bağladı ile cümle
bağladı kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.60
BU SAYFADA CÜMLE
7
HARF
3
HECE
11
ORT. KELİME
Bir sesi Siftable'a bağladıktan sonra ayarlamak için biraz eğiyorsunuz.Το προσαρτούμε σε ένα συγκεκριμένο ήχο και μετά το περιστρέφουμε για να το ρυθμίσουμε.
Bir sesi Siftable'a bağladıktan sonra ayarlamak için biraz eğiyorsunuz.Ви приєднуєте їх до певного звуку, а тоді переміщуєте, щоб відрегулювати.
Bir sesi Siftable'a bağladıktan sonra ayarlamak için biraz eğiyorsunuz.Вы прикладываете его к нужному звуку и затем наклоняете для регулировки.
Bir sesi Siftable'a bağladıktan sonra ayarlamak için biraz eğiyorsunuz.Прикачвате ги към определен звук, а после накланяте, за да ги нагласите.
Bir sesi Siftable'a bağladıktan sonra ayarlamak için biraz eğiyorsunuz.,מצמידים אותם לצליל מסוים, ומטים כדי לכוון
Bir sesi Siftable'a bağladıktan sonra ayarlamak için biraz eğiyorsunuz.ويمكنك وصلها مع صوت محدد وبعد ذلك التحريك لتحسينها.
Bir sesi Siftable'a bağladıktan sonra ayarlamak için biraz eğiyorsunuz.テンポと音量は
Bir tane kovboyu Johnny Cash gibi giydirdik ve mankeni rokete bağladık.(Kahkahalar)Abbiamo vestito un cowboy come Johnny Cash e legato il manichino al veicolo spaziale. (Risate)
Bir tane kovboyu Johnny Cash gibi giydirdik ve mankeni rokete bağladık.(Kahkahalar)Disfrazamos a un cowboy de Johnny Cash y despues atornillamos el maniquí al cohete. (Risas)
Bir tane kovboyu Johnny Cash gibi giydirdik ve mankeni rokete bağladık.(Kahkahalar)조니 캐쉬(컨트리 가수) 같은 카우보이 복장을 하고 로켓에 마네킹을 장전합니다. (웃음)
Bir tane kovboyu Johnny Cash gibi giydirdik ve mankeni rokete bağladık.(Kahkahalar)Nous avons déguisé un cowboy comme Johnny Cash et l'avons scotché à la fusée. (Rires)
Bir tane kovboyu Johnny Cash gibi giydirdik ve mankeni rokete bağladık.(Kahkahalar)Przebralismy kowboja za Johnny Cash'a i przymocowaliśmy do rakiety. (Śmiech)
Bir tane kovboyu Johnny Cash gibi giydirdik ve mankeni rokete bağladık.(Kahkahalar)Puimme cowboyn Johnny Cashiksi ja kiinnitimme mannekiinin rakettiin. (Naurua)
Bir tane kovboyu Johnny Cash gibi giydirdik ve mankeni rokete bağladık.(Kahkahalar)(Smích)
Bir tane kovboyu Johnny Cash gibi giydirdik ve mankeni rokete bağladık.(Kahkahalar)Vestimos um vaqueiro como Johnny Cash e amarramos o manequim ao foguetão. (Risadas)
Bir tane kovboyu Johnny Cash gibi giydirdik ve mankeni rokete bağladık.(Kahkahalar)Vi klædte en cowboy ud som Johnny Cash og fæstnede mannequinen til raketten. (Latter)
Bir tane kovboyu Johnny Cash gibi giydirdik ve mankeni rokete bağladık.(Kahkahalar)Wir haben einen Cowboy als Johnny Cash verkleidet und die Puppe dann an die Rakete geschraubt. (Lachen)
Bir tane kovboyu Johnny Cash gibi giydirdik ve mankeni rokete bağladık.(Kahkahalar)Мы одели манекен в костюм Джонни Кэша и прикрепили его к ракете. (Смех)
Bir tane kovboyu Johnny Cash gibi giydirdik ve mankeni rokete bağladık.(Kahkahalar)Облякохме каубой като Джони Кеш и прикрепихме манекена към ракетата. (Смях)
Bir tane kovboyu Johnny Cash gibi giydirdik ve mankeni rokete bağladık.(Kahkahalar)הלבשנו איזה קאובוי כמו ג'וני קאש והברגנו את הבובה אל הטיל. [צחוק]
Bir tane kovboyu Johnny Cash gibi giydirdik ve mankeni rokete bağladık.(Kahkahalar)لقد ألبسنا راعي بقرٍ مثل جوني كاش (مغنٍ وممثل أمريكي) ودفعنا مجسَّم عرض أزياءٍ إلى الصاروخ (ضحك)
Bir tane kovboyu Johnny Cash gibi giydirdik ve mankeni rokete bağladık.(Kahkahalar)カウボーイのマネキンを ロケットにくくりつけてあります (笑) では映像を見ましょう
Biz o aç insanların bel bağladığı yiyecekleri market raflarından alıyoruz.Azt az ételt vesszük le a polcról, amire az éhezőknek szüksége van.
Biz o aç insanların bel bağladığı yiyecekleri market raflarından alıyoruz.Bereme z regálů v obchodech jídlo, na kterém závisí hladovějící lidé.
Biz o aç insanların bel bağladığı yiyecekleri market raflarından alıyoruz.필요로 하는 음식을 상점 가판대에서 가지고 온 것이죠.
Biz o aç insanların bel bağladığı yiyecekleri market raflarından alıyoruz.Luăm de pe rafturile magazinelor și piețelor alimente de care oamenii depind.
Biz o aç insanların bel bağladığı yiyecekleri market raflarından alıyoruz.Nous enlevons la nourriture des rayons sur lesquels les gens affamés dépendent.
Biz o aç insanların bel bağladığı yiyecekleri market raflarından alıyoruz.Ritiriamo dagli scaffali cibo che potrebbe nutrire gli affamati.
Biz o aç insanların bel bağladığı yiyecekleri market raflarından alıyoruz.Tomamos de las tiendas, comida de la que depende gente que padece hambre.
Biz o aç insanların bel bağladığı yiyecekleri market raflarından alıyoruz.Vi tar mat från hyllorna som hungriga människor behöver.
Biz o aç insanların bel bağladığı yiyecekleri market raflarından alıyoruz.Vyhadzjeme jedlo, ktoré je životne dôležité pre ľudí, ktorí hladujú.
Biz o aç insanların bel bağladığı yiyecekleri market raflarından alıyoruz.We nemen voedsel van de schabben in de winkel waarvan hongerige mensen afhankelijk zijn.
Biz o aç insanların bel bağladığı yiyecekleri market raflarından alıyoruz.Wir nehmen Lebensmittel aus den Regalen, auf die Hungerleidende angewiesen sind.
Biz o aç insanların bel bağladığı yiyecekleri market raflarından alıyoruz.Zabieramy ze sklepowych półek jedzenie, na które liczą głodujący ludzie.
Biz o aç insanların bel bağladığı yiyecekleri market raflarından alıyoruz.Αποσπάμε την τροφή από τα ράφια της αγοράς που ο πεινασμένος κόσμος εξαρτάται.
Biz o aç insanların bel bağladığı yiyecekleri market raflarından alıyoruz.Мы выбрасываем с полок магазинов пищу, от которой зависит жизнь голодных людей.
Biz o aç insanların bel bağladığı yiyecekleri market raflarından alıyoruz.Ние изхвърляме храната от пазарните стелажи, на които разчитат гладни хора.
Biz o aç insanların bel bağladığı yiyecekleri market raflarından alıyoruz.ממדפי המרכולים, אוכל שהרעבים זקוקים לו.
Biz o aç insanların bel bağladığı yiyecekleri market raflarından alıyoruz.الذي يعتمد عليه الجوعى من على رفوف المتاجر.
Biz o aç insanların bel bağladığı yiyecekleri market raflarından alıyoruz.さらに生産元をさかのぼると 農家にたどり着きます
Bu durumda, Avrupa kararınıuygula-makla yükümlü değildir ancak bunun Birlik’i bağladığınıkabul eder.2.Rada ministrůje pravidelněinformována členskými státy účastnícími semise o jejím stavu.
Bu durumda, Avrupa kararınıuygula-makla yükümlü değildir ancak bunun Birlik’i bağladığınıkabul eder.Dans ce cas, il n’est pas tenu d’appliquer la décisioneuropéenne, mais il accepte qu’elle engage l’Union.
Bu durumda, Avrupa kararınıuygula-makla yükümlü değildir ancak bunun Birlik’i bağladığınıkabul eder.Denne tjeneste arbejder sammen med medlemsstaternes diplomatiske tjenester.1
Bu durumda, Avrupa kararınıuygula-makla yükümlü değildir ancak bunun Birlik’i bağladığınıkabul eder.Evropski zakoni ali okvirni zakoni določijo potrebne ukrepe za izvajanje skupne trgovinske politike.
Bu durumda, Avrupa kararınıuygula-makla yükümlü değildir ancak bunun Birlik’i bağladığınıkabul eder.În acest caz, Consiliul nu este obligat săaplice decizia europeană, daracceptăca aceasta săangajeze Uniunea.
Bu durumda, Avrupa kararınıuygula-makla yükümlü değildir ancak bunun Birlik’i bağladığınıkabul eder.Nesse caso, não é obrigado aaplicar a decisão europeia, mas deve reconhecer que ela vincula a União.
"Bu köpek Jeeves, nerede? Onu bağladım var mı? ""그 개는 Jeeves, 어디있어? 당신이 그를 묶여있어? "
"Bu köpek Jeeves, nerede? Onu bağladım var mı? ""Πού είναι ο σκύλος, Jeeves; Έχετε τον δεμένα; "
"Bu köpek Jeeves, nerede? Onu bağladım var mı? ""أين هذا الكلب ، جيفيس؟ هل لديك قيدوا له؟ "
"Bu köpek Jeeves, nerede? Onu bağladım var mı? ""動物は、先生、ここではなくなりました。
Bunun üzerine Filist beyleri Delilaya kurumamış yedi taze sırım getirdiler. Delila bunlarla Şimşonu bağladı.A kniežatá Filištínov jej doniesli hore sedem surových húžev, ktoré ešte neboly uschly, a poviazala ho nimi.
Bunun üzerine Filist beyleri Delilaya kurumamış yedi taze sırım getirdiler. Delila bunlarla Şimşonu bağladı.Các quan trưởng Phi-li-tin đem cho Ða - li-la bảy sợi dây tươi và còn ướt , nàng lấy trói người .
Bunun üzerine Filist beyleri Delilaya kurumamış yedi taze sırım getirdiler. Delila bunlarla Şimşonu bağladı.Các quan trưởng Phi-li-tin đem cho Ða-li-la bảy sợi dây tươi và còn ướt, nàng lấy trói người.
Bunun üzerine Filist beyleri Delilaya kurumamış yedi taze sırım getirdiler. Delila bunlarla Şimşonu bağladı.Domnitorii Filistenilor au adus Dalilei şapte funii noi, neuscate încă``. Şi ea l -a legat cu funiile acestea.
Bunun üzerine Filist beyleri Delilaya kurumamış yedi taze sırım getirdiler. Delila bunlarla Şimşonu bağladı.Filisternes Fyrster bragte hende da syv friske Strenge, der ikke var blevet tørre, og med dem bandt hun ham;
Bunun üzerine Filist beyleri Delilaya kurumamış yedi taze sırım getirdiler. Delila bunlarla Şimşonu bağladı.I přinesli jí knížata Filistinská sedm houžví surových, kteréž ještě neuschly, a svázala ho jimi.
Bunun üzerine Filist beyleri Delilaya kurumamış yedi taze sırım getirdiler. Delila bunlarla Şimşonu bağladı.블레셋 사람의 방백들이 마르지 아니한 푸른 칡 일곱을 여인에게로 가져오매 그가 그것으로 삼손을 결박하고
Bunun üzerine Filist beyleri Delilaya kurumamış yedi taze sırım getirdiler. Delila bunlarla Şimşonu bağladı.Nato ji prineso knezi Filistejcev sedem novih vrvi, ki se še niso posušile, in ona ga zveže ž njimi.
Bunun üzerine Filist beyleri Delilaya kurumamış yedi taze sırım getirdiler. Delila bunlarla Şimşonu bağladı.Toen brachten de koningen Delila zeven verse pezen en terwijl Simson sliep, bond zij hem vast.
Bunun üzerine Filist beyleri Delilaya kurumamış yedi taze sırım getirdiler. Delila bunlarla Şimşonu bağladı.И принесли ей владельцы Филистимские семь сырых тетив, которые не засохли, и она связала его ими.