bağları ile cümle

bağları kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.
60
BU SAYFADA CÜMLE
7
HARF
3
HECE
8
ORT. KELİME
Hidrojen bağları DNA nın normal baz çiftlerine katılır.A hydrogen bond joins normal base pairs of DNA.
Van der Waals kuvvetleri, hidrojen bağları)."Van der Waals forces.
“Börklüce’nin Selefleri ve Felsefi Bağları”."Queensland flags and emblems".
Çinçin Bağları veya Çinçin Mahallesi, Ankara'nın Altındağ ilçesinde bulunan bir semttir.A Chinatown, called Quartier Chinois, is located in Antananarivo.
Akrabalık bağları gidiş gelişlerle devam etmektedir.Coarse strands develop with ageing.
Bununla doğrusal olarak da van der Waals Bağlarının kuvveti artmaktadır.A more general theory of van der Waals forces has also been developed.
Bölge üzüm bağları ve zeytin bahçeleriyle kaplı bir tepeyle çevrilidir.The region is surrounded by a hill covered with vineyards and olive plantations.
Evleri ve bağları yakıldı.The houses and personal belongings were burned.
Nükleazlar DNA iplikleri kesen enzimlerdir, fosfodiester bağlarının hidrolizini katalizlerler.Nucleases are enzymes that cut DNA strands by catalyzing the hydrolysis of the phosphodiester bonds.
Şehrin şaraplık bağları çok ünlüdür.The vineyards of this place are very famous.
Devlet yönetimiyle bağları kopartılan kilisenin durumu sıkça tartışılır olmuştur.The line dividing church and state interests was not always clear.
Besin zincirleri besin ağının trofik bağlarında iç içe geçmiş olarak bulunur.Food chains are nested within the trophic links of food webs.
Ayrıca Lise mezunları internet üzerinden birbirleriyle bağlarını devam ettirmeye çalışmaktadır.The school also offers classes via CU Online.
Bu köprünün asma bağları Clifton Asma Köprüsü'nü tamamlamak için kullanılmıştır.The chains from the old bridge were re-used in Bristol's Clifton Suspension Bridge.
Göbek bağlarını bir çomakla kesiyor ve bebeklerin göbeğini kendi saçıyla bağlıyor.She cuts the umbilical cord with a stick, and ties it with her own hair.
Bu bağları çizeyim,ve bu polar bağlar şekillenmeye tanecikler arasında başlıyor. .Let me draw these bonds, these polar bonds that start forming between the particles.
Birbirlerinden tamamen bağlarını koparacakları noktaya kadar. .To some point where they want to completely disassociate from each other.
Ve sadece söz olarak, biz bütün oksijen bağları bakabilirsiniz hepsi bu.And just as promised, we can look at all the oxygen bonds and all that.
Tabii ki bağlarım.Tying a tie.
Keşke arkadaşlarımla bağlarımı koparmasaydım.I wish I had stayed in touch with my friends. Number three:
Hayatın sudan ayrılması uzun sürdü ve hala bağları kopmamıştır.It took time for life to break away from water, and it still beckons all the time.
Bu bağları keşfetmeli ve onları sevmelisiniz.You've got to see those attachments and you've got to love those attachments.
Ve aslında bu hidrojen bağlarına çok benzer.And this is actually very analogous to the hydrogen bonds.
Yani London dispersion kuvveti, dipol ve polar bağlar ve hidrojen bağları var.So London dispersion, and you have dipole or polar bonds, and then you have hydrogen bonds.
Üçüncü olarak, kimyasal bağları oluşturup kırabilmeliyiz.And thirdly, we need to be able to make and break chemical bonds.
Aynı tür hidrojen bağlarını elde ediyorsunuz.You get the same type of hydrogen bonds.
Bodhisattvalar'ın dünya ile olan bağları sanki giydikleri soylu bir elbise ile yerine getirilir.To help us achieve our own Nirvana. A:
Bataryayı şarj etmek için bir elektrik kaynağı bağlarız.Now to charge the battery, we connect a source of electricity.
Onlar kovalent bağlarını burada oluştururlar.They form covalent bonds up here.
Ve kovalent bağları oluşturduklarında elektronları çekerler.And when they form covalent bonds, they hog the atoms [correction: electrons].
Fosfat gruplarının arasındaki hidrojen bağları aracılığı ile bir arada duruyordu.-- and so, it was held together by hydrogen bonds between phosphate groups.
Eğer hücrelerdeki en yüksek pH yedi ise, bu hidrojen bağları varolamazlardı.Well, if the peak pH that cells have is around seven, those hydrogen bonds couldn't exist.
Ancak o zaman, onunla tüm bağlarını koparabilirsin.On the condition that you cut all ties to her.
Yemek piramidini geliştiren insanların yarısının tarım ticaretiyle bağları var.Half the people who developed the food pyramid have ties to agribusiness.
Yani atomik bağların gücü size aslında bir şeyin ne kadar sert olduğunu anlatabilir. .So the strength of the atomic bonds really do tell you about how hard or strong something is.
Bunu anlamanın en genel yolu molekül içi bağların gücünü anlamaktır. .And the general way to look at it is just how strong are the intermolecular bonds.
Bütün bağları tekli olduğu için bu bir alkan, dolayısıyla omurga için dekan diye yazabiliriz.Now let's complicate this a little bit more. So let me just to copy and paste this.
Orospuların diz bağlarını çöz.Make bitches cower
Bu fikirlerden birincisi, *zayıf bağların gücü* olarak bilinen bir fikir.The first is the idea, what we call the strength of weak ties, the strength of weak ties.
Bu yüzden onu bir bağlayıcılığı diğer markaların daha muhtemeldir bağları.So it just makes it-- one binding makes the other bindings more likely.
Bu onlara herhangi bir atom örgüsü içindeki bağların düğüm noktalarını bulmalarına izin veriyor.This is allowing them to find the bonding nodes in any lattice of atoms.
Biz korkularımızı, bağlarımızı, hassasiyetlerimizi koruruz.We protect our fears and our attachments, our sense of vulnerability.
Bütün karbon-karbon bağları tekli.All carbon-carbon single bonds.
Tanıdğım işçilerin ürettikleri ürünlerle garip bir soyut bağları vardı.The workers I got to know had a curiously abstract relationship with the product of their labor.
Geçmiş için ona ödeme yaptım... ...ve gelecekteki bağlarımı sıkılaştırdım.I had to pay him back for the past, and to ensure my ties in the future.
Bizi bağlayan bağları kopardık.We broke the ties that bind
Bütün bağlarımız tekli bağ.We have all single bonds over here.
Artık Kraliyet Ailesi'yle bağların var.You have ties with the Royal Family now.
Ve de bu yaptıkları işe bağları hakkındaki düşünceleri...And how people think about the connection to what they are doing.
Size yeni ayakkabı bağları aldım.I've bought you new shoelaces.
Yani her bir dil ile farklı bağlarım olduğunu hissediyorum.So I feel connected to each language in a different way.
Bu 714 öğrencinin ve arkadaşlık bağlarının yer aldığı bir harita.So, this is a map of 714 students and their friendship ties.
Aile bağlarını sıkı tutmak çok önemlidirIt's most essential to keep a pleasant family.
Hayatın bağlarında biçimlendirilerek kaybolan şeylerde bir merak var.But there's a kind of wonder in the stuff that gets edited away in the cords of life.
Ölüler diyarının bağları sardı, Ölüm tuzakları çıktı karşıma.The cords of Sheol were around me. The snares of death caught me.
‹‹Ülker yıldızlarını bağlayabilir misin? Oryonun bağlarını çözebilir misin?"Can you bind the cluster of the Pleiades, or loosen the cords of Orion?
‹‹Kim yaban eşeğini başı boş gönderdi, Kim bağlarını çözdü?"Who has set the wild donkey free? Or who has loosened the bonds of the swift donkey,
‹‹Koparalım onların kayışlarını›› diyorlar, ‹‹Atalım üzerimizden bağlarını.››"Let's break their bonds apart, and cast their cords from us."
Ölüler diyarının bağları sarmıştı, Ölüm tuzakları çıkmıştı karşıma.The cords of Sheol were around me. The snares of death came on me.
Bağlarını, incir ağaçlarını vurdu, Parçaladı ülkenin ağaçlarını.He struck their vines and also their fig trees, and shattered the trees of their country.

İlgili Sayfalar