Alışılmış olandan farklı bir bağlamda bir şey görmek şaşırtıcı olabilir.Seeing something in a different context than the accustomed one can be surprising.
İki kabloyu birbirine bağla.Attach the two cables together.
Tom teknesini iskeleye bağladı.Tom keeps his boat at the pier.
Ben internete bağlanamıyorum.I can't connect to the Internet.
Kazadan sonra, onlar onu bir sürü makinelere bağladı.After the accident, they connected him to a lot of machines.
İki kabloyu birlikte bağla.Connect the two cables together.
Olaylar yakından bağlantılı idi.The events were closely linked.
Adım beni atalarımla bağlar.My name links me with my ancestors.
Bir zincir birçok bağlantıdan oluşur.A chain is made up of many links.
İki ailenin çok yakın bağları var.The two families have very close ties.
Amerika Birleşik Devletler'nin Meksika ile yakın bağları vardır.The United States has close ties to Mexico.
İpler birlikte bağlandılar.The strings are tied together.
Anne, kızının saçına bir kurdele bağladı.The mother tied a ribbon in her daughter's hair.
Tom paketi sardı ve iplerle bağladı.Tom wrapped the package and tied it with strings.
Ben koşuya gitmeden önce ayakkabılarımı her zaman sıkı bağlarım.I always tie my shoes tightly before I go jogging.
Bazı insanlar kendi kişisel bağlantılarını kullanarak avantaj kazanmaya çalışırSome people try to gain advantage by exploiting their personal contacts.
Karım kollarını bağladığında ve ayağını yere vurduğunda, onun kızgın olduğunu biliyorum.When my wife crosses her arms and taps her foot I know she's angry.
Roma Katolik Kilisesi'ne bağlanmaya söz vermeleri gerekiyordu.They had to promise to join the Roman Catholic Church.
Bir kravat nasıl bağlanır gösterebilir misin?Can you show me how to tie a tie?
Ayakkabılarını bağla.Tie your shoes.
Ayakkabını bağla.Tie your shoe.
O ona emniyet kemerini bağlamasını tavsiye etti.She advised him to fasten his seat belt.
O, nasıl yapacağını bilmediği için, o, ona kravatını bağlaması için yardım etti.She helped him tie his tie because he didn't know how to.
Ona kravatını bağlaması için yardımcı oldu.She helped him tie his tie.
O onu sandalyeye bağladı.She tied him to the chair.
O ona bağlandı.She tied him up.
O, telefonla onunla bağlantı kuramadı.She wasn't able to contact him by phone.
Sanırım onunla bağlantı kurmamın zamanıdır.I think it's time for me to contact her.
Uyandığımda, kendimi bağlanmış buldum.When I woke up, I found I had been tied up.
Bağlam önemlidir.Context is important.
Araba sürerken emniyet kemerini bağla.Fasten your seat belt while driving.
Bağlantıların ile, Tom için bir iş bulabilmelisin.With your connections, you should be able to find a job for Tom.
Tom kanoyu arabasının üstüne bağladı.Tom tied the canoe to the top of his car.
Tom köpeğini bir ağaca bağladı.Tom tied his dog to a tree.
Tom nasıl kravat bağlayacağını bilmiyor.Tom doesn't know how to tie a tie.
Tom İnternet bağlantısı olmadan işini yapamaz.Tom can't do his job without an internet connection.
Tom Mary'yi sandelyeye bağladı.Tom tied Mary to the chair.
Tom nihayet Mary ile bağlantı kurabildi.Tom finally managed to get a hold of Mary.
Tom, Mary ile e-posta vasıtasıyla bağlantı kurabilir.Tom can get in touch with Mary by email.
Tom başarısını Mary'nin yardımına bağladı.Tom attributed his success to Mary's help.
Beyaz Saray ile bağlantılarım var.I have contacts in the White House.
Tom bloğundan benim siteme bağlandı.Tom linked to my website from his blog.
Tom ayakkabılarını bağlamayı unuttuğunu fark etti.Tom became aware that he had forgotten to tie his shoes.
Borina halatı bağladığından emin olmalısın.You should make sure that you tie a bowline.
Bağlantı için çok teşekkürler, çeviri yapmayı ve dilleri öğrenmeyi severim!Thanks a lot for the link, I love translating and learning languages!
Tom köpeğini ağaca bağladı.Tom tied his dog to the tree.
Tom uçurtmaya biraz ip bağladı.Tom attached some twine to the kite.
Sürücü eski arabasına derinden bağlandı.The driver is deeply attached to his old car.
Lütfen kalkış ve iniş sırasında emniyet kemerinizi bağlayın.Please fasten your seat belt during takeoff and landing.
Bundan sonra, Mike Hiroshi'ye emniyet kemerini bağlamasını söyler.After that, Mike tells Hiroshi to fasten his seat belt.
Seni ona bağladım.I put you through to her.
Bu cümleler doğrudan doğruya bağlantılı değildir.These sentences are not directly linked.
Bu ikisi arasında hiçbir bağlantı yoktur.There is no link between these two.
O ona gönül bağladı.He's got a crush on her.
Başarısızlığını kötü şansa bağladı.She blamed her failure on bad luck.
Lütfen beni Bay Brown'a bağlayın.Please put me through to Mr. Brown.
Hükümette bağlantılarım var.I have connections in the government.
Lütfen beni Bay Smith'e bağlayın.Please put me through to Mr. Smith.
Lütfen beni Bay Smith'e bağlar mısınız?Will you please connect me with Mr. Smith?
Siteye bağlantı yazabilir misiniz?Would you be able to write down the link to the site?