bağları ile cümle
bağları kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.60
ÖRNEK CÜMLE
7
HARF
3
HECE
7
ORT. KELİME
Ayakkabı bağlarını bağla.Tie your shoelaces.
Bürokratlar dev şirketler ile sağlam bağları sürdürürler.The bureaucrats maintain solid ties with the gigantic corporations.
Ben benim ayakkabı bağlarını gevşettim.I loosened my shoelaces.
Ayakkabı bağlarımı bağlayacak kadar nazikti.He was kind enough to tie my shoelaces.
Benim ayakkabı bağlarım çözüldü.My shoelaces came undone.
İki ailenin çok yakın bağları var.The two families have very close ties.
Amerika Birleşik Devletler'nin Meksika ile yakın bağları vardır.The United States has close ties to Mexico.
Ben koşuya gitmeden önce ayakkabılarımı her zaman sıkı bağlarım.I always tie my shoes tightly before I go jogging.
Bush'un el-Kaide ile bağları var mıydı?Did Bush have ties to al-Qaida?
Ben ayakkabılarımı kendim bağlarım.I tie my shoes on my own.
Ben beş yaşındayken kendi kendime ayakkabı bağlarımı bağlamayı öğrendim.I learned to tie my shoelaces by myself at the age of five.
Tom ayakkabı bağlarını bağlamak için eğildi.Tom leaned over to tie his shoelaces.
Tom ayakkabı bağlarını bağladı.Tom tied his shoe laces.
Hükümet, aile bağlarını koparmak için elinden gelen her şeyi yaptı.The government did all it could to break family ties.
Eski arkadaşlarımla tüm bağlarımı kopardım.I've cut loose all ties with my old friends.
Benim anavatanımla bağlarımı yenilemek arzusu hissediyorum.I feel the desire to renew my ties with my native country.
Bir dakika bekle. Ayakkabı bağlarım çözülmüş.Hold on a minute. My shoelaces are untied.
Laura ona bayıldı ve o onun ayakkabı bağlarını öpmeye hazırdı.Laura adored him, and he was ready to kiss her shoe-strings.
Tom, ona hakaret eden herkesle bağları koparır.Tom severs ties with anyone that insults him.
Tom gerçeklikle bağlarını yitirdi.Tom has lost touch with reality.
Bağları güçlüydü.Their bond was strong.
Sarsılan diplomatik ilişkiler iki ülke arasındaki ekonomik bağları koparmadı.Bumpy diplomatic relations haven't halted economic ties between the two nations.
Anne ve çocuk arasındaki değerli bağları yok edemezsiniz.You can't destroy the precious bond between mother and child.
Tom ayakkabı bağlarını bağlayamaz.Tom can't tie his shoelaces.
Sami arkadaşlarıyla olan tüm bağları kırmak istedi.Sami wanted to break all ties with his friends.
Ayakkabı bağlarınız çözülmüş.Your shoelaces are untied.
Ayakkabı bağları almalıyım.I need to buy shoestrings.
Sami'nin Leyla ile bağları vardı.Sami had ties to Layla.
Onunla bağlarımı kopardım.I cut ties with him.
Ortak bir kararla tüm bağlarını kopardılar.They both agreed to sever all ties.
Aralık 2008'de Vietnam, Lüksemburg'u Avrupa Birliği ile olan bağlarını desteklemeye çağırdı.In December 2008, Vietnam called on Luxembourg to support its ties with European Union.
Salam Pakistan ile güçlü bağlarını muhafaza etti ve zaman zaman ülkesini ziyaret etti.Salam retained strong links with Pakistan, and visited his country from time to time.
Ermenistan'daki görev süresi kısaydı, fakat muhtemelen ülkeyle olan bağlarını güçlendirdi.His service in Armenia was brief, but arguably reinforced his ties to the country.
Diğer zebra türlerinin aksine Grevy zebrasının kalıcı sosyal bağları yoktur.Unlike the other zebra species, Grévy's zebras do not have permanent social bonds.
Frente Amplio, PIT-CNT sendika ve kooperatif konut hareketi ile yakın bağları vardır.Frente Amplio has close ties with PIT-CNT trade union and the cooperative housing movement.
Yüksek sıcaklıklarda (37 - 60 °C), peptit bağları reaksiyon komplexinin oluşmasına yardım eder.At higher temperatures (37 to 60 °C), peptide bonds assist in the formation of the reaction complex.
Üniversitenin uluslararası bağları dünyanın tüm bölgelerine yayılmıştır.The University's international ties span all the regions of the globe.
Birkaç denemeden sonra, fiziksel olarak makul hidrojen bağları olan bir model meydana getirdi.After a few attempts, he produced a model with physically plausible hydrogen bonds.
Birçok ticari elastomer çapraz bağları olarak polisülfit içerir.Many commercial elastomers contain polysulfides as crosslinks.
Zamanını sadece matematiksel çalışmalarına ve siyasal bağlarına ayırıyordu.He divided his time between his mathematical work and his political affiliations.
Millercilerle bağları olan bazı diğer kişiler çeşitli kısa ömürlü topluluklar kurmuşlardır.A number of other individuals with ties to the Millerites founded various short-lived groups.
Bu zamanda, mikroçiplerdeki metal bağları yaklaşık 10 mikrometre genişliğinde idi.At the time, the metal interconnects in ICs were still about 10 micrometres wide.
Steven ölür ve Alice, Jack ile tüm bağlarını keser.Steven dies and Alice severs all contact with Jack.
Doğu Karelya ile bağların güçlendirilmesine dair arzular, toprak talebini içermemektedir.However, ambitions for closer ties with East Karelia do not include territorial demands.
Zamanında Kudüs'teki Yahudilerle yakın bağları vardı.At the time, they maintained close contact with the Jews in Jerusalem.
Bunlardan biri peptid bağlarıdır.One of these peptides is calciseptine.
Bu fikir ayrıca atomları bir arada tutan kimyasal bağları tasvir etmeye olanak sağlar.This is also useful for describing the chemical bonds that hold atoms together.
Herkesin birbirleriyle kan bağları vardır.They are not all related to one another by blood.
Sertlik derecesi çapraz bağları sayısı ile ilgilidir.The degree of rigidity is related to the number of crosslinks.
Az da olsa zeytin ağaçları ve üzüm bağları vardır.Each had small gardens and wells.
Kolejin Said Business School ile yakın bağları vardır.The college has maintained a close relationship with the Saïd Business School.
1860 yılından itibaren ticaret bağlarında ithalat ve ihracat çabuk bir şekilde büyüdü.From the 1860s, trading - import and export - grow rapidly.
Ayrıca üzüm bağları da bulunmaktadır.There are also vineyards.
Akrabalık bağları güçlüdür.Gated communities are effective.
Öğrenmenin devamlılığını sağlamak için bağları devam ettirmeli ve beslemeliyiz.Maintaining and nurturing connections is needed to facilitate continual learning.
Straus sosyete ile olan bağlarını koparmıştır.Introversion severed its ties with the company.
Kaşkalar aynı zamanda üzüm bağlarına da sahiplerdi.They also were proud of their corn fields.
Web sitemizin bu irtibat ve bağları güçlendireceğine inanıyoruz.The Internet allows these connections to be formed and fostered.
Diğerleri ise tuz ve sistin bağlarıdır.Other villages include Salsnes and Nufsfjord.
Bu Siyonistler arasında kültürel ve politik bağları güçlendirdi.This ecclesiastical union deepens political and cultural contact between the two states.