Ana içeriğe geç
Sözlük

baş başa ile cümle

baş başa kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.
60
ÖRNEK CÜMLE
8
HARF
3
HECE
8
ORT. KELİME
Batılı ülkeler doları güçlendirmek için baş başa verip düşünüyorlar.Western nations have to put their heads together to strengthen the dollar.
Sizi biraz baş başa bırakayım.I'll give you a moment alone.
Gerçekten biraz kendimle baş başa kalmaya ihtiyacım var.I just really need some time alone.
Bizi kaderimizle baş başa bırakmayın.Don't leave us to our fate.
Seninle baş başa konuşabilir miyim, lütfen?Could I speak to you, in private, please?
Tom, Mary ile baş başa konuşsaydı daha iyi olmaz mıydı?Wouldn't it be better if Tom talked to Mary privately?
Onunla baş başa konuşuyorum.Head to head I speak with him.
Bunu özel konuşabilir miyiz? Baş başa.Can we talk about this in private? With no one else present?
Öncesinde baş başa buluşup toplantı yapabiliriz.We can come together one on one and have a meeting.
Belki öncesinde baş başa buluşup toplantı yapabiliriz.Maybe we can come together one on one and have a meeting.
O inkârcıları yalan ve iftiralarıyla baş başa bırak."Conquer the infidels possessions."
İkisi de cevaplayamadıkları sorularla baş başa kalırlar.Both ask questions of each other that go unanswered.
Prince of Wales atışları gittikçe keskinleşen Alman gemileriyle baş başa kalmıştı.Now Prince of Wales is alone and gets fired at by the two German ships.
Feynman, baş başa tartışmak için fizikçi Niels Bohr tarafından çağrıldı.He was sought out by physicist Niels Bohr for one-on-one discussions.
Sonny artık Julian'la baş başadır.Sonny then decides to raise Julian his own way.
Bazen sadece sessizce tek başınıza, düşüncelerle baş başa kalmak istiyorsunuz.Sometimes you just want to stand there silently, alone with your thoughts.
Sizleri üç soruyla baş başa bırakacağım ve sonra son bir alıntı yapacağım.I'll leave you with three questions, and then one final quote.
Fakat sizi o büyük soru ile baş başa bırakmak istiyorum.But I want to leave with you the big question.
Ve ben bu fikri ile baş başa bırakayım.And I'll leave you with that idea.
Böylece biraz baş başa kalabilirsiniz.So you two can spend time together.
Ancak baş başalarken, şüphe, güvenin yerine almıştı.In private, suspicion had replaced faith.
Profesörle biraz baş başa kalacağız.I'm going to be alone with my professor.
Son olarak, şunları düşünmenizi istiyor ve sizi önemli bir sorumlulukla baş başa bırakıyorum.So I'd like to leave you with one final thought and a challenge, if you will.
Ben sizi şu temel soruyla baş başa bırakıyorum.And so what I want to leave you with is what I think is the ultimate question.
Sizi biraz daha fazla kuş cıvıltılarıyla baş başa bırakıyorum.I'm going to leave you with a little bit more birdsong.
Ben de onları inatçı yürekleriyle baş başa bıraktım, Bildikleri gibi yaşasınlar diye.So I let them go after the stubbornness of their hearts, that they might walk in their own counsels.
Artık onları, uydurdukları şeylerle baş başa bırak.Pay no attention to them and to what they fabricate.
Öyleyse onları, uydurduklarıyle baş başa bırak!Leave them to their falsehoods.
Öyleyse onları yalan olarak düzmekte olduklarıyla baş başa bırak.Pay no attention to them and to what they fabricate.
O halde onları, düzdükleri iftiralarla baş başa bırak.Leave them to their falsehoods.
Bu sözü yalanlayanla beni baş başa bırak.So leave those who deny this Discourse to Me.
Benimle, o nimete boğulmuş yalanlayıcıları baş başa bırak! Birazcık süre tanı onlara.Leave those to Me who deny, the lovers of ease and comfort; and bear with them for a while.
Benimle, yarattığım kişiyi baş başa bırak!Leave him to Me whom I created alone,
O halde onları, uydurduklarıyla baş başa bırak!Leave them to their falsehoods.
O halde onları, uydurdukları yalanlarla baş başa bırak! [16,58-59; 81,8-9]If God had so willed they would never have done so. Leave them to their falsehoods.
Rabbin dileseydi onu yapamazlardı. Artık onları, uydurdukları şeylerle baş başa bırak.So leave them to their forging,
Allah dileseydi bunu yapamazlardı. Öyleyse onları, uydurduklarıyle baş başa bırak!Had God willed, they would not have done so; so leave them to their forging.
Rabbin dileseydi bunu yapmazlardı. Öyleyse onları yalan olarak düzmekte olduklarıyla baş başa bırak.So leave them to their forging,
Allah dileseydi bunu yapamazlardı. O halde onları, düzdükleri iftiralarla baş başa bırak.Had God willed, they would not have done so; so leave them to their forging.
Allah dileseydi bunu yapamazlardı. O halde onları, uydurduklarıyla baş başa bırak!Had God willed, they would not have done so; so leave them to their forging.
Feynman, baş başa tartışmak için fizikçi Niels Bohr tarafından çağrıldı.Feynman was sought out by physicist Niels Bohr for one-on-one discussions.
Manfredo artık bir seçimle baş başa kalmıştı: ölüm ya da anında kaçış.Manfred was now left with a choice himself: death or instant flight.
O inkârcıları yalan ve iftiralarıyla baş başa bırak."Er rezitierte dann: Sag: Ihr Ungläubigen!
Sonny artık Julian'la baş başadır.Mit dieser Regelung ist Sonny einverstanden, da er Julian nun weiterhin sehen kann.
Michael ve Sara baş başa kalırlar.Karen und Martha stehen vor dem Nichts.
O inkârcıları yalan ve iftiralarıyla baş başa bırak."XLVII : 4) : « Lorsque vous rencontrez au combat ceux qui ont mécru, frappez-en les cous.
O inkârcıları yalan ve iftiralarıyla baş başa bırak."Si os combaten, matadlos: ésa es la recompensa de los infieles.
Michael ve Sara baş başa kalırlar.Lincoln y Michael dejan sola a Sara.
Bu çığırtkan herhangi bir parça sırasında çekilip çiftleri müzikle baş başa da bırakabiliyordu.El caller se podía retirar durante una pieza y dejar solas a las parejas y a la música.
Feynman, baş başa tartışmak için fizikçi Niels Bohr tarafından çağrıldı.Feynman fue buscado por el físico Niels Bohr para las discusiones de uno-a-uno.
İkisi de cevaplayamadıkları sorularla baş başa kalırlar.Come sempre, entrambi hanno domande senza risposte.
Kendisiyle baş başa kaldığı zamanlarda, düzenli bir işi olsaydı her şeyin başka türlü olacağını düşünür.Se qualche persona ha attraversato qualcosa di simile, spero che si senta meno sola.
O inkârcıları yalan ve iftiralarıyla baş başa bırak."Он борется с неверными и осаждает их».
O inkârcıları yalan ve iftiralarıyla baş başa bırak."Deze werden ook als kafir of kufar (meervoud) aangeduid.
Sonny artık Julian'la baş başadır.Johnny Pacar als Julian.
İkisi de cevaplayamadıkları sorularla baş başa kalırlar.Een vraag die ze niet kunnen beantwoorden.
Bayılan Weakchin kendini bir parkta polisle baş başa bulur.De Apennijnenreus bevindt zich in een park te Vaglia.
O inkârcıları yalan ve iftiralarıyla baş başa bırak."Walcz przeciwko niewiernym i przeciwko obłudnikom i bądź dla nich surowy!
İkisi de cevaplayamadıkları sorularla baş başa kalırlar.Obie kończą się niedostępnymi szczelinami.
O inkârcıları yalan ve iftiralarıyla baş başa bırak."SÄG: "Ni som förnekar sanningen!
İlgili Sayfalar
Menü
Giriş Yap
Premium
Platform
Karanlık Mod