Ana içeriğe geç
Sözlük

bağlar ile cümle

bağlar kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.
60
BU SAYFADA CÜMLE
6
HARF
2
HECE
9
ORT. KELİME
Kalın bir kaymak tabakası bağlarlar.Zu einem bunten Strauß gebunden.
Bu köprünün asma bağları Clifton Asma Köprüsü'nü tamamlamak için kullanılmıştır.Die Hängeketten wurden bei der Clifton Suspension Bridge wiederverwendet.
Her şey beni ona bağlar, kalbim durmadan ağlar.Mein Herz wendet sich gegen mich, mein Mitleid lodert auf.
Otel yöneticisinin elini ve ağzını bağlarlar.Haus- und General-Addreßbuch der Königl.
Blueberry River First Nation ile güçlü bağları vardır.Der Blueberry River weist entlang seinem gesamten Flusslauf ein stark mäandrierendes Verhalten auf.
Pons her iki serebellar hemisferi birbirine bağlar.Riesenhaie kommen in beiden Hemisphären vor.
Ayrıca Lise mezunları internet üzerinden birbirleriyle bağlarını devam ettirmeye çalışmaktadır.Außerdem wollen die beteiligten Hochschulen internationaler Kontakte stärker vernetzen.
Torba ağzı bağlarken sert ve bükülmez ipler daha iyi sonuç verir.Es wird diskutiert, ob zu enge und hochhackige Schuhe das Auftreten der Erkrankung begünstigen.
Metaller, özellikle çok güçlü bağlara sahiptir.Das verfremdet vor allem sehr große Objekte.
Britanya monarşisinin ve sarayın tarihçesi birbirlerine kopmaz bağlarla bağlıdır.Die Geschichte des Schlosses und die der britischen Monarchie sind untrennbar verbunden.
Bu zamanda, mikroçiplerdeki metal bağları yaklaşık 10 mikrometre genişliğinde idi.Die Messunsicherheit damaliger Geräte lag im unteren Mikrometerbereich.
Kuzey Afrikalı bir çiftçi, üzüm bağları arasında gece yarısı donarak ölmüş olan bir kadın (Mona) görür.Variante A: Eine alte Frau versteckt sich um Mitternacht in der Ruine.
Evlilik hakkında tartışırlar ve Fritz, David ile asla evlenmeyeceğine üzüm bağlarından birine bahse girer.Ils discutent de mariage et Fritz parie une de ses vignes qu'il ne se mariera jamais.
Beyaz Deniz - Baltık Kanalı bu iki denizi birbirine bağlar.C. Le dernier type de canal maritime joint deux mers entre elles.
Bununla doğrusal olarak da van der Waals Bağlarının kuvveti artmaktadır.Ces structures exploitent vraisemblablement la force de van der Waals.
Çift bağlarının konumuna göre cis veya trans şeklinde bulunabilirler.Les liaisons doubles formées peuvent être en configuration cis ou trans.
Sarkomerdeki Z çizgisini M çizgisine bağlar.Canal J conforte sa position sur le câble.
İsviçre üzüm bağları, Roma döneminden beri dünya çapında ünlüdür.Les soupes à l'oignon sont populaires au moins depuis l'époque romaine.
Üsküdar ve Bağlarbaşı semtleri arasında kalmaktadır.Entre la Pouge et les Pouzes il est surélevé.
Daha sonra onu bir sandalyeye bağlar.Il le fait attacher à sa chaise.
Birkaç kişinin üzüm bağları var.De nombreux propriétaires détiennent quelques parcelles de vigne.
Bu çapraz bağları komşu polimer zincirleri birbirine bağlar, böylece sertlik verir.Ces chaînes latérales connectent des chaînes de polymère voisines, leur conférant leur rigidité.
Birçok kaplıcayı birbirine bağlar.De nombreuses cavernes communiquent entre elles.
Bitişik β iplikler antiparalel, paralel veya karışık düzenli hidrojen bağları oluşturabilir.Les brins β adjacents peuvent s'organiser de façon parallèle, antiparallèle ou mixte.
Her şey beni ona bağlar, kalbim durmadan ağlar.Mon corps se raidit et mon cœur bat à tout rompre.
Üçünün cenazesi, Diyarbakır Bağlar Özel Hastanesi'nden saat 10.00 sularında çıkarıldı.Nous trois sur le site des éditions de Minuit.
Büyükannesi Manette ile yakın bağlara sahipti.Elle avait une relation étroite avec sa sœur Amélie.
Şimdi ise bağlar bozuldu.Actuellement, la courroie est rompue.
Kaşkalar aynı zamanda üzüm bağlarına da sahiplerdi.Les grottes se prêtaient aussi aux jardins d'ornement.
A26 Otoyolu Calais'yi Dijon'a bağlar ve Reims ile Châlons-en-Champagne'a hizmet verir.L'autoroute française A26 relie Troyes à Reims et Reims-Tinqueux à Calais.
Ancak akrabalık bağları çok az olan kişi fakir sayılabilirdi.Le pauvre étant celui qui possède peu de liens de parenté.
Lutheran Kilisesi’ne güçlü bağları olan bir aileden gelir.La famille fréquente une église luthérienne.
Komisyoncular orada şahsen bir araya gelirler ve görüşme yoluyla iş bağlarlar.Ils reviennent au sein du groupe, et se réunissent officiellement.
Bağlar bahçeler devirir.Chèvrefeuille des jardins.
Bölge üzüm bağları ve zeytin bahçeleriyle kaplı bir tepeyle çevrilidir.La ville est entourée de collines de vignes et d'oliviers.
Alanlar, fikirler ve kavramlar arasındaki bağları görebilmek temel beceridir.La possibilité de voir les liens entre les domaines, les idées et les concepts est une compétence de base.
Lappeenranta'daki Saimaa Kanalı gölü Finlandiya Körfezi'ne bağlar.Le canal débute à Lappeenranta en Finlande sur le lac Saimaa.
Yüksek geçitler vadileri birbirine bağlar.Des passerelles relient les arbres entre eux.
Glikoz birimler lineer şekilde α(1→4) bağları ile birbirlerine bağlıdırlar.Les glucoses sont liés de manière linéaire par des liaisons alpha 1→4.
Sol bacak ön çapraz bağları kopan defans oyuncusu 4-5 ay sahalardan uzak kalmıştır.Pourtant cela éloignera, le coureur, quatre ou cinq mois des pistes.
Zhang soy isimleridir ve partneri Dan Zhang ile aile bağları yoktur.Sa partenaire était Dan Zhang, avec qui il n'a aucun lien de parenté.
Şehre girinceye kadar sade bir saat bağlardan geçtik.Porte de Rous Entrée de la ville.
Kolejin Said Business School ile yakın bağları vardır.Ses liens avec la Saïd Business School étaient par conséquent très forts.
Aydoğan Cd.si ise mahallenin bu iki bölümünü birbirine bağlar.Le lieu Mortefontaine peut correspondre à l'une de ces deux communes de ces deux derniers départements.
Yıllar geçtikçe babasıyla bağlarını tamamen kopardı.À cette époque, elle a quasiment rompu tout contact avec sa famille.
Udo Steinke'nin Heinrich Böll, Willy Brandt ve Hans-Dietrich-Genscher ile sıkı dostluk bağları vardı.Steinke a été entre autres l'ami de personnalités comme Heinrich Böll, Willy Brandt et Hans-Dietrich Genscher.
Bazen çocuk veya yasal ebeveyn baba ile sosyal bağları bitirmek ister.A veces el niño o los padres legales desean terminar los lazos sociales con el padre.
Modern yayınlar genellikle (ama hatalı olarak) Liechtenstein'ın bağımsızlığını bu olaylara bağlarlar.Algunas publicaciones modernas atribuyen (incorrectamente) la soberanía de Liechtenstein a estos sucesos.
Almanya'nın petrol boru hatları uygun bir ağ oluşturmaz ve bazen sadece iki farklı yeri birbirine bağlar.Los oleoductos de Alemania no constituyen una red adecuada, ya veces sólo se conectan dos lugares diferentes.
Steven ölür ve Alice, Jack ile tüm bağlarını keser.Sin embargo, Steven muere y Alice corta cualquier relación con Jack.
Diğer zebra türlerinin aksine Grevy zebrasının kalıcı sosyal bağları yoktur.A diferencia de las otras especies de cebra, las cebras de Grevy no tienen vínculos sociales permanentes.
Oyun Shakespeare'in Hamlet oyunuyla güçlü bağlara sahiptir.La obra tiene una fuerte relación con el Hamlet de Shakespeare.
Bunun üzerine eşi, kendisini neyle bağlarsa kurtulamayacağını sordu.Entre sus tabúes, creían que no podían cazar las mujeres que menstruaban.
Ayrıca Swan Kanalı ve Winter kanalı'nı da Neva Nehri'ne bağlar.También se encuentra conectado con el Neva mediante el canal Cisne y el canal de Invierno.
Belgrad banliyö treni yakın şehirleri ve banliyöleri kentin batı, kuzey ve güneyine bağlar.El sistema de tren de Belgrado conecta los suburbios y ciudades cercanas al oeste, norte y sur de la ciudad.
SAR, salisilik asit ya da jasmonik asit gibi kimyasal mesajcıların ürününü bağlar.La SAR involucra la producción de mensajeros químicos, tales como el ácido salicílico o el ácido jasmónico.
Kanallar onu Havel, Spree, Vistül sistemi ve Kłodnica'ya bağlar.Varios canales lo conectan con los sistemas del Havel, Spree y Vístula y con el Kłodnica.
Valens bağ teorisi sigma ve pi bağlarının nasıl oluştuğunu açıklar.La teoría del enlace de valencia se ocupa de la formación de enlaces sigma y pi.
Böylelikle yeri, göğü ve yeraltını birbirine bağlar.Que se unan el cielo y la tierra.
Madonna şarkıları "annem, babam ve ailemle bağlarım hakkında" sözleriyle tanımlamıştır.Madonna lo describió como una colección de canciones «acerca de mi madre, mi padre y mi unión con mi familia».
İlgili Sayfalar
Menü
Giriş Yap
Premium
Platform
Karanlık Mod