başıma ile cümle
başıma kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.60
BU SAYFADA CÜMLE
6
HARF
3
HECE
10
ORT. KELİME
‹‹O sırada size, ‹Tek başıma yükünüzü taşıyamam› dedim,A jaz sem vam rekel v tistem času: Ne morem vas nositi sam.
‹‹O sırada size, ‹Tek başıma yükünüzü taşıyamam› dedim,A mluvil jsem k vám toho času, řka: Nemohuť sám nésti vás.
‹‹O sırada size, ‹Tek başıma yükünüzü taşıyamam› dedim,A povedal som vám toho času: Nemôžem vás samotný uniesť.
‹‹O sırada size, ‹Tek başıma yükünüzü taşıyamam› dedim,Dans ce temps-là, je vous dis: Je ne puis pas, à moi seul, vous porter.
‹‹O sırada size, ‹Tek başıma yükünüzü taşıyamam› dedim,Da sprach ich zu derselben Zeit zu euch: Ich kann nicht allein ertragen;
‹‹O sırada size, ‹Tek başıma yükünüzü taşıyamam› dedim,Dengang sa jeg til eder: Jeg makter ikke alene å bære eder.
‹‹O sırada size, ‹Tek başıma yükünüzü taşıyamam› dedim,Dengang talte jeg til eder og sagde: "Jeg kan ikke ene bære eder.
‹‹O sırada size, ‹Tek başıma yükünüzü taşıyamam› dedim,"En aquel tiempo yo os hablé diciendo: 'Yo solo no puedo cargar con vosotros
‹‹O sırada size, ‹Tek başıma yükünüzü taşıyamam› dedim,És szólottam vala néktek abban az idõben, ezt mondván: Nem viselhetlek egymagam titeket;
‹‹O sırada size, ‹Tek başıma yükünüzü taşıyamam› dedim,Ik heb toen tegen u gezegd: 'Ik heb hulp nodig! Ik kan de hele last van dit volk niet alleen dragen,
‹‹O sırada size, ‹Tek başıma yükünüzü taşıyamam› dedim,In quel tempo io vi ho parlato e vi ho detto: Io non posso da solo sostenere il carico del popolo
‹‹O sırada size, ‹Tek başıma yükünüzü taşıyamam› dedim,În vremea aceea, v'am spus: ,,Eu nu văpot purta singur.
‹‹O sırada size, ‹Tek başıma yükünüzü taşıyamam› dedim,I rzekłem do was na on czas, mówiąc: Nie mogę sam nosić was.
‹‹O sırada size, ‹Tek başıma yükünüzü taşıyamam› dedim,Ja minä puhuin teille silloin sanoen: `Minä en jaksa yksin kantaa teitä.
‹‹O sırada size, ‹Tek başıma yükünüzü taşıyamam› dedim,그 때에 내가 너희에게 말하여 이르기를 나는 홀로 너희 짐을 질수 없도다
‹‹O sırada size, ‹Tek başıma yükünüzü taşıyamam› dedim,Nesse mesmo tempo eu vos disse: Eu sozinho não posso levar-vos,
‹‹O sırada size, ‹Tek başıma yükünüzü taşıyamam› dedim,Och jag talade till eder på den tiden och sade: »Jag förmår icke ensam bära eder.
‹‹O sırada size, ‹Tek başıma yükünüzü taşıyamam› dedim,Trong lúc đó ta có nói cùng các ngươi rằng : Một_mình ta không đủ sức cai_trị các ngươi .
‹‹O sırada size, ‹Tek başıma yükünüzü taşıyamam› dedim,Trong lúc đó ta có nói cùng các ngươi rằng: Một mình ta không đủ sức cai trị các ngươi.
‹‹O sırada size, ‹Tek başıma yükünüzü taşıyamam› dedim,Και ειπα προς εσας κατ' εκεινον τον καιρον, λεγων, Δεν δυναμαι εγω μονος να σας βασταζω
‹‹O sırada size, ‹Tek başıma yükünüzü taşıyamam› dedim,В онова време ви говорих, казвайки: Аз сам не мога да ви нося.
‹‹O sırada size, ‹Tek başıma yükünüzü taşıyamam› dedim,И я сказал вам в то время: не могу один водить вас;
‹‹O sırada size, ‹Tek başıma yükünüzü taşıyamam› dedim,ואמר אלכם בעת ההוא לאמר לא אוכל לבדי שאת אתכם׃
‹‹O sırada size, ‹Tek başıma yükünüzü taşıyamam› dedim,وكلمتكم في ذلك الوقت قائلا لا اقدر وحدي ان احملكم.
‹‹O sırada size, ‹Tek başıma yükünüzü taşıyamam› dedim,那 時 拉 我 對 你 們 說 、 管 理 你 們 的 重 任 、 我 獨 自 擔 當 不 起
‹‹O sırada size, ‹Tek başıma yükünüzü taşıyamam› dedim,那 時拉 我 對 你 們說 、 管理 你 們 的 重任 、 我獨自擔當 不起
Öte yandan, son zamanlarda, hayatımı ve kariyerimi etkileyen tuhaf bir şey başıma geldi.하여튼 근래에 제 생활과 경력에 어떤 일이 생기면서 제 자신과 제가 하는 일의
Öte yandan, son zamanlarda, hayatımı ve kariyerimi etkileyen tuhaf bir şey başıma geldi.Men det har hänt något märkligt på sistone- -i mitt liv och min karriär-
Öte yandan, son zamanlarda, hayatımı ve kariyerimi etkileyen tuhaf bir şey başıma geldi.Pero, dicho esto, recientemente ha ocurrido algo poco peculiar en mi vida y mi carrera,
Öte yandan, son zamanlarda, hayatımı ve kariyerimi etkileyen tuhaf bir şey başıma geldi.אבל, יחד עם זה, משהו מוזר קרה לאחרונה בחיי ובקריירה שלי,
Öte yandan, son zamanlarda, hayatımı ve kariyerimi etkileyen tuhaf bir şey başıma geldi.لكن، أقول، أن شئ نوعا ما غريب حصل مؤخراً في حياتي ومسيرتي المهنية،
Öte yandan, son zamanlarda, hayatımı ve kariyerimi etkileyen tuhaf bir şey başıma geldi.公私にわたって... 仕事への姿勢を 考え直すことになりました
Reddetmeyi seçiyoruz: "Benimle alakası yok, benim başıma gelmeyecek."Kita menyangkalnya, "Bukan saya, itu tidak berhubungan dengan saya dan tidak akan terjadi pada saya."
Reddetmeyi seçiyoruz: "Benimle alakası yok, benim başıma gelmeyecek."우리는 부정을 하기 시작합니다. "난 아니야, 그건 나와 아무런 관련이 없어, 나에게는 일어나지 않을거야."
Reddetmeyi seçiyoruz: "Benimle alakası yok, benim başıma gelmeyecek."Nous nous replions dans le déni : " Ce n'est pas moi, ça n'a rien à voir avec moi, ça ne m'arrivera jamais. "
Reddetmeyi seçiyoruz: "Benimle alakası yok, benim başıma gelmeyecek."אנחנו נכנסים להכחשה: "זה לא אני, אין לזה שום קשר אלי, זה לעולם לא יקרה לי."
Reddetmeyi seçiyoruz: "Benimle alakası yok, benim başıma gelmeyecek."نعمل على الإنكار: "لست أنا، هذا الأمر لا يخصني و لن يحدث لي إطلاقاً."
Reddetmeyi seçiyoruz: "Benimle alakası yok, benim başıma gelmeyecek."もう一つの反応は予防です
Sanat dünyası çok kaprislidir. Bu yüzden belki de seneye tek başıma kalabilirim, kim bilir?Le monde artistique est capricieux, donc je peux me retrouver toute seule l'année prochaine, qui sait?
Saray yemekleri çok lezzetli ama tek başıma yemekten sıkıldım.A palota konyhája igazán jó, de nagyon unalmas egyedül étkezni.
Saray yemekleri çok lezzetli ama tek başıma yemekten sıkıldım.La cuisine du palais est vraiment bonne, mais c'est vraiment ennuyeux de manger seule.
Saray yemekleri çok lezzetli ama tek başıma yemekten sıkıldım.اكل القصر لذيذ جدا...لكنني تعبة من الاكل لوحدي
Sen başıma zeytinyağı sürmedin, ama bu kadın ayaklarıma güzel kokulu yağ sürdü.ajjal az én fejemet meg nem kented: ez pedig [drága] kenettel kené meg az én lábaimat.
Sen başıma zeytinyağı sürmedin, ama bu kadın ayaklarıma güzel kokulu yağ sürdü.Capul nu Mi l-ai uns cu untdelemn; dar ea Mi -a uns picioarele cu mir.
Sen başıma zeytinyağı sürmedin, ama bu kadın ayaklarıma güzel kokulu yağ sürdü.Du hast mein Haupt nicht mit Öl gesalbt; sie aber hat meine Füße mit Salbe gesalbt.
Sen başıma zeytinyağı sürmedin, ama bu kadın ayaklarıma güzel kokulu yağ sürdü.Du salvede ikke mit Hoved med Olie; men hun salvede mine Fødder med Salve.
Sen başıma zeytinyağı sürmedin, ama bu kadın ayaklarıma güzel kokulu yağ sürdü.du salvet ikke mitt hode med olje, men hun salvet mine føtter med salve.
Sen başıma zeytinyağı sürmedin, ama bu kadın ayaklarıma güzel kokulu yağ sürdü.Du smorde icke mitt huvud med olja, men hon har smort mina fötter med smörjelse.
Sen başıma zeytinyağı sürmedin, ama bu kadın ayaklarıma güzel kokulu yağ sürdü.Engkau tidak menuang minyak di kepala-Ku, tetapi wanita ini sudah menuang minyak wangi di kaki-Ku
Sen başıma zeytinyağı sürmedin, ama bu kadın ayaklarıma güzel kokulu yağ sürdü.Et sinä voidellut öljyllä minun päätäni, mutta tämä voiteli hajuvoiteella minun jalkani.
Sen başıma zeytinyağı sürmedin, ama bu kadın ayaklarıma güzel kokulu yağ sürdü.너는 내 머리에 감람유도 붓지 아니하였으되 저는 향유를 내 발에 부었느니라
Sen başıma zeytinyağı sürmedin, ama bu kadın ayaklarıma güzel kokulu yağ sürdü.Não me ungiste a cabeça com óleo; mas esta com bálsamo ungiu-me os pés.
Sen başıma zeytinyağı sürmedin, ama bu kadın ayaklarıma güzel kokulu yağ sürdü.Ngươi không xức dầu đầu ta ; nhưng người lấy dầu thơm xức chơn ta .
Sen başıma zeytinyağı sürmedin, ama bu kadın ayaklarıma güzel kokulu yağ sürdü.Ngươi không xức dầu đầu ta; nhưng người lấy dầu thơm xức chơn ta.
Sen başıma zeytinyağı sürmedin, ama bu kadın ayaklarıma güzel kokulu yağ sürdü.Nie pomazałeś oliwą głowy mojej, ale ta maścią pomazała nogi moje.
Sen başıma zeytinyağı sürmedin, ama bu kadın ayaklarıma güzel kokulu yağ sürdü.Olejem hlavy mé nepomazal jsi, ale tato mastí mazala nohy mé.
Sen başıma zeytinyağı sürmedin, ama bu kadın ayaklarıma güzel kokulu yağ sürdü.olejom si nepomazal mojej hlavy; ale táto masťou pomazala moje nohy.
Sen başıma zeytinyağı sürmedin, ama bu kadın ayaklarıma güzel kokulu yağ sürdü.Tu n`as point versé d`huile sur ma tête; mais elle, elle a versé du parfum sur mes pieds.
Sen başıma zeytinyağı sürmedin, ama bu kadın ayaklarıma güzel kokulu yağ sürdü.Tu non mi hai cosparso il capo di olio profumato, ma lei mi ha cosparso di profumo i piedi
Sen başıma zeytinyağı sürmedin, ama bu kadın ayaklarıma güzel kokulu yağ sürdü.Tú no ungiste mi cabeza con aceite, pero ésta ha ungido mis pies con perfume