Ana içeriğe geç
Sözlük

bağlar ile cümle

bağlar kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.
60
BU SAYFADA CÜMLE
6
HARF
2
HECE
9
ORT. KELİME
Daha sonra onu bir sandalyeye bağlar.Потім його тросами прив'язують до причалу.
Üçlü format, üç ülkenin geleneklerine ve tarihsel bağlarına dayanmaktadır.Тристоронній формат заснований на традиціях та історичних зв’язках трьох країн.
Üniversitenin uluslararası bağları dünyanın tüm bölgelerine yayılmıştır.Mezinárodní vazby univerzity se rozprostírají na všech regionech zeměkoule.
Daha sonra onu bir sandalyeye bağlar.Proto ho sváží k židli.
Claudius onunla belki de imparatorluk ailesi ile olan bağlarını kuvvetlendirmek için evlenmişti.S Messalinou se pravděpodobně oženil pro posílení vazeb uvnitř císařské rodiny.
Grekler bu cezayı tanrıça Nemesis'e bağlarlardı.Takové jednání jistě ztrestá bohyně Nemesis.
Filler yaşayan türler arasında en sıkı bağlarla bağlı topluluklardan birini oluşturur.Sloni mají jedno z nejtěsněji propojených společenství ze všech žijících druhů.
Britanya monarşisinin ve sarayın tarihçesi birbirlerine kopmaz bağlarla bağlıdır.Historie hradu a britských monarchů je nerozlučně spjata.
VSEPR teorisinde çift veya üçlü bağlar tek bağmış gibi kabul edilerek değerlendirme yapılır.Teorie VSEPR uvažuje dvojnou a trojnou vazbu jako jednovazebnou skupinu.
Ruslar, Beyaz Ruslar ve Ukraynalılar yakın kültürel bağları paylaşırken bu durum diğer etnik gruplarda olmadı.Rusové, Bělorusové a Ukrajinci sdíleli těsné kulturní vazby, zatímco jiné skupiny ne.
Bu sayede Rusya ile bağlarını kopartmaz.Anglie nepřeruší styků s Ruskem.
Duygulara ve aile içi bağlara önem vermez.Protože naše pány ani zbla nezajímáš ani ty ani tvá rodina.
Karadeniz kıyı yolu, bölgenin kıyı kesiminde yer alan birçok kenti birbirine bağlar.Probíhá tudy hlavní silnice, spojující všechna města na pobřeží Černé Hory.
Sebeple sonuç arasında bir nedensellik yoktur, onları birbirine masallardaki mantık bağlar.Nedělá mu potíže udržovat si v nich dokonalý pořádek a mít je navzájem logicky propojené.
Yahudi insanları İsrail topraklarına bağlar.Jak si Žid podmanil národy?
Akraba bağları kuvvetli bir toplum yapısına sahiptirler.Obyvatelé ostrova vytvářejí pevnou komunitu.
Arjun'u alt edip onu bağlar ve ağzını bantlayıp bir dolaba kapatır.Dexter se s Doakesem střetne, přemůže jej a zamkne do klece v boudě v bažinách.
Bunlardan biri peptid bağlarıdır.Tyto jsou členěny pilastry.
Dortmund-Ems Kanalı Avrupa'nın en büyük kanalı olup şehri Dortmund limanı ile Kuzey Denizi'ne bağlar.V Dortmundském přístavu končí kanál Dortmund-Ems, spolující jej se Severním mořem.
Buna ek olarak çapraz bağları da zarar görmüş.Ta pochopitelně sloužila i okolním vsím.
Yere oturtup gözlerini bağlar.Míří přitom na odlesk očí.
Modern yayınlar genellikle (ama hatalı olarak) Liechtenstein'ın bağımsızlığını bu olaylara bağlarlar.Publicațiile moderne atribui de obicei (deși incorect) suveranitatea Liechtensteinului acestor evenimente.
Sonra Ali kolunu bağlar, hepsinin kanaması durur.Beți dintru acesta toți, acesta este Sângele Meu...
C4b ve C2a o zaman birlikte C3-konvertazı şekillendirmek için klasik yolda olduğu gibi bağlar.C4b și C2a se unesc apoi pentru a forma convertaza-C3, ca și în calea clasică.
Belgrad banliyö treni yakın şehirleri ve banliyöleri kentin batı, kuzey ve güneyine bağlar.Sistemul feroviar suburban leagă suburbiile și orașele vecine din vestul, nordul și sudul orașului.
Manş Tüneli, ülkeyi Avrupa Kıtası'na bağlar.Probabil tunelul conecta castelul cu acea casa.
Üzüm bağları ve bostanlar vardır.Sunt vii și grădini cu pomi.
Adana'nın Kozan ilçesi ile de tarihsel bağları olduğu düşünülmektedir.Zaandam este menționat, de asemenea, ca având legături istorice cu vânătoarea de balene.
Evleri ve bağları yakıldı.Le arde casele și locurile unde lucrau.
Aynı zamanda C-Si bağlarını da keser.În acest caz, se rupe o legătură C-N.
Yine zekâyı da anlayışa bağlar.Ea trebuie combinată cu inteligența.
2000 yılında Genel İşçi Birliği yönetiminin gözünden düştü ve tüm bağlarını kopardı.Timp de mai bine de șaizeci de ani el a apărat Comitatul de toate lucrurile înfricoșătoare.
Aynı zamanda C-Si bağlarını da keser.Hasítja a C–Si kötéseket is.
George W. Bush Bulvarı, havalimanı ile Tiflis şehir merkezini birbirine bağlar.A repülőteret a George W. Bush sugárút köti össze Tbiliszi belvárosával.
Güneybatıda Galata Köprüsü Karaköy'ü Eminönü'ne bağlar.Karaköyt a Galata híd köti össze Eminönüvel.
Bununla beraber Danimarka ile İsveç arasında yer alan Öresund Köprüsü, ülkeleri birbirine bağlar.Ez a híd Svédország és Dánia közt fekszik, így kapcsolva össze a szereplőket.
Ayrıca üzüm bağları da bulunmaktadır.Bokorerdők is vannak.
Posiyonel olarak disülfid bağları indirginme ile kırılabilir.Tegyük fel indirekt, hogy a gömb megfésülhető.
Bununla doğrusal olarak da van der Waals Bağlarının kuvveti artmaktadır.Ilyen például a Van der Waals-féle erők erőtere.
Glikoz birimler lineer şekilde α(1→4) bağları ile birbirlerine bağlıdırlar.A glükózegységek lineárisan kapcsolódnak egymáshoz α(1→4) glikozidos kötéssel.
Van der Waals kuvvetleri, hidrojen bağları).Van der Waals-féle erők.
Üzüm bağları yol boyunca uzanır.A hegyen szőlősorok futnak végig.
Yol İtalya'nın Sicignano degli Alburni ile Bernalda şehirlerini birbirine bağlar.Stazione di Sicignano degli Alburni vasútállomás Olaszországban, Sicignano degli Alburni településen.
Bu tanımlama ve anlayış, tarihi bağların ve dini geleneklerin Yahudileri İsrail’e bağlamasından doğar .Rámutat, hogy a tények, a történelem, és a hagyomány bizonyítja Izrael igazságát.
Her şey beni ona bağlar, kalbim durmadan ağlar.Csárdás kisangyalom, érted fáj a szívem nagyon.
Bazı ailelerin akrabalık bağları günümüzde de devam etmektedir.A család egyes leszármazottai ma is élnek.
Ama geçen zaman süreci sonucunda aradaki bağlar güçlenmiştir.A konfliktusoknál azonban a kötelékek erősebbnek bizonyulnak.
Fakat bu versiyonda Gesi Bağları'nın müziği ile söylenir.Ez a cikk a zenei húrokról szól.
Ellen Bruce'un cesedini bir kazığa bağlar.Ellen Bruce-ra támad egy baltával és sikerül feldarabolni.
2002'de bir süre Bağlarbaşıspor'da oynadı.2001-ben Piszkos ügynökökben játszott.
Bu işlemler hidrojen bağlarını yıkarak 2. ve 3. yapıları bozar.A szabályozás veszélyezteti a 2. és 3. generációs készülékeket.
Britanya monarşisinin ve sarayın tarihçesi birbirlerine kopmaz bağlarla bağlıdır.Az évek során a kastély története és a brit monarchia elválaszthatatlanul összefonódtak.
A26 Otoyolu Calais'yi Dijon'a bağlar ve Reims ile Châlons-en-Champagne'a hizmet verir.Az A26-os autópálya Calais-val és Reimsen keresztül Párizzsal köti össze.
Szent László köprüsü, Transdanubia'yı Szekszárd'ın kuzeydoğusundaki Büyük Macaristan Ovası'na bağlar.A Szent László híd a Dunántúlt köti össze az Alfölddel, Szekszárdtól északkeletre.
Benzer şekilde Rikken Minseito de Mitsubishi ve Japon İmparatorluk Deniz Kuvvetleriyle bağlara sahipti.Samoin rikken minseitō oli yhteydessä Mitsubishi-ryhmään, kuten myös keisarillisen Japanin laivasto.
Shannon'ın sevgilisi Sayid'i (Naveen Andrews) ağaca bağlar ve grubun ilerlemesine engel olur.Ana Lucia sitoo Shannonin rakastajan Sayidin puuhun ja kieltäytyy päästämästä ryhmää liikkeelle.
Bununla doğrusal olarak da van der Waals Bağlarının kuvveti artmaktadır.Samalla hän loi pohjan Van der Waalsin yhtälölle.
Van der Waals kuvvetleri, hidrojen bağları).Volgan vesivoimalaitos (ven.
1915 - Kirte Bağları Muharebesi başladı.1900 – Neuvottelut buurisodan lopettamiseksi alkoivat.
Alanlar, fikirler ve kavramlar arasındaki bağları görebilmek temel beceridir.Kyky nähdä kytkentöjä ajatusten, käsitteiden ja tutkimusalojen välillä on ydintaito.
İlgili Sayfalar
Menü
Giriş Yap
Premium
Platform
Karanlık Mod