Bazıları da, ‹‹Kıtlıkta buğday almak için tarlalarımızı, bağlarımızı, evlerimizi ipotek ediyoruz›› diyordu.Alţii ziceau: ,,Punem zălog ogoarele, viile şi casele noastre, ca să avem grîu în timpul foametei.``
Bazıları da, ‹‹Kıtlıkta buğday almak için tarlalarımızı, bağlarımızı, evlerimizi ipotek ediyoruz›› diyordu.Anderen hadden hun akkers, wijngaarden of huizen moeten verpanden om aan geld voor voedsel te komen.
Bazıları da, ‹‹Kıtlıkta buğday almak için tarlalarımızı, bağlarımızı, evlerimizi ipotek ediyoruz›› diyordu.Andre sagde: "Vore Marker, Vingårde og Huse må vi give i Pant for at få Korn under Hungersnøden!"
Bazıları da, ‹‹Kıtlıkta buğday almak için tarlalarımızı, bağlarımızı, evlerimizi ipotek ediyoruz›› diyordu.Andre sa: Våre marker og vingårder og hus må vi sette i pant; la oss få korn til å stille vår hunger!
Bazıları da, ‹‹Kıtlıkta buğday almak için tarlalarımızı, bağlarımızı, evlerimizi ipotek ediyoruz›› diyordu.D`autres disaient: Nous engageons nos champs, nos vignes, et nos maisons, pour avoir du blé pendant la famine.
Bazıları da, ‹‹Kıtlıkta buğday almak için tarlalarımızı, bağlarımızı, evlerimizi ipotek ediyoruz›› diyordu.혹은 말하기를 우리의 밭과 포도원과 집이라도 전당 잡히고 이 흉년을 위하여 곡식을 얻자 하고
Bazıları da, ‹‹Kıtlıkta buğday almak için tarlalarımızı, bağlarımızı, evlerimizi ipotek ediyoruz›› diyordu.Och några sade: »Våra åkrar, vingårdar och hus måste vi pantsätta; låt oss få säd till att stilla vår hunger.»
Bazıları da, ‹‹Kıtlıkta buğday almak için tarlalarımızı, bağlarımızı, evlerimizi ipotek ediyoruz›› diyordu.Toiset sanoivat: "Peltomme, viinitarhamme ja talomme meidän täytyy pantata saadaksemme viljaa nälkäämme".
Bazıları da, ‹‹Kıtlıkta buğday almak için tarlalarımızı, bağlarımızı, evlerimizi ipotek ediyoruz›› diyordu.ויש אשר אמרים שדתינו וכרמינו ובתינו אנחנו ערבים ונקחה דגן ברעב׃
Bazıları da, ‹‹Kıtlıkta buğday almak için tarlalarımızı, bağlarımızı, evlerimizi ipotek ediyoruz›› diyordu.وكان من يقول حقولنا وكرومنا وبيوتنا نحن راهنوها حتى نأخذ قمحا في الجوع.
Bazıları da, ‹‹Kıtlıkta buğday almak için tarlalarımızı, bağlarımızı, evlerimizi ipotek ediyoruz›› diyordu.有 的 說 、 我 們 典 了 田 地 、 葡 萄 園 、 房 屋 . 要 得 糧 食 充 飢
Bazıları da, ‹‹Kıtlıkta buğday almak için tarlalarımızı, bağlarımızı, evlerimizi ipotek ediyoruz›› diyordu.有的 說 、 我們典 了 田地 、 葡萄園 、 房屋 . 要得 糧食 充飢
Belki okulda, belki üzerlerine birşeyler bağlarken?Ehkä koulussa, ehkä sidoitte narunpaloja niihin?
Belki okulda, belki üzerlerine birşeyler bağlarken?Forse a scuola, forse gli legavate dei pezzetti di filo?
Belki okulda, belki üzerlerine birşeyler bağlarken?어쩌면 조그만 실을 잠자리에 묶어서
Belki okulda, belki üzerlerine birşeyler bağlarken?Måske i skole, måske binde små stykker snor i dem?
Belki okulda, belki üzerlerine birşeyler bağlarken?Misschien op school, misschien maakten jullie stukjes draad aan ze vast?
Belki okulda, belki üzerlerine birşeyler bağlarken?Možno zo školy možno keď ste na ne uväzovali kúsok motúzu?
Belki okulda, belki üzerlerine birşeyler bağlarken?Ở trường chẳng hạn, cột một sợi dây nhỏ vào chúng chẳng hạn?
Belki okulda, belki üzerlerine birşeyler bağlarken?Peut-être à l'école, peut-être quand vous essayiez de leur attacher une ficelle ?
Belki okulda, belki üzerlerine birşeyler bağlarken?Poate la scoala, poate legand bucati de sfoara in jurul lor?
Belki okulda, belki üzerlerine birşeyler bağlarken?Talán az iskolából, talán arra, hogy madzagot kötöttek rájuk?
Belki okulda, belki üzerlerine birşeyler bağlarken?¿tal vez amarrándoles pedazos de hilo?
Belki okulda, belki üzerlerine birşeyler bağlarken?Vielleicht in der Schule, vielleicht haben Sie ihnen kleine Schnüre umgebunden?
Belki okulda, belki üzerlerine birşeyler bağlarken?Wiązaliście je na sznurku?
Belki okulda, belki üzerlerine birşeyler bağlarken?Може би в училище, може би сте връзвали конци върху тях?
Belki okulda, belki üzerlerine birşeyler bağlarken?Может быть, в школьные годы вы привязывали к ним верёвочки?
Belki okulda, belki üzerlerine birşeyler bağlarken?אולי קשרתם אליהם חוטים?
Belki okulda, belki üzerlerine birşeyler bağlarken?ربما ربطتم خيوط صغيرة عليهم؟
Belki okulda, belki üzerlerine birşeyler bağlarken?それはいいんですけどね
Ben buna Tanrı'nın birliği diyorum. Ve bu birlik tüm yaradılışı birbirine bağlar.A esta unidad la denomino "Dios". y esta unidad interrelaciona todos los aspectos de la creación.
Ben gidiyorsun olduğumda 'crossin olduğumda benim gününde ona ben sadece sevinç atlamak' bağlarlar.난 갈래 때 '나는 crossin있을 때 밖으로 내 하루에 그녀를 집으로 난 그냥 즐거움을위한 점프'
Ben gidiyorsun olduğumda 'crossin olduğumda benim gününde ona ben sadece sevinç atlamak' bağlarlar.Když jsem Goin 'Home, aby ji můj den jsem skákat radostí, když jsem crossin "
Ben gidiyorsun olduğumda 'crossin olduğumda benim gününde ona ben sadece sevinç atlamak' bağlarlar.Keď som Goin 'Home, aby ju môj deň som skákať od radosti, keď som crossin "
Ben gidiyorsun olduğumda 'crossin olduğumda benim gününde ona ben sadece sevinç atlamak' bağlarlar.Kun olen menossa kotiin häntä minun päivä ulos Minä vain hypätä ilosta kun olen crossin "
Ben gidiyorsun olduğumda 'crossin olduğumda benim gününde ona ben sadece sevinç atlamak' bağlarlar.Quand je suis Goin 'Home pour elle le jour de mon sortir je viens de sauter de joie quand je suis crossin "l'
Ben gidiyorsun olduğumda 'crossin olduğumda benim gününde ona ben sadece sevinç atlamak' bağlarlar.Όταν είμαι goin "στο σπίτι για να της την ημέρα μου έξω απλά άλμα για τη χαρά όταν είμαι crossin" το
Ben gidiyorsun olduğumda 'crossin olduğumda benim gününde ona ben sadece sevinç atlamak' bağlarlar.Когато съм отиваш у дома да я на моя ден, аз просто скачам от радост, когато съм crossin "на тресавище.
Ben gidiyorsun olduğumda 'crossin olduğumda benim gününde ona ben sadece sevinç atlamak' bağlarlar.כשאני הולך הביתה אליה ביום שלי אני פשוט לקפוץ משמחה כשאני לצומת
Ben gidiyorsun olduğumda 'crossin olduğumda benim gününde ona ben sadece sevinç atlamak' bağlarlar.عندما أنا ذاهب إلى المنزل لها في يوم من بلدي أنا القفز من الفرح عندما أكون crossin "في
Ben gidiyorsun olduğumda 'crossin olduğumda benim gününde ona ben sadece sevinç atlamak' bağlarlar.沼地。"私はDickonが好きな、"メアリーは付け加えた。
Beynin tüm parçalarını birbirine bağlar.Acende todas as partes do cérebro.
Beynin tüm parçalarını birbirine bağlar.Coinvolge tutte le aree del cervello.
Beynin tüm parçalarını birbirine bağlar.Dan mengaitkan semua bagian otak.
Beynin tüm parçalarını birbirine bağlar.Ea leagă impreună toate părţile creierului.
Beynin tüm parçalarını birbirine bağlar.Elle s'installe dans toutes les parties du cerveau.
Beynin tüm parçalarını birbirine bağlar.Es bindet alle Teile des Gehirns mit ein.
Beynin tüm parçalarını birbirine bağlar.Het verbindt alle delen van het brein.
Beynin tüm parçalarını birbirine bağlar.Involucra a todas las áreas del cerebro.
Beynin tüm parçalarını birbirine bağlar.연민은 뇌의 모든 부분을 연결해줍니다
Beynin tüm parçalarını birbirine bağlar.Łączy wszystkie obszary mózgu.
Beynin tüm parçalarını birbirine bağlar.Nó khơi dậy tất cả các ngóc ngách của bộ não.
Beynin tüm parçalarını birbirine bağlar.Ugyanis az agy összes részét összeköttetésbe hozza.
Beynin tüm parçalarını birbirine bağlar.Zaktivizuje všechny části v mozku.
Beynin tüm parçalarını birbirine bağlar.Συνδέει όλα τα μέρη του εγκεφάλου.
Beynin tüm parçalarını birbirine bağlar.Воно захоплює всі частини мозку.
Beynin tüm parçalarını birbirine bağlar.Оно включает в действие все части мозга.
Beynin tüm parçalarını birbirine bağlar.Свързва в едно и задейства всички части на мозъка.
Beynin tüm parçalarını birbirine bağlar.היא מקשרת בין כל חלקי המוח.
Beynin tüm parçalarını birbirine bağlar.انه يصل بين كل اطراف الدماغ ويحفزها