başıma ile cümle
başıma kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.60
BU SAYFADA CÜMLE
6
HARF
3
HECE
10
ORT. KELİME
Simun, ‹‹Benim için Rabbe yalvarın da söylediklerinizden hiçbiri başıma gelmesin›› diye karşılık verdi.Симон же сказал в ответ: помолитесь вы за меня Господу, дабы не постигло меня ничто из сказанного вами.
Simun, ‹‹Benim için Rabbe yalvarın da söylediklerinizden hiçbiri başıma gelmesin›› diye karşılık verdi.ויען שמעון ויאמר העתירו אתם בעדי אל יהוה לבלתי בוא עלי דבר מכל אשר אמריתם׃
Simun, ‹‹Benim için Rabbe yalvarın da söylediklerinizden hiçbiri başıma gelmesin›› diye karşılık verdi.فاجاب سيمون وقال اطلبا انتما الى الرب من اجلي لكي لا يأتي علي شيء مما ذكرتما.
Simun, ‹‹Benim için Rabbe yalvarın da söylediklerinizden hiçbiri başıma gelmesin›› diye karşılık verdi.西 門 說 、 願 你 們 為 我 求 主 、 叫 你 們 所 說 的 、 沒 有 一 樣 臨 到 我 身 上
Simun, ‹‹Benim için Rabbe yalvarın da söylediklerinizden hiçbiri başıma gelmesin›› diye karşılık verdi.西門說 、 願 你 們為 我 求主 、 叫 你 們所說 的 、 沒有 一 樣臨 到 我 身上
Size söylüyorum, son iki sene içinde iki olay başıma geldi.지난 2년간 일어났던 두 가지 이야기를 여러분께 들려드리고자 합니다.
Size söylüyorum, son iki sene içinde iki olay başıma geldi.Ada dua cerita yang terjadi dalam dua tahun terakhir.
Size söylüyorum, son iki sene içinde iki olay başıma geldi.Chtěla bych jen říct, že v posledních dvou letech se odehrály dva příběhy.
Size söylüyorum, son iki sene içinde iki olay başıma geldi.Două poveşti s-au petrecut în ultimii doi ani.
Size söylüyorum, son iki sene içinde iki olay başıma geldi.Dwie historie miały miejsce w ostatnich dwóch latach.
Size söylüyorum, son iki sene içinde iki olay başıma geldi.En los últimos dos años me han sucedido dos cosas.
Size söylüyorum, son iki sene içinde iki olay başıma geldi.Ik vertel jullie twee verhalen van de afgelopen twee jaar.
Size söylüyorum, son iki sene içinde iki olay başıma geldi.Jag vill berätta två historier från de senaste två åren.
Size söylüyorum, son iki sene içinde iki olay başıma geldi.Je veux juste vous dire, deux histoires sont arrivées ces deux dernières années.
Size söylüyorum, son iki sene içinde iki olay başıma geldi.Példaképpen két történet az elmúlt két évből.
Size söylüyorum, son iki sene içinde iki olay başıma geldi.Počas posledných dvoch rokov sa stali dva príbehy.
Size söylüyorum, son iki sene içinde iki olay başıma geldi.Só para vos dizer, duas histórias aconteceram nos últimos dois anos.
Size söylüyorum, son iki sene içinde iki olay başıma geldi.Tôi muốn kể với các bạn 2 câu chuyện xảy ra trong hai năm qua.
Size söylüyorum, son iki sene içinde iki olay başıma geldi.Vi racconto due storie degli ultimi due anni.
Size söylüyorum, son iki sene içinde iki olay başıma geldi.Zwei Geschichten sind in den letzten zwei Jahren passiert.
Size söylüyorum, son iki sene içinde iki olay başıma geldi.Θα σας πω δύο ιστορίες που συνέβησαν τα τελευταία δύο χρόνια.
Size söylüyorum, son iki sene içinde iki olay başıma geldi.Одна з них - коли я була у в'язниці.
Size söylüyorum, son iki sene içinde iki olay başıma geldi.Расскажу вам всего две истории, произошедших за последние два года.
Size söylüyorum, son iki sene içinde iki olay başıma geldi.רק כדי לספר לכם, שני סיפורים שקרו בשנתיים האחרונות.
Size söylüyorum, son iki sene içinde iki olay başıma geldi.فقط لأجعلكم تدركون، قصتان حصلتا خلال السنتين الماضيتين.
Size söylüyorum, son iki sene içinde iki olay başıma geldi.一つは刑務所にいたときのことです
Sizlere söylemek isterim, General Raven'la yaşanan olayı ben tek başıma yaptım.Estou a dizer-vos, agora mesmo, que o incidente com o General Raven foi algo que fiz sozinha.
Sizlere söylemek isterim, General Raven'la yaşanan olayı ben tek başıma yaptım.Mówię wam wyraźnie, że za ten incydent z generałem Ravenem odpowiadam tylko ja.
Sizlere söylemek isterim, General Raven'la yaşanan olayı ben tek başıma yaptım.Σας λέω όλους ότι το περιστατικό με τον Ρέιβεν αφορά μόνο σε εμένα.
Sizlere söylemek isterim, General Raven'la yaşanan olayı ben tek başıma yaptım.Хочу сказать вам всем, прямо сейчас, что случай с генералом Рейвеном - это только моих рук дело.
Sırf o yüzden seni hastanede ziyarete de tek başıma geldim ya.Also, das ist weshalb ich alleine gekommen bin, als du in den Unfall verwickelt warst.
Sırf o yüzden seni hastanede ziyarete de tek başıma geldim ya.C'est pour ça que je suis venue toute seule quand tu as eu ton accident.
Sırf o yüzden seni hastanede ziyarete de tek başıma geldim ya.De aceea am venit singura cand ai avut accidentul.
Sırf o yüzden seni hastanede ziyarete de tek başıma geldim ya.Det er derfor, jeg kom alene, da du havde din ulykke
Sırf o yüzden seni hastanede ziyarete de tek başıma geldim ya.Dlatego przyszłam sama po Twoim wypadku.
Sırf o yüzden seni hastanede ziyarete de tek başıma geldim ya.Dus, dat is waarom ik alleen kwam toen je in een ongeluk was je gekomen.
Sırf o yüzden seni hastanede ziyarete de tek başıma geldim ya.E' per questo che sono venuta da sola quando hai avuto l'incidente.
Sırf o yüzden seni hastanede ziyarete de tek başıma geldim ya.Jadi, itu kenapa aku datang sendirian ketika kamu mendapat kecelakaan kemarin.
Sırf o yüzden seni hastanede ziyarete de tek başıma geldim ya.Preto som prišla iba ja, keď sa ti stala tá nehoda.
Sırf o yüzden seni hastanede ziyarete de tek başıma geldim ya.Så, det är därför jag kom ensam när du var med om olyckan.
Sırf o yüzden seni hastanede ziyarete de tek başıma geldim ya.Vì thế mà chỉ có mình đến thăm khi cậu bị tai nạn.
Sırf o yüzden seni hastanede ziyarete de tek başıma geldim ya.Αυτός ήταν κι ο λόγος, που ήρθα μόνη μου όταν έπαθες το ατύχημα.
Sırf o yüzden seni hastanede ziyarete de tek başıma geldim ya.Затова и дойдох сама, когато беше злополуката ти.
Sırf o yüzden seni hastanede ziyarete de tek başıma geldim ya.Именно поэтому, когда ты попала в аварию, я пришла одна.
Sırf o yüzden seni hastanede ziyarete de tek başıma geldim ya.אז, בגלל זה באתי לבד כשאת עשית תאונה
Sırf o yüzden seni hastanede ziyarete de tek başıma geldim ya.لذلك السبب جئت لوحدي عندما حصل لكي الحادث
Sırf o yüzden seni hastanede ziyarete de tek başıma geldim ya.ジュリ どこなの?
Sorunlarınıza, yükünüze, davalarınıza ben tek başıma nasıl katlanabilirim?Akože ponesiem samotný vašu ťarchu, vaše bremä a vašu zvadu?!
Sorunlarınıza, yükünüze, davalarınıza ben tek başıma nasıl katlanabilirim?Comment porterais-je, à moi seul, votre charge, votre fardeau et vos contestations?
Sorunlarınıza, yükünüze, davalarınıza ben tek başıma nasıl katlanabilirim?Como posso eu sozinho suportar o vosso peso, as vossas cargas e as vossas contendas?
Sorunlarınıza, yükünüze, davalarınıza ben tek başıma nasıl katlanabilirim?Cum aş putea să port eu singur pricinile voastre, povara voastră şi certurile voastre?
Sorunlarınıza, yükünüze, davalarınıza ben tek başıma nasıl katlanabilirim?Jakoż sam znosić mam ciężką pracę około was, i brzemię wasze, i swary wasze?
Sorunlarınıza, yükünüze, davalarınıza ben tek başıma nasıl katlanabilirim?Kako pa naj sam prenašam vaše težave, vaše breme in vaše prepire?
Sorunlarınıza, yükünüze, davalarınıza ben tek başıma nasıl katlanabilirim?그런즉 나 홀로 어찌 능히 너희의 괴로운 것과 너희의 무거운 짐과 너희의 다툼을 담당할 수 있으랴
Sorunlarınıza, yükünüze, davalarınıza ben tek başıma nasıl katlanabilirim?Kterak bych nesl sám práci vaši, břímě vaše a nesnáze vaše?
Sorunlarınıza, yükünüze, davalarınıza ben tek başıma nasıl katlanabilirim?Maar ik, één man, kan niet al uw problemen en ruzies oplossen.
Sorunlarınıza, yükünüze, davalarınıza ben tek başıma nasıl katlanabilirim?Ma come posso io da solo portare il vostro peso, il vostro carico e le vostre liti
Sorunlarınıza, yükünüze, davalarınıza ben tek başıma nasıl katlanabilirim?Men huru skall jag ensam kunna bära tyngden och bördan av eder och edert tvistande?
Sorunlarınıza, yükünüze, davalarınıza ben tek başıma nasıl katlanabilirim?Men hvorledes kan jeg alene bære strevet og møien med eder og alle eders tretter?
Sorunlarınıza, yükünüze, davalarınıza ben tek başıma nasıl katlanabilirim?men hvorledes skal jeg ene kunne bære hele Besværet og Arbejdet med eder og eders Stridigheder?