bağları ile cümle

bağları kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.
60
BU SAYFADA CÜMLE
7
HARF
3
HECE
9
ORT. KELİME
Bununla doğrusal olarak da van der Waals Bağlarının kuvveti artmaktadır.Ilyen például a Van der Waals-féle erők erőtere.
Glikoz birimler lineer şekilde α(1→4) bağları ile birbirlerine bağlıdırlar.A glükózegységek lineárisan kapcsolódnak egymáshoz α(1→4) glikozidos kötéssel.
Van der Waals kuvvetleri, hidrojen bağları).Van der Waals-féle erők.
Üzüm bağları yol boyunca uzanır.A hegyen szőlősorok futnak végig.
Bu tanımlama ve anlayış, tarihi bağların ve dini geleneklerin Yahudileri İsrail’e bağlamasından doğar .Rámutat, hogy a tények, a történelem, és a hagyomány bizonyítja Izrael igazságát.
Bazı ailelerin akrabalık bağları günümüzde de devam etmektedir.A család egyes leszármazottai ma is élnek.
Fakat bu versiyonda Gesi Bağları'nın müziği ile söylenir.Ez a cikk a zenei húrokról szól.
Bu işlemler hidrojen bağlarını yıkarak 2. ve 3. yapıları bozar.A szabályozás veszélyezteti a 2. és 3. generációs készülékeket.
Bununla doğrusal olarak da van der Waals Bağlarının kuvveti artmaktadır.Samalla hän loi pohjan Van der Waalsin yhtälölle.
Van der Waals kuvvetleri, hidrojen bağları).Volgan vesivoimalaitos (ven.
1915 - Kirte Bağları Muharebesi başladı.1900 – Neuvottelut buurisodan lopettamiseksi alkoivat.
Alanlar, fikirler ve kavramlar arasındaki bağları görebilmek temel beceridir.Kyky nähdä kytkentöjä ajatusten, käsitteiden ja tutkimusalojen välillä on ydintaito.
Geleneklerine sahiptir.Akrabalık bağları oldukça güçlüdür.Se on melko ahne joten asuinkumppanien on oltava tarpeeksi isoja.
Doğu Karelya ile bağların güçlendirilmesine dair arzular, toprak talebini içermemektedir.Οι φιλοδοξίες για στενότερους δεσμούς με την Ανατολική Καρελία δεν περιλαμβάνουν εδαφικές απαιτήσεις.
Aksum'un İslam'la olan bağları çok eski zamanlara dayanır.Η σχέση του Αγίου με το νησί ανάγεται στο μακρινό παρελθόν.
Aynı zamanda C-Si bağlarını da keser.Άλλα συμπεριλαμβάνουν και τους δεσμούς C-C.
İki DNA zincirini bir arada tutan hidrojen bağlarını kıran helikaz enzimi tarafından oluşturulur.Αυτό επιτυγχάνεται με τη βοήθεια ειδικών ενζύμων, που σπάζουν τους δεσμούς υδρογόνου μεταξύ των δύο αλυσίδων.
Iyon-dipol bağları H bağından daha güçlüdür.Τα δυο επίπεδα των δεσμών H-C-H είναι κάθετα μεταξύ τους.
Bu duruma Karşıyakalılar sessiz kalmazlar ve Biz İzmirli değiliz Karşıyakalıyız diyerek bağları koparırlar.Ελπίζω αυτές τουλάχιστον να είναι καλύτερα και να μην περνάνε αυτά που περνάμε εμείς..
Bolgede üzüm bağları olup önemli bir şarap üretim merkezidir.Ιδιαίτερα σημαντική είναι η καλλιέργεια σταφυλιών και η παραγωγή κρασιού υψηλής ποιότητας.
Aile bağlarına rağmen Þjóstólfur'ü öldürerek ölümün intikamını alan ise Hrútur olur.Det er Hrut, som til trods for slægtsbåndene hævner den døde ved at dræbe Tjostolf.
Nükleazlar DNA iplikleri kesen enzimlerdir, fosfodiester bağlarının hidrolizini katalizlerler.Nukleaser er enzymer, som skærer DNA-strenge ved at katalysere hydrolyse af fosfodiesterbindingerne.
İletim hattı bağları, düğümleri birbirine bağlar.Bånd der brister – Bånd der knyttes.
İsrailli yetkililer bağları tekrar onarmak istediklerini belirtti fakat özür dilenmeyeceğini vurguladılar .Foreningen søgt igen kommunen om hjælp til reparation m.m., men fik igen afslag.
Van der Waals kuvvetleri, hidrojen bağları).Kapillærkræfter Van der Waalske kræfter
Bundan sonra ise son durumu hakkında Baroš'un menajeri Pavel Paska, Sol diz bağlarında bir yırtık var.Til gengæld måtte Markussens træner Paul Duvill behandle et cut ved hans højre øje efter omgange.
Claudius onunla belki de imparatorluk ailesi ile olan bağlarını kuvvetlendirmek için evlenmişti.Claudius giftet seg sannsynligvis med henne for å styrke båndene innen den keiserlige familien.
İspanyol günlük gazetesi El Mundo’nun GAL örgütünün bağlarının açığa çıkartılmasında büyük payı olmuştur.Den spanske avisen El Mundo spilte en viktig rolle i avsløringen av gruppens aktiviteter og bakmenn.
Poliamit, peptid bağları tarafından bağlanmış monomerler içeren bir polimerdir.Et polyamid er et polymer som inneholder monomerer av amider koblet sammen med peptidbindinger.
Web sitemizin bu irtibat ve bağları güçlendireceğine inanıyoruz.Troppen skal ha kapasitet for å støtte samband og kommunikasjon.
Aile bağlarına rağmen Þjóstólfur'ü öldürerek ölümün intikamını alan ise Hrútur olur.Det er Hrut som til tross for slektsbåndene hevner den døde ved å drepe Tjostolf.
Bazen çocuk veya yasal ebeveyn baba ile sosyal bağları bitirmek ister.Terkadang si anak atau si ibu ingin memutuskan ikatan sosial dengan si ayah.
Ermenistan'daki görev süresi kısaydı, fakat muhtemelen ülkeyle olan bağlarını güçlendirdi.Pelayanannya di Armenia singkat, tetapi bisa dibilang memperkuat hubungannya dengan negara.
Altı Arap ülkesi ABD ile diplomatik bağlarını kesti ve Lübnan elçisini geri çağırdı.6 negara Arab memutuskan hubungan diplomatik dengan Amerika Serikat dan Lebanon menarik kedutaan besarnya.
X merkez atom ile diğer atomlar arasındaki sigma bağlarını temsil eder.X mewakili jumlah ikatan sigma antara atom pusat dengan atom luar.
Britanya Virjin Adaları, Cayman Adaları ve Montserrat da Britanya ile olan bağlarını korumayı seçti.Kepulauan Virgin Inggris, Kepulauan Cayman dan Montserrat juga memilih untuk tetap bersama Inggris.
Valens bağ teorisi sigma ve pi bağlarının nasıl oluştuğunu açıklar.Teori ikatan valensi berkutat pada pembentukan ikatan sigma dan pi.
Glikoz birimler lineer şekilde α(1→4) bağları ile birbirlerine bağlıdırlar.Unit-unit glukosa berikatan dengan ikatan α(1→4) glikosida.
Orijinal olarak gazete Roman-Katolik gazetesi olup, Katolik Halk Partisi ile bağları bulunmakaydı.Secara tradisional, surat kabar ini memiliki hubungan dengan serikat dagang Katolik.
Bu fikir ayrıca atomları bir arada tutan kimyasal bağları tasvir etmeye olanak sağlar.Konsep ini juga berguna dalam menjelaskan ikatan kimia yang menjaga atom-atom tetap bersama.
Fazla miktarda üzüm bağları bulunmaktadır.Adapun di tempat itu banyak rumput.
Glikoz birimler lineer şekilde α(1→4) bağları ile birbirlerine bağlıdırlar.Các đơn vị glucoza tạo thành mạch thẳng bằng liên kết α(1→4) glycosid.
Herkesin birbirleriyle kan bağları vardır.Tất cả mọi người sẽ đổ máu vì Người.
Üzüm bağları meşhur ve çoktur.Các món hải sản rất nổi tiếng và đa dạng.
Herkesin birbirleriyle kan bağları vardır.どれも血縁的に繋がりがある。
Aynı yıl Evimiz Olacak Mı ve Hayat Bağları adlı televizyon dizilerinde rol aldı.同年木下プロダクション入社し、テレビドラマの現場に付く。
Gesi Bağları türküsü.配電塔のこと。
Evleri ve bağları yakıldı.倉庫及び本宅を焼失。
Bunlar, geniş çiftli hidrojen bağları olarak adlandırılır.これらは遠洋性堆積物と呼ばれる。
Çevre il ve ilçelerdekiler halen köy ile bağlarının koparmamıştır.祭壇と内陣はそれぞれ壊れずに残った。
Akdemir geçmişte de CHP ile güçlü bağları bulunduğunu belirtmiştir.作者によると、秋晴とは過去に接点があるらしい。
Lutheran Kilisesi’ne güçlü bağları olan bir aileden gelir.コンギラト部族の有力家系である魯王家の出身。
Çok sıkı akrabalık bağları vardır.多くの近縁種がある。
2008–2009'da, bitki yönetimi kendi üzüm bağlarının alanını genişletmek için 15 milyon ruble yatırım yaptı.在2008-2009年当中,为了扩大自己的葡萄园该工厂投资了1500万卢布 。
Köyün üzüm bağları da oldukça meşhurdur.本地产的葡萄酒也很出名。
En iyisi, bu bağları çok iyi bir şekilde kontrol edendir.特點是色散控制非常好。
Ayrıca Lise mezunları internet üzerinden birbirleriyle bağlarını devam ettirmeye çalışmaktadır.除此,校方亦繼續擴大自己的跨校合作網路。
Ne var ki, Hacer Hanım ülkesiyle olan duygusal bağlarını da koparmayacaktı hiçbir zaman.그러나 인도네시아어라는 공용어에 대한 지방어의 지위도 쇠약해진 것은 결코 아니었다.
Frente Amplio, PIT-CNT sendika ve kooperatif konut hareketi ile yakın bağları vardır.광역전선은 노동조합 연합인 PIT-CNT 및 협력 주택 운동과 긴밀한 관계를 맺고 있다.
Bundan dolayı bu üç yerleşimdeki halkın geniş bir akrabalık bağları da mevcuttur.그래서 이 세 도시의 대규모 물류 거점지이기도 하다.

İlgili Sayfalar