bağları ile cümle

bağları kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.
60
BU SAYFADA CÜMLE
7
HARF
3
HECE
8
ORT. KELİME
Alanlar, fikirler ve kavramlar arasındaki bağları görebilmek temel beceridir.القدرة على رؤية الروابط بين الحقول والأفكار والمفاهيم هي مهارة أساسية.
Ayrıca üzüm bağları da bulunmaktadır.ويوجد فيها مزارع نخيل أيضاً.
Geçmişte üzüm bağları çok olmasına rağmen günümüzde çok azalmıştır.هناك بعض الفيلة في الحديقة على الرغم من أنها نادرة جدا الآن.
Kararı ayrıca geride bıraktığı tüm bağları koparacağı anlamına da geliyordu.وهم الآن يأملون في تدمير ما تبقى منه.
Bu nedenle tüm insanlar birbirini tanır ve genelde birbirileri ile akrabalık bağları vardır.يعرف الجميع بعضهم البعض، والكثير منهم متقارب عائلياً.
Van der Waals kuvvetleri, hidrojen bağları).Forças de Van der Waals.
Bazen çocuk veya yasal ebeveyn baba ile sosyal bağları bitirmek ister.Isso acontece quando os tutores legais da criança querem acabar com as ligações sociais com o pai da mesma.
Madonna şarkıları "annem, babam ve ailemle bağlarım hakkında" sözleriyle tanımlamıştır.Ela descreveu o álbum como "uma coleção de canções sobre minha mãe, meu pai e laços com minha família".
Böylece askerlikle olan bağlarını fiilen koparmış oldu.De onde rompeu a ligação que as uniam.
Bu zamanda, mikroçiplerdeki metal bağları yaklaşık 10 mikrometre genişliğinde idi.Nesta geração, o número de clock dos microcomputadores chegava a até 4MHz.
Bununla doğrusal olarak da van der Waals Bağlarının kuvveti artmaktadır.Ela é relacionada às Forças de van der Waals.
Pilot balinaların güçlü sosyal bağları vardır.O Wikcionário tem o verbete baleia.
Yağlar karbon atomlarının bağlarına göre ikiye ayrılır.No entanto, eles foram encontrados dentro de carbonos de parede dupla.
Bunlar, geniş çiftli hidrojen bağları olarak adlandırılır.Dit staat bekend als een close pair van waterstofbruggen.
Doğu Karelya ile bağların güçlendirilmesine dair arzular, toprak talebini içermemektedir.Dit streven naar hechtere banden met Oost-Karelië gaat niet meer over territoriale eisen.
Diğer zebra türlerinin aksine Grevy zebrasının kalıcı sosyal bağları yoktur.Anders dan de andere soorten, hebben grévyzebra's niet zo'n sociale relatie.
Özellikle üzüm bağları çok fazladır.Vooral de overvloed aan houtsculpturen is overweldigend.
En iyisi, bu bağları çok iyi bir şekilde kontrol edendir.Het is uniek dat deze gebouwen zo goed bewaard zijn.
Dolayısıyla tüm bağları serbestçe dönebilir.De laten worden weer helemaal vrij.
Köyün üzüm bağları da oldukça meşhurdur.Ook de kloostergebouwen zijn zeer beroemd.
Herkesin birbirleriyle kan bağları vardır.De twee slaan elkaar tot bloedens toe.
Alanlar, fikirler ve kavramlar arasındaki bağları görebilmek temel beceridir.Het vermogen om connecties te ontdekken tussen velden, ideeën en concepten is een basisvaardigheid.
Bu yapının iskeleti, molekülün içindeki bazlar arasındaki hidrojen bağlarıyla ortaya çıkar.Ze doet dit door haar atomen tussen de ruimtes binnen de moleculen van dit voorwerp heen te laten bewegen.
Orijinal olarak gazete Roman-Katolik gazetesi olup, Katolik Halk Partisi ile bağları bulunmakaydı.Traditioneel had de krant banden met de katholieke vakbonden.
Bununla doğrusal olarak da van der Waals Bağlarının kuvveti artmaktadır.W skrajnych warunkach jednak zawodzi nawet równanie van der Waalsa.
Az da olsa zeytin ağaçları ve üzüm bağları vardır.Jego dietę stanowią małe kręgowce oraz owoce palmy oleistej.
Buna ek olarak çapraz bağları da zarar görmüş.Dotyczyło to również okolic Kletna.
Akrabalık bağları güçlüdür.Więzy rodzinne są silne.
Bret Hart, bu olayla beraber WWF ile olan bağlarını iyice kopardı ve WCW ile anlaşma imzaladı.W tym okresie Bret Hart kończył pracę w WWF i miał już podpisaną umowę z konkurencyjnym WCW.
Bu köprünün asma bağları Clifton Asma Köprüsü'nü tamamlamak için kullanılmıştır.Wąwóz przecina most Clifton Suspension Bridge.
Köytde son yıllarda en büyük alanı üzüm bağları kaplar.W Szwecji trwają największe od lat pożary lasów.
Diğerleri ise tuz ve sistin bağlarıdır.Pozostałe to wiadukty i łącznice.
İkincil yapı biyopolimerdeki hidrojen bağları tarafından belirlenir.Osiedle jest położone w obrębie geodezyjnym Mrzeżyno 2.
Sertlik derecesi çapraz bağları sayısı ile ilgilidir.Każda liczba kardynalna jest liczbą porządkową graniczną.
Rusya'daki Birleşik Rusya partisiyle yakın bağları vardır.Dla Stanów Zjednoczonych bardzo ważny był ciągły dialog z Rosją.
İsviçre üzüm bağları, Roma döneminden beri dünya çapında ünlüdür.Tamtejsze solarnie produkują nieprzerwanie sławną na całym świecie sól jeszcze od czasów rzymskich.
Vatandaşlık ve akrabalık bağları oldukça güçlüdür.Populationstäthet och vanor är därför ganska osäkra.
Kaşkalar aynı zamanda üzüm bağlarına da sahiplerdi.Bergsmännen ägde hyttan gemensamt.
Hanedanlar arası kan bağları kuruldu.Mellan husblocken bildas gårdar.
Karbon elementinin allotropları olan grafitin karbon bağları zayıf, elmasınkiler ise çok güçlüdür.Dels för att kol-syre-bindningarna i koldioxid är så starka, svåra att bryta upp.
2008–2009'da, bitki yönetimi kendi üzüm bağlarının alanını genişletmek için 15 milyon ruble yatırım yaptı.У 2008—2009 роках керівництво заводу вклало 15 млн рублів в розширення площі власних виноградників.
Eskilerde üzüm bağları da vardı ama onu da kuruttuk bağ falan kalmadı.Раніше в лісі також мешкали червоні білки, але нині їх вже не залишилося.
Çapraz bağları kopan futbolcu sezonu erken kapattı.Завершує попередній обласний футбольний сезон.
Üçlü format, üç ülkenin geleneklerine ve tarihsel bağlarına dayanmaktadır.Тристоронній формат заснований на традиціях та історичних зв’язках трьох країн.
Üniversitenin uluslararası bağları dünyanın tüm bölgelerine yayılmıştır.Mezinárodní vazby univerzity se rozprostírají na všech regionech zeměkoule.
Claudius onunla belki de imparatorluk ailesi ile olan bağlarını kuvvetlendirmek için evlenmişti.S Messalinou se pravděpodobně oženil pro posílení vazeb uvnitř císařské rodiny.
Ruslar, Beyaz Ruslar ve Ukraynalılar yakın kültürel bağları paylaşırken bu durum diğer etnik gruplarda olmadı.Rusové, Bělorusové a Ukrajinci sdíleli těsné kulturní vazby, zatímco jiné skupiny ne.
Bu sayede Rusya ile bağlarını kopartmaz.Anglie nepřeruší styků s Ruskem.
Akraba bağları kuvvetli bir toplum yapısına sahiptirler.Obyvatelé ostrova vytvářejí pevnou komunitu.
Bunlardan biri peptid bağlarıdır.Tyto jsou členěny pilastry.
Buna ek olarak çapraz bağları da zarar görmüş.Ta pochopitelně sloužila i okolním vsím.
Üzüm bağları ve bostanlar vardır.Sunt vii și grădini cu pomi.
Adana'nın Kozan ilçesi ile de tarihsel bağları olduğu düşünülmektedir.Zaandam este menționat, de asemenea, ca având legături istorice cu vânătoarea de balene.
Evleri ve bağları yakıldı.Le arde casele și locurile unde lucrau.
Aynı zamanda C-Si bağlarını da keser.În acest caz, se rupe o legătură C-N.
2000 yılında Genel İşçi Birliği yönetiminin gözünden düştü ve tüm bağlarını kopardı.Timp de mai bine de șaizeci de ani el a apărat Comitatul de toate lucrurile înfricoșătoare.
Aynı zamanda C-Si bağlarını da keser.Hasítja a C–Si kötéseket is.
Ayrıca üzüm bağları da bulunmaktadır.Bokorerdők is vannak.
Posiyonel olarak disülfid bağları indirginme ile kırılabilir.Tegyük fel indirekt, hogy a gömb megfésülhető.
Bununla doğrusal olarak da van der Waals Bağlarının kuvveti artmaktadır.Ilyen például a Van der Waals-féle erők erőtere.

İlgili Sayfalar