bağlı ile cümle

bağlı kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.
60
BU SAYFADA CÜMLE
5
HARF
2
HECE
6
ORT. KELİME
Onlar her zaman köpeği kapıya bağlı tutar mı?Do they always keep the dog tied to the gate?
Onlar ortak çıkarları tarafından birbirine bağlıdır.They are bound together by common interests.
O, o şirkete bağlıdır.She is connected with that company.
O, her şey için kocasına bağlıdır.She depends on her husband for everything.
O üç çocuğuna içten bağlıdır.She is devoted to her three children.
Geçim giderleri için ailesine bağlıdır.She depends on her parents for living expenses.
O anne ve babasına derinden bağlıdır.She is deeply attached to her parents.
Yarın için planlarımız havaya bağlı.Our plans for tomorrow depend on the weather.
Birbirlerine dostluk bağıyla bağlılar.Friendship bound them together.
Ben sana bağlıyım.I'm depending on you.
Duruma bağlı olarak; bazen öyledir, bazen değildir.Depending on the case; sometimes it is so, sometimes not.
Tehlikeli bir madde yuttuğun zaman, yapman gereken şey ne yuttuğuna bağlıdır.When you swallow a dangerous substance, what you need to do depends on what you swallowed.
O hâlâ mali olarak ailesine bağlı.She is still financially dependent on her parents.
"Ne zaman geri geleceksin?" "Bu tamamen havaya bağlı.""When will you come back?" "It all depends on the weather."
Başarısızlıklarını çoğunlukla kötü şansa bağlıyor.He often attributes his failures to bad luck.
Kendi başıma yaşıyorum ve para için aileme bağlı değilim.I live on my own and don't depend on my parents for money.
O ona bağlı olduğu için, insanlığın geleceği belirsiz kalır.The future of humanity remains undetermined, as it depends on it.
Bilmiyorum. Bu fiyata bağlı.I don't know. It depends on the price.
Onun eli kolu bağlıydı.He was bound hand and foot.
Havaya bağlı.It depends on the weather.
Kraliyet mücevherleri kilit ve anahtara bağlı tutulur.The royal jewels are kept under lock and key.
Müslümanlar Muhammed peygamberin öğretisine bağlıdır.Muslims adhere to the teaching of the prophet Mohammed.
Bu, elinin biri arkanda bağlıyken biriyle dövüşmek gibidir.This is like fighting someone with one arm tied behind your back.
Ergin olmayan biri ebeveynlerine bağlıdır.A minor is dependent on his parents.
Tatoeba gerçekten çok dilli. Bütün diller birbirine bağlıdır.Tatoeba is really multilingual. All the languages are interconnected.
Deneysel kurulum neye benziyordu? Ne neye ve nasıl bağlıydı?What did the experimental set-up look like? What was connected to what and how?
Ne zaman geri geliyorsun? Bu tamamen havaya bağlı."When are you coming back?" "That all depends on the weather."
İnsanların ne kadar bira içtikleri havaya bağlıdır.How much beer people drink depends mostly on the weather.
Brezilya, geçmişe bağlılık göstermeyen genç bir ülkedir.Brazil is a young country without a commitment to the past.
Futbolcu ayakkabılarını bağlıyor.The soccer player is tying his shoes.
İnsanlar zengin ya da fakir olmalarına bağlı olarak işlere farklı olarak bakarlar.People look at things differently depending on whether they are rich or poor.
Birçok büyük Japon şirketi ihracata bağlıdır.Many large Japanese companies depend on exports.
Bir kasırganın kategorisi rüzgar hızına bağlıdır.The category of a hurricane depends on its wind speed.
Bizim hayatta kalmamız kısa sürede içme suyu bulmaya bağlıdır.Our survival depends on finding drinking water soon.
Bir kişinin bir şeye bakma tarzı onun durumuna bağlıdır.One's point of view depends on the point where one sits.
Bir kişinin bir şeye bakış şekli onun durumuna bağlıdır.A person's way of looking at something depends on his situation.
Birinin bir şeye nasıl baktığı onun durumuna bağlıdır.How one views something depends on one's situation.
Bir şeye bakış şeklin senin durumuna bağlıdır.Your way of looking at something depends on your situation.
Tom, babasının ona vermiş olduğu golf kulübüne çok bağlı idi.Tom was very attached to the golf clubs that his father had given him.
Tom alışkanlıklarına bağlı biri olduğunu söylüyor.Tom says that he's a creature of habit.
Tom hâlâ anne ve babasına bağlıdırTom is still dependent on his parents.
Tom'un elleri arkasında bağlıydı.Tom's hands were tied behind his back.
Tom Mary'ye bağlıdır.Tom depends on Mary.
Tom Mary'ye çok bağlıdır.Tom depends too much on Mary.
Tom ve Mary birbirlerine bağlılar.Tom and Mary are dependent on each other.
Gerçekten sana yardım etmek isterim, ama ellerim bağlı.I would really like to help you, but my hands are tied.
O 38 yaşında olmasına rağmen, hâlâ anne ve babasına bağlıdır.Even though he is 38, he still depends on his parents.
Tom Mary'nin onun yardım etmesine bağlıydı.Tom depended on Mary to help him.
Köprü iki şehri birbirine bağlıyor.The bridge connects the two cities.
Sanırım eğitim planına bağlı kalmalısın.I think you should stick to your training schedule.
Nişasta bozulması bir Sirkadyen saate bağlıdır.Starch degradation is linked to a Circadian clock.
Sadece protokole bağlı kal, tamam mı?Just stick to the protocol, would you?
O büyük oranda içeriğe bağlı.It depends largely on the context.
Dick ebeveynlerine bağlıydı fakat o şimdi onlardan bağımsız.Dick had been dependent on his parents, but now he's independent of them.
O 38 yaşında olsa bile, o hâlâ ailesine bağlı.Even though he's 38, he's still dependent on his parents.
Sana bağlı.It depends on you.
Fiyatlar maliyetlere ve talebe bağlıdır.Prices depend on the costs and the demand.
Web sitelerinin popülerliği onların içeriğine bağlıdır.The popularity of websites depends on their content.
Ekonomi, siyasete derinden bağlı.The economy is deeply connected to politics.
Onun başarısı çoğunlukla iyi şansa bağlıydı.His success was mostly due to good luck.

İlgili Sayfalar