Bu bize sadece tekli bağlarla uğraştığımızı söyler. .To nám udává, že máme jen jednoduché vazby. To je to co nám udává -an.
Bu bize sadece tekli bağlarla uğraştığımızı söyler. .Αυτό μας λέει ότι θα αντιμετωπίσουμε μόνο απλούς δεσμούς. απλοί δεσμοί
Bu bize sadece tekli bağlarla uğraştığımızı söyler. .Это говорит нам о том, что все связи здесь одинарные.
Bu bize sadece tekli bağlarla uğraştığımızı söyler. .وهذا يقول لنا أن نتعامل مع روابط فردية روابط فردية
Bu görünmez bağlar bizi cezbeden, ızdırabın bile başkalaşımları bizi tutan.Aceste legături invizibile care tentează. aceste transfigurări, chiar şi de angoasă, care ne prind.
Bu görünmez bağlar bizi cezbeden, ızdırabın bile başkalaşımları bizi tutan.Ces liens invisibles qui attirent, ces transfigurations même d'angoisse qui nous tiennent:
Bu görünmez bağlar bizi cezbeden, ızdırabın bile başkalaşımları bizi tutan.Diese unsichtbaren Verbindungen, die zu diesen Wandlungen verlocken, sogar die Pein, die uns umklammert.
Bu görünmez bağlar bizi cezbeden, ızdırabın bile başkalaşımları bizi tutan.Estos vínculos invisibles que encandilan, estas transfiguraciones, su angustia, que nos sostienen.
Bu görünmez bağlar bizi cezbeden, ızdırabın bile başkalaşımları bizi tutan.매혹적인 이 보이지 않는 연결, 심지어는 끔찍이 아픈, 우리를 붙드는 이 변형,
Bu görünmez bağlar bizi cezbeden, ızdırabın bile başkalaşımları bizi tutan.Onzichtbare banden trekken aan ons, transfiguratie, zelfs van leed, houdt ons gevangen.
Bu görünmez bağlar bizi cezbeden, ızdırabın bile başkalaşımları bizi tutan.Questi legami invisibili che ci seducono, queste trasfigurazioni, persino d'angoscia, che ci stringono.
Bu görünmez bağlar bizi cezbeden, ızdırabın bile başkalaşımları bizi tutan.Te niewidzialne powiązania tak nas wabią te przeobrażenia, nawet udręki, które łapią nas w uścisku.
Bu görünmez bağlar bizi cezbeden, ızdırabın bile başkalaşımları bizi tutan.Тези невидими връзки, които подмамват, тези преображения, дори от терзание, които ни държат.
Bu görünmez bağlar bizi cezbeden, ızdırabın bile başkalaşımları bizi tutan.Эти невидимые нити, которые опутывают, эти воплощения, даже страха, которые держат нас.
Bu görünmez bağlar bizi cezbeden, ızdırabın bile başkalaşımları bizi tutan.החוליות הפתייניות הסמויות הללו, שינויי-הצורה, גם אלה של ייסורים, שמחזיקים בנו.
Bu görünmez bağlar bizi cezbeden, ızdırabın bile başkalaşımları bizi tutan.تجذبة هذه الروابط الخفية , الذي يجعلنا كذلك .تبدل الهيئة هذا , حتى الاسى .
Bu kontrolsüz gidişe izin verirseniz, kimyasal bağlar oluşmaya ve kırılmaya devam eder.만약에 그런 변화를 불규칙적으로 하게 된다면, 화학적 결합을 만들고 부수는 일을 계속 하게 되죠 그리고 이는 후라이팬에 눌어 붙어서
Bu kontrolsüz gidişe izin verirseniz, kimyasal bağlar oluşmaya ve kırılmaya devam eder.Szóval így nézhetett ki az élet eredete.
Bu kontrolsüz gidişe izin verirseniz, kimyasal bağlar oluşmaya ve kırılmaya devam eder.אם לא תגעו בזה, אתם תמשיכו ליצור ולשבור קשרים כימיים, ותצרו תרכובת אף יותר מגוונת
Bu kontrolsüz gidişe izin verirseniz, kimyasal bağlar oluşmaya ve kırılmaya devam eder.ولو تركت الأمر يستمر دون تحكم، فستستمر في صنع وتحطيم الروابط الكيميائية، مشكّلاً خليطاً أكثر تنوعاً
Bu kontrolsüz gidişe izin verirseniz, kimyasal bağlar oluşmaya ve kırılmaya devam eder.化学結合の追加と切断が続き さらに多様な分子の混合体となって この種の黒いタール状のものが
Bu küçük gri çizgiler bunları birbirine bağlayan bağlar. Bunlar, aslında tabiatı dayanıklı kılan bağlantılar.Và những đường xám nhỏ liên kết chúng với nhau thật sự khiến cho thiên nhiên trở nên dẻo dai, linh hoạt.
Bu küçük gri çizgiler bunları birbirine bağlayan bağlar.Ces lignes grises sont les liens qui unissent tous ces points.
Bu küçük gri çizgiler bunları birbirine bağlayan bağlar.Die kleine grijze lijnen zijn de connecties tussen hen.
Bu küçük gri çizgiler bunları birbirine bağlayan bağlar.E quelle piccole linee grigie sono le connessioni che li collegano insieme.
Bu küçük gri çizgiler bunları birbirine bağlayan bağlar.Iar cei mici linii de gri sunt conexiunile care le conecta împreună.
Bu küçük gri çizgiler bunları birbirine bağlayan bağlar.작은 회색 선은 각요소의 연결성을 나타냅니다.
Bu küçük gri çizgiler bunları birbirine bağlayan bağlar.Te cienkie szare linie to połączenia między nimi.
Bu küçük gri çizgiler bunları birbirine bağlayan bağlar.Und dies kleinen grauen Linien sind Verbindungen, die die Arten miteinander verbinden.
Bu küçük gri çizgiler bunları birbirine bağlayan bağlar.Y esas pequeñas líneas grises son los conectores que los unen.
Bu küçük gri çizgiler bunları birbirine bağlayan bağlar.Και αυτές οι μικρές γκρίζες γραμμές είναι οι δεσμοί που ενώνουν τα πάντα.
Bu küçük gri çizgiler bunları birbirine bağlayan bağlar.А тези малки сиви линийки са връзките, които ги свързват заедно.
Bu küçük gri çizgiler bunları birbirine bağlayan bağlar.Те небольшие серые линии показывают взаимосвязи между ними.
Bu küçük gri çizgiler bunları birbirine bağlayan bağlar.והקווים האפורים הקטנים הם הקשרים שמחברים אותם.
Bu küçük gri çizgiler bunları birbirine bağlayan bağlar.وهذه الخطوط الصغيرة الرمادية هي الرابط الذي يربط بعضهم ببعض.
Bu küçük gri çizgiler bunları birbirine bağlayan bağlar.それらの線は自然の弾力性を生み出しています
Bu moleküldeki bağlar veya elektronlar bu moleküldeki elektronlardan daha yüksek enerji seviyesindeler.PGAL에 있는 원자들의 결합과 전자들은 이산화탄소나 RuBP에 있는 전자들보다 에너지 준위가 높습니다.
Bu moleküldeki bağlar veya elektronlar bu moleküldeki elektronlardan daha yüksek enerji seviyesindeler.Vazby nebo elektrony v RuBP molekule mají vyšší energii než elektrony v molekule oxidu uhličitého.
Bu moleküldeki bağlar veya elektronlar bu moleküldeki elektronlardan daha yüksek enerji seviyesindeler.Wiązania czy elektrony w tej cząsteczce są na wyższym poziomie energetycznym niż elektrony w tej cząsteczce.
Bu moleküldeki bağlar veya elektronlar bu moleküldeki elektronlardan daha yüksek enerji seviyesindeler.Електронните връзки в тази молекула са в по-високо състояние на енергия от електроните в тази молекула.
Bu moleküldeki bağlar veya elektronlar bu moleküldeki elektronlardan daha yüksek enerji seviyesindeler.Зв'язки або електрони у цій молекулі знаходяться на вищому енергетичному рівні, ніж електрони у цій молекулі.
Bunlar atomlar arasında paylaşılan elektronlardır, ve bunlar da bütün moleküler bağların en güçlüsüdür. . .Diese teilen tatsächlichen Elektronen, und diese sind tatsächlich die stärkste aller molekularen Bindungen.
Bunlar atomlar arasında paylaşılan elektronlardır, ve bunlar da bütün moleküler bağların en güçlüsüdür. . .이들은 실제 전자의 공유이며 분자 결합 중 가장 강합니다.
Bunlar atomlar arasında paylaşılan elektronlardır, ve bunlar da bütün moleküler bağların en güçlüsüdür. . .Tohle je sdílení elektronů a tohle je vlastně nejpevnější ze všech molekulárních vazeb.
Bunlar, aynı zamanda hidrokarbonları birarada tutan aynı bağlardır.Acestea sînt acelaşi legături care ţin hidrocarburile împreună.
Bunlar, aynı zamanda hidrokarbonları birarada tutan aynı bağlardır.Ce sont les mêmes liaisons qui font la cohésion des hydrocarbures.
Bunlar, aynı zamanda hidrokarbonları birarada tutan aynı bağlardır.Das sind die gleichen Bindungen, die Kohlenhydrate zusammen halten.
Bunlar, aynı zamanda hidrokarbonları birarada tutan aynı bağlardır.Đây là những liên kết gắn kết hydrocacbon lại với nhau.
Bunlar, aynı zamanda hidrokarbonları birarada tutan aynı bağlardır.De samme forbindelser som holder kulbrinter sammen.
Bunlar, aynı zamanda hidrokarbonları birarada tutan aynı bağlardır.Detta är samma bindningar som håller ihop kolväten.
Bunlar, aynı zamanda hidrokarbonları birarada tutan aynı bağlardır.Estos son los mismos enlaces que unen a los hidrocarburos.
Bunlar, aynı zamanda hidrokarbonları birarada tutan aynı bağlardır.Ezek ugyanazok a kötések, mint amelyek a szénhidrátokat kötik össze.
Bunlar, aynı zamanda hidrokarbonları birarada tutan aynı bağlardır.Ini adalah ikatan yang sama yang mengikat hidrokarbon.
Bunlar, aynı zamanda hidrokarbonları birarada tutan aynı bağlardır.Jde o ty vazby, které drží pohromadě uhlovodíky.
Bunlar, aynı zamanda hidrokarbonları birarada tutan aynı bağlardır.이는 탄화수소를 응집시키는 것과 동일한 결합이죠.
Bunlar, aynı zamanda hidrokarbonları birarada tutan aynı bağlardır.Precies de bindingen die koolwaterstoffen bij elkaar houden.
Bunlar, aynı zamanda hidrokarbonları birarada tutan aynı bağlardır.Samoja sidoksia, jotka pitävät hiilivedyt koossa.
Bunlar, aynı zamanda hidrokarbonları birarada tutan aynı bağlardır.Sono gli stessi legami che mantengono insieme gli idrocarburi.
Bunlar, aynı zamanda hidrokarbonları birarada tutan aynı bağlardır.Teda väzby, ktoré držia uhľovodíky pokope.
Bunlar, aynı zamanda hidrokarbonları birarada tutan aynı bağlardır.Te same wiązania, które trzymają razem węglowodory.