Ana içeriğe geç
Sözlük

bağlar ile cümle

bağlar kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.
60
BU SAYFADA CÜMLE
6
HARF
2
HECE
8
ORT. KELİME
Özellikle üzüm bağları çok fazladır.Vooral de overvloed aan houtsculpturen is overweldigend.
Länsiväylä otoyolu, Länsiväylä'dan geçer ve Helsinki ile Espoo'yu birbirine bağlar.Het eiland ligt vlak tegen Espoo aan en verbindt Helsinki met Espoo via de snelweg Länsiväylä.
En iyisi, bu bağları çok iyi bir şekilde kontrol edendir.Het is uniek dat deze gebouwen zo goed bewaard zijn.
Dolayısıyla tüm bağları serbestçe dönebilir.De laten worden weer helemaal vrij.
Köyün üzüm bağları da oldukça meşhurdur.Ook de kloostergebouwen zijn zeer beroemd.
Daha sonra onu bir sandalyeye bağlar.Later komt hij zelfs in een rolstoel terecht.
Eğer suçu kabul ederse, yargıç başkaca kanıta gerek duymaksızın davayı karara bağlar.Als de gedaagde niet komt opdagen, zal de rechter de gedaagde in principe bij verstek veroordelen.
Herkesin birbirleriyle kan bağları vardır.De twee slaan elkaar tot bloedens toe.
Şimdi ise bağlar bozuldu.Tegenwoordig is de lijn opgebroken.
Alanlar, fikirler ve kavramlar arasındaki bağları görebilmek temel beceridir.Het vermogen om connecties te ontdekken tussen velden, ideeën en concepten is een basisvaardigheid.
Bu yapının iskeleti, molekülün içindeki bazlar arasındaki hidrojen bağlarıyla ortaya çıkar.Ze doet dit door haar atomen tussen de ruimtes binnen de moleculen van dit voorwerp heen te laten bewegen.
Orijinal olarak gazete Roman-Katolik gazetesi olup, Katolik Halk Partisi ile bağları bulunmakaydı.Traditioneel had de krant banden met de katholieke vakbonden.
Bununla doğrusal olarak da van der Waals Bağlarının kuvveti artmaktadır.W skrajnych warunkach jednak zawodzi nawet równanie van der Waalsa.
Böylelikle yeri, göğü ve yeraltını birbirine bağlar.Wierzyli, iż łączy on niebo i ziemię.
Ölve Köprüsü, 6,072 m Öresund Köprüsü, from İsveç'i Danimarka'ya bağlar.2000 – Otwarto most nad Sundem łączący Szwecję z Danią.
Länsiväylä otoyolu, Länsiväylä'dan geçer ve Helsinki ile Espoo'yu birbirine bağlar.Przez jej północną część przebiega autostrada łącząca Helsinki z Espoo.
Sava nehri üzerine inşa edilen köprü Ada Ciganlija'yı Čukarica ve Novi Beograd'a bağlar.Most przecina wierzchołek wyspy Ada Ciganlija, łączącej Čukaricę z Nowym Belgradem.
Duygusal bağlar, ikinci sezonda çoğalmıştır.Szyszki nasienne dojrzewają w drugim sezonie.
Yine zekâyı da anlayışa bağlar.Wiąże on z nim również inteligencję.
Az da olsa zeytin ağaçları ve üzüm bağları vardır.Jego dietę stanowią małe kręgowce oraz owoce palmy oleistej.
Buna ek olarak çapraz bağları da zarar görmüş.Dotyczyło to również okolic Kletna.
Bu vesile ile köyün adı da Bağlarbaşı olarak değiştirilmiştir.Idea zmiany nazwy podzieliła również samych mieszkańców.
Akrabalık bağları güçlüdür.Więzy rodzinne są silne.
Bret Hart, bu olayla beraber WWF ile olan bağlarını iyice kopardı ve WCW ile anlaşma imzaladı.W tym okresie Bret Hart kończył pracę w WWF i miał już podpisaną umowę z konkurencyjnym WCW.
Bu köprünün asma bağları Clifton Asma Köprüsü'nü tamamlamak için kullanılmıştır.Wąwóz przecina most Clifton Suspension Bridge.
Kovalama sonucu Jerry'i perdenin ipine bağlarlar.Przez to Jerry'ego spotyka ciągnięcie gaci.
Eğer suçu kabul ederse, yargıç başkaca kanıta gerek duymaksızın davayı karara bağlar.Jeśli wygram proces, to na mocy wyroku sędziego nie zapłacę ci ani grosza.
Yahudi insanları İsrail topraklarına bağlar.Naród żydowski powstawał w Ziemi Izraela.
Köytde son yıllarda en büyük alanı üzüm bağları kaplar.W Szwecji trwają największe od lat pożary lasów.
Diğerleri ise tuz ve sistin bağlarıdır.Pozostałe to wiadukty i łącznice.
İstifasından sonraysa Erol Servet Bağlar göreve başlamıştır.Zakończywszy swą misję, heros mógł już zwrócić pożyczone sprzęty Grajom.
Bellick sonunda elindeki bağlardan kurtulur.Imberios na koniec ucieka z niewoli.
İkincil yapı biyopolimerdeki hidrojen bağları tarafından belirlenir.Osiedle jest położone w obrębie geodezyjnym Mrzeżyno 2.
Sertlik derecesi çapraz bağları sayısı ile ilgilidir.Każda liczba kardynalna jest liczbą porządkową graniczną.
Rusya'daki Birleşik Rusya partisiyle yakın bağları vardır.Dla Stanów Zjednoczonych bardzo ważny był ciągły dialog z Rosją.
İsviçre üzüm bağları, Roma döneminden beri dünya çapında ünlüdür.Tamtejsze solarnie produkują nieprzerwanie sławną na całym świecie sól jeszcze od czasów rzymskich.
Bu miras onu Nelson Mandela'ya bağlar öyle ki Gandi'nin başladığını bir anlamda Mandela tamamlamıştır."Detta arv förbinder honom med Nelson Mandela … i en mening fullbordade Mandela vad Gandhi hade inlett.”
Rembrandtplein'ı Waterlooplein'a bağlar.Den knyter samman området Rembrandtplein med området Waterlooplein.
Cİvarda yaşayanlar bu adamla sıkı bağlar kurmuş, fikrine önem vermişler ve itaat etmişler.Folket lyssande noga och trodde honom.
New Line sıkça, şirketin gelişmesini Elm Sokağı serisinin başarısına bağlar.New Line Cinema säger ofta att en viktig faktor för bolagets tillväxt har varit Elm Street-filmerna.
Bağlarbaşı, Adıyaman ilinin Gölbaşı ilçesine bağlı bir köydür.Han är den första av ätten som kallar sig greve av Gleichen.
Vatandaşlık ve akrabalık bağları oldukça güçlüdür.Populationstäthet och vanor är därför ganska osäkra.
Kaşkalar aynı zamanda üzüm bağlarına da sahiplerdi.Bergsmännen ägde hyttan gemensamt.
Yere oturtup gözlerini bağlar.Onin sätter sig ner och täcker för sina ögon.
Kanallar onu Havel, Spree, Vistül sistemi ve Kłodnica'ya bağlar.Den är kopplad med kanaler till Havel, Spree, Wisła samt Kłodnica.
Yazar, yazmaya başlamasının nedenlerini çocukluğunda dinlediği hikâyelere bağlar.Enligt efterordet har författaren inspirerats av berättelser från kriget som hon fick höra under sin barndom.
Sava nehri üzerine inşa edilen köprü Ada Ciganlija'yı Čukarica ve Novi Beograd'a bağlar.Most na Adi (Bron över Ada) - bro över Sava och Ada Ciganlija som går från Čukarica till Novi Beograd.
Bağlar bahçeler, meyveler mevcuttur.Hemträdgårdens frukter och bär.
Hanedanlar arası kan bağları kuruldu.Mellan husblocken bildas gårdar.
Karbon elementinin allotropları olan grafitin karbon bağları zayıf, elmasınkiler ise çok güçlüdür.Dels för att kol-syre-bindningarna i koldioxid är så starka, svåra att bryta upp.
Yaklaşık 250 hızlı Shinkansen treni büyük şehirleri birbirine bağlar.Близько 250 високошвидкісних поїздів Сінкансен поєднують великі міста.
2008–2009'da, bitki yönetimi kendi üzüm bağlarının alanını genişletmek için 15 milyon ruble yatırım yaptı.У 2008—2009 роках керівництво заводу вклало 15 млн рублів в розширення площі власних виноградників.
Eskilerde üzüm bağları da vardı ama onu da kuruttuk bağ falan kalmadı.Раніше в лісі також мешкали червоні білки, але нині їх вже не залишилося.
Harem içerisindeki dişiler kendi aralarında güçlü sosyal bağlara sahiptirler.За володіння гаремом між самцями відбуваються жорсткі поєдинки.
Bunu 5 temel nedene bağlar: .Він базується на п'ятьох правилах: 1.
Her şey beni ona bağlar, kalbim durmadan ağlar.Моя печінка не функціонує, мене постійно рве і паплюжить.
Resmi sloganı 'Loyaulte me lie (Sadakat beni bağlar) idi.Був удостоєний ордена «Легіон пошани».
Dortmund-Ems Kanalı Avrupa'nın en büyük kanalı olup şehri Dortmund limanı ile Kuzey Denizi'ne bağlar.Dortmund-Ems-Kanal (DEK)) — канал у Німеччині, з'єднує річковий порт міста Дортмунд і місто Емден.
Çapraz bağları kopan futbolcu sezonu erken kapattı.Завершує попередній обласний футбольний сезон.
Moleküller birbirlerine kovalent bağlarla bağlanmış atomlardan meydana gelir.Молекули складаються з атомів, які сполучаються між собою в певних співвідношеннях.
İlgili Sayfalar
Menü
Giriş Yap
Premium
Platform
Karanlık Mod