yosunlar dolaştı başıma.물이 나를 둘렀으되 영혼까지 하였사오며 깊음이 나를 에웠고 바다 풀이 내 머리를 쌌나이다
Sular boğacak kadar kuşattı beni, Çevremi enginler sardı, Yosunlar dolaştı başıma.Las aguas me han envuelto hasta la garganta; me rodeó el abismo. Las algas se enredaron en mi cabeza
Sular boğacak kadar kuşattı beni, Çevremi enginler sardı, Yosunlar dolaştı başıma.Vode so me zagrnile do duše, globočina me je objela, morska trava se mi je ovijala okrog glave.
Sular boğacak kadar kuşattı beni, Çevremi enginler sardı, Yosunlar dolaştı başıma.Wasser umgaben mich bis an mein Leben, die Tiefe umringte mich; Schilf bedeckte mein Haupt.
Sular boğacak kadar kuşattı beni, Çevremi enginler sardı, Yosunlar dolaştı başıma.Водите ме обкръжиха дори до душа, Бездната ме обгърна, Морският бурен се обви около главата ми.
Sular boğacak kadar kuşattı beni, Çevremi enginler sardı, Yosunlar dolaştı başıma.אפפוני מים עד נפש תהום יסבבני סוף חבוש לראשי׃
Sular boğacak kadar kuşattı beni, Çevremi enginler sardı, Yosunlar dolaştı başıma.قد اكتنفتني مياه الى النفس. احاط بي غمر. التفّ عشب البحر براسي.