Birçok kaplıcayı birbirine bağlar.Berbagai fraksi saling bertikai.
Bu fikir ayrıca atomları bir arada tutan kimyasal bağları tasvir etmeye olanak sağlar.Konsep ini juga berguna dalam menjelaskan ikatan kimia yang menjaga atom-atom tetap bersama.
Köprü Komsomolski Bulvarı ile Vernadski Bulvarı'nı birbirine bağlar.Jembatan dua tingkat ini menghubungkan Prospekt Komsomolsky dengan Prospekt Vernadsky.
Her şey beni ona bağlar, kalbim durmadan ağlar.Cinta dalam seluruh kemegahannya telah memabukkan hatiku; hatiku tak akan pernah tertutup lagi.
Fazla miktarda üzüm bağları bulunmaktadır.Adapun di tempat itu banyak rumput.
Bir gün çırak keşiş bir balığı yakalar ve iple taşa bağlar.Suatu hari seorang nenek sedang mencari ikan dengan jala, dan keong emas terangkut.
Üsküdar ve Bağlarbaşı semtleri arasında kalmaktadır.Di sana menampung para yatim piatu dan dhuafa.
Sava nehri üzerine inşa edilen köprü Ada Ciganlija'yı Čukarica ve Novi Beograd'a bağlar.Jembatan ini melintasi ujung Pulau Ada Ciganlija dan menghubungkan kota praja Čukarica dengan Novi Beograd.
Yaklaşık 250 hızlı Shinkansen treni büyük şehirleri birbirine bağlar.Khoảng 250 tàu Shinkansen tốc độ cao kết nối các thành phố lớn.
Benzer şekilde Rikken Minseito de Mitsubishi ve Japon İmparatorluk Deniz Kuvvetleriyle bağlara sahipti.Tương tự, đảng Rikken Minseitō có liên hệ với tập đoàn Mitsubishi cũng như với Hải quân Đế quốc Nhật Bản.
George W. Bush Bulvarı, havalimanı ile Tiflis şehir merkezini birbirine bağlar.Đại lộ George W. Bush nối sân bay này với trung tâm Tbilisi.
Bu konu Drake'i Grayson'a bağlar; DC bu husus ile okuyucuların yeni Robin'i kabul etmelerini ummuştur.Điều này là sự kết nối của Drake với Grayson, một liên kết mà DC hy vọng sẽ giúp độc giả chấp nhận Robin mới.
"Erol Servet Bağlar Samsunspor'da Faaliyete Geçti!""Mẹ thiên nhiên hôm qua đã ném mọi thứ vào Victoria.
Glikoz birimler lineer şekilde α(1→4) bağları ile birbirlerine bağlıdırlar.Các đơn vị glucoza tạo thành mạch thẳng bằng liên kết α(1→4) glycosid.
Birçok kaplıcayı birbirine bağlar.Quả phức do nhiều quả đơn dính lại với nhau.
Her yandan akarsular ve bağlarla çevrilidir.Ý chỉ những cái đốm trên vây và cơ thể chúng.
Herkesin birbirleriyle kan bağları vardır.Tất cả mọi người sẽ đổ máu vì Người.
Üzüm bağları meşhur ve çoktur.Các món hải sản rất nổi tiếng và đa dạng.
Mahallede bulunan bağlarda üzüm yetiştiriciliği yapılmaktadır.「わたしたちは園の木の果実を食べてもよいのです。
Ayrıca bağlarda Yazlık (yeşil) budama da yapılır.また夏季のみ駅レンタカーも営業する(事前予約貸出のみ)。
Ormancılık ve tarım arasındaki bağlar karşılıklı yarar sağlamıştır.農業と林業の関係は互助関係にある。
Kahta ve Sincik’i birbirine bağlar.シナモンと2人暮らし。
Bağlar (Kürtçe: Nehrî), Hakkâri ilinin Şemdinli ilçesine bağlı bir köydür.裸の町(はだかのまち) 裸の町 (戯曲) - 真船豊作の戯曲。
Şimdi ise bağlar bozuldu.現在はリンクが切れている。
Herkesin birbirleriyle kan bağları vardır.どれも血縁的に繋がりがある。
Güneyindeki Amol kentini ise Hazar sahiline bağlar.南側の亘理町との境には阿武隈川が流れる。
Bu yol Bağlar Altı mevki diye geçer.この旋法は6通り移調できる。
Aynı yıl Evimiz Olacak Mı ve Hayat Bağları adlı televizyon dizilerinde rol aldı.同年木下プロダクション入社し、テレビドラマの現場に付く。
Eğer bu tür bu tür işaretler gözlemlenmezse, modeldeki bağlar işlenebilir.もしそのような痕跡が観測されない場合、そのモデルの限界が設定され改良することができる。
VSEPR teorisinde çift veya üçlü bağlar tek bağmış gibi kabul edilerek değerlendirme yapılır.VSEPR理論では、二重結合または三重結合は単一の結合基として扱われる。
Gesi Bağları türküsü.配電塔のこと。
Uzun zamanca önce Dünya ve Unutulmuş Diyarlar'ın birbiriyle daha yakın bağlar vardır.遠い昔の地球では人間と花の精が仲良く暮らしていた。
Sol kabuk çukur olup, bununla vücudunu zemine bağlar.その際には、左手で地面の草などを掴(つか)んで体をひきつける。
Evleri ve bağları yakıldı.倉庫及び本宅を焼失。
Yere oturtup gözlerini bağlar.隻眼で、眼帯を付けている。
Çocuklar içlerinden birisinin gözlerini bağlarlar.その瞳は盟友の息子を見守り続ける。
2008 yılı mart ayında ise Bağlar ilçe statüsü alarak ilçe belediyesi olarak ilan edilmiştir.2008年3月 - 長生郡市合併協議会を廃止。
Ara sıra şapkasını sıntına alır ve boynuna bağlar.普段はそれに紐をつけて首からかけている。
Örneğin, bağlar kopmadığında veya şekil değiştirmediğinde.くっついても連結するのみで形は変わらない。
Bunlar, geniş çiftli hidrojen bağları olarak adlandırılır.これらは遠洋性堆積物と呼ばれる。
Çevre il ve ilçelerdekiler halen köy ile bağlarının koparmamıştır.祭壇と内陣はそれぞれ壊れずに残った。
C4b ve C2a o zaman birlikte C3-konvertazı şekillendirmek için klasik yolda olduğu gibi bağlar.C4bとC2aは古典経路と同じく、結合してC3転換酵素を形成する。
Bağlarda şaraplık üzüm üretilir.トウモロコシの生地で作られる。
Akdemir geçmişte de CHP ile güçlü bağları bulunduğunu belirtmiştir.作者によると、秋晴とは過去に接点があるらしい。
Lutheran Kilisesi’ne güçlü bağları olan bir aileden gelir.コンギラト部族の有力家系である魯王家の出身。
Böylelikle yeri, göğü ve yeraltını birbirine bağlar.天と地の全ての鍵を持ち給う。
Güney Amerika'nın en eski ikinci ağı olup başkent bölgesinin büyük bölümünü bağlar.これは南米でブラジルに次いで2番目の経済規模で、行政区画単位では中南米最大である。
Ama geçen zaman süreci sonucunda aradaki bağlar güçlenmiştir.しかし、その間に包囲環はますます強化された。
Çok sıkı akrabalık bağları vardır.多くの近縁種がある。
Kovalama sonucu Jerry'i perdenin ipine bağlarlar.犬はジェリーの挑発に乗って、糸が結び付けられた部屋へ向かう。
Bunun üzerine eşi, kendisini neyle bağlarsa kurtulamayacağını sordu.此乃禁軍子弟家人倚城社,冒禁衞名,致吏不敢問。
Duygusal bağlar, ikinci sezonda çoğalmıştır.感情成分則在第二季加重。
2008–2009'da, bitki yönetimi kendi üzüm bağlarının alanını genişletmek için 15 milyon ruble yatırım yaptı.在2008-2009年当中,为了扩大自己的葡萄园该工厂投资了1500万卢布 。
Misinayla bağlarken misinayı sıkıştırmadan önce ıslatmak zedelenmeyi en aza indirir.為了同樣理由,最好在性交前後排尿。
Köyün üzüm bağları da oldukça meşhurdur.本地产的葡萄酒也很出名。
En iyisi, bu bağları çok iyi bir şekilde kontrol edendir.特點是色散控制非常好。
Bağlar mevkiinde bir zamanlar bir yüzme havuzu da faaliyet göstermekteydi.据说原来建筑南边还有游泳池。
Bağlarda şaraplık üzüm üretilir.②草木種子的外殼。
Evren beldesi; Bağlarbaşı, Bahçelievler ve Fatih olmak üzere üç mahalleden oluşmaktadır.兼六園、後樂園與偕樂園被稱為日本三名園。
Hassas bir ip veya tel iki uzay gemisini birbirine bağlar.首先有一條細柔易斷的繩子被繫在兩艘太空船間。