Tek bir şirkete bağlı olmak istemiyorum.I don't want to be tied to one company.
Başkalarına bağlı olmak sık sık gereklidir.It is often necessary to depend upon others.
Bu anlaşmanın süresi bir yılı tercihe bağlı olmak üzere iki yıl olarak belirlenmiştir.He was appointed for a two-year term.
Bu tip bir kanser, nerde bulunduğuna bağlı olmakla beraber, genelde cerrahi ile alınabilir.This type of tumor can often, depending on where it is located, be removed by surgery.
Bu koşulların merkezinde barışçı amaçlara katiyetle bağlı olmak yer alıyordu.Central among them, a commitment to exclusively peaceful means.
Benzer şekilde, dipolü de seçilen koordinat orijinine bağlı olmaksızın sıfırdır.Similarly, the dipole moment is zero, regardless of the coordinate origin that has been chosen.
Gece otobüsler seyahat edilen durak sayısına bağlı olmaksızın tek ücret alırlar.Los precios se fijan solamente en función de la clase del vehículo, sin tener en cuenta el trayecto realizado.
Nötr bitkiler: fotoperiyot süresine bağlı olmaksızın çiçek açan bitkilerdir.Los cultivares de día neutral producen flores no afectados por el foto-periodo.
Yaşa bağlı olmaksızın hem kadınlar hem de erkekler tarafından öğrenilebilir.La disciplina è praticabile sia da uomini e donne, senza limiti di età.
Bu anlaşmanın süresi bir yılı tercihe bağlı olmak üzere iki yıl olarak belirlenmiştir.Срок годности заготовленного сырья — один—два года.
Bu anlaşmanın süresi bir yılı tercihe bağlı olmak üzere iki yıl olarak belirlenmiştir.Dojrzewa po roku (do dwóch lat).
Bu tip bir kanser, nerde bulunduğuna bağlı olmakla beraber, genelde cerrahi ile alınabilir.Beroende på hur och var den är lokaliserad kan den oftast tas bort med kirurgi.
Adada, hepsi Livorno'ya bağlı olmak üzere 8 adet yerel yönetim bulunmaktadır.Ön är indelad i åtta kommuner som alla tillhör provinsen Livorno.
Batıda, dinsel bakış açısına bağlı olmaksızın yasa önünde her bir kişi eşittir.Усі громадяни рівні перед законом, права кожного неухильно дотримуються поза залежністю від соціального стану.
Tek bir kadına karşı aşk beslemek, ona bağlı olmak.А пов'язує їх одна обставина — любов до жінки.
Gece otobüsler seyahat edilen durak sayısına bağlı olmaksızın tek ücret alırlar.Billetterne i busserne koster priser alt efter hvor mange zoner man rejser igennem.
Bu anlaşmanın süresi bir yılı tercihe bağlı olmak üzere iki yıl olarak belirlenmiştir.Akan tetapi pohon kurma itu sudah dua tahun tidak berbuah.
Gece otobüsler seyahat edilen durak sayısına bağlı olmaksızın tek ücret alırlar.Giá vé sẽ được tự động khấu trừ dựa trên số trạm đã đi.
Gece otobüsler seyahat edilen durak sayısına bağlı olmaksızın tek ücret alırlar.夕鉄バスのみで使用できる紙の回数乗車券が発売される。
Bu anlaşmanın süresi bir yılı tercihe bağlı olmak üzere iki yıl olarak belirlenmiştir.在這兩年間,牽牛努力改善自己。
Adada, hepsi Livorno'ya bağlı olmak üzere 8 adet yerel yönetim bulunmaktadır.Rajoonis on 18 kohalikku omavalitsust kokku 60 asulaga.
1 öğretmenlik eğitiminin sunulduğu eğitim seviyesine (Romanya) bağlı olmaktadır. (1 kształci si nauczycieli (Rumunia) ().
Avrupa’da opioid ölümü vakalarının çoğu eroine bağlı olmakla beraber diğer opioidler de bir rol oynamaktadırOpioidbedingte Todesfälle
Avrupa’da opioid ölümü vakalarının çoğu eroine bağlı olmakla beraber diğer opioidler de bir rol oynamaktadır«sobredosis», «envenenamientos», «muertes inducidas por drogas» o «muertes súbitas por consumo de drogas» (198
Avrupa’da opioid ölümü vakalarının çoğu eroine bağlı olmakla beraber diğer opioidler de bir rol oynamaktadırÚmrtí související s metadonem
Avrupa’da opioid ölümü vakalarının çoğu eroine bağlı olmakla beraber diğer opioidler de bir rol oynamaktadırСмъртни случаи от употреба на опиати
belli bir toplumsal gruba bağlı olmakde nacionalidad, por su pertenencia a un grupo social concreto,
belli bir toplumsal gruba bağlı olmaktiettyyn yhteiskunnalliseen ryhmään kuulumisen, tai
belli bir toplumsal gruba bağlı olmaktillhörighet till en viss grupp i samhället eller
belli bir toplumsal gruba bağlı olmakпринадлежности к определённой общественной группе или
belli bir toplumsal gruba bağlı olmakالتبعية لفئة معينة من المجتمع، أو
Bu koşulların merkezinde barışçı amaçlara katiyetle bağlı olmak yer alıyordu.Głównym warunkiem było ograniczenie się wyłącznie do środków pokojowych.
Bu koşulların merkezinde barışçı amaçlara katiyetle bağlı olmak yer alıyordu.Het centrale punt was een verbintenis tot uitsluitend vreedzame middelen.
Bu koşulların merkezinde barışçı amaçlara katiyetle bağlı olmak yer alıyordu.Im Mittelpunkt eine Verpflichtung zu der Verwendung ausschließlich friedlicher Mittel.
Bu koşulların merkezinde barışçı amaçlara katiyetle bağlı olmak yer alıyordu.그 중심에는, 오로지 평화적 수단에 대한 책임이 있습니다.
Bu koşulların merkezinde barışçı amaçlara katiyetle bağlı olmak yer alıyordu.La condizione fondamentale era l'impegno a usare solo ed esclusivamente mezzi pacifici.
Bu koşulların merkezinde barışçı amaçlara katiyetle bağlı olmak yer alıyordu.La más importante fue un compromiso total con los medios pacíficos.
Bu koşulların merkezinde barışçı amaçlara katiyetle bağlı olmak yer alıyordu.Trong số đó là cam kết chỉ đối với những phương cách hòa bình.
Bu koşulların merkezinde barışçı amaçlara katiyetle bağlı olmak yer alıyordu.Una dintre cele mai importante, un angajament pentru mijloace exclusiv pacifiste.
Bu koşulların merkezinde barışçı amaçlara katiyetle bağlı olmak yer alıyordu.Yang sangat penting dari hal tersebut adalah sebuah komitmen untuk jalan perdamaian yang ekslusif.
Bu koşulların merkezinde barışçı amaçlara katiyetle bağlı olmak yer alıyordu.Z nich stál v centre pozornosti záväzok vykonávať všetko mierovou cestou.
Bu koşulların merkezinde barışçı amaçlara katiyetle bağlı olmak yer alıyordu.Κεντρική ανάμεσα τους, η δέσμευση με αποκλειστικά ειρηνευτικά μέσα.
Bu koşulların merkezinde barışçı amaçlara katiyetle bağlı olmak yer alıyordu.Главното между тях беше ангажимент към изключително мирни средства.
Bu koşulların merkezinde barışçı amaçlara katiyetle bağlı olmak yer alıyordu.Главным из них было условие о приверженности исключительно мирным средствам.
Bu koşulların merkezinde barışçı amaçlara katiyetle bağlı olmak yer alıyordu.שהמרכזי בהם היה התחייבות לנקוט באמצעים ייחודיים לשמירה על השלום.
Bu koşulların merkezinde barışçı amaçlara katiyetle bağlı olmak yer alıyordu.من ضمنها الالتزام بوسائل سلمية فقط لتحقيق السلام
Bu koşulların merkezinde barışçı amaçlara katiyetle bağlı olmak yer alıyordu.平和的手段への 徹底的なコミットメントです その後も協定の改正が
Bunun için, yalnız Tanrının gazabı nedeniyle değil, vicdan nedeniyle de yönetime bağlı olmak gerekir.Annakokáért szükség engedelmeskedni, nem csak a haragért, hanem a lelkiismeretért is.
Bunun için, yalnız Tanrının gazabı nedeniyle değil, vicdan nedeniyle de yönetime bağlı olmak gerekir.A protož musejíť vrchnostem všickni poddáni býti, netoliko pro hněv, ale i pro svědomí.
Bunun için, yalnız Tanrının gazabı nedeniyle değil, vicdan nedeniyle de yönetime bağlı olmak gerekir.Därför måste man vara den underdånig, icke allenast för vredesdomens skull, utan ock för samvetets skull.
Bunun için, yalnız Tanrının gazabı nedeniyle değil, vicdan nedeniyle de yönetime bağlı olmak gerekir.Darum ist's not, untertan zu sein, nicht allein um der Strafe willen, sondern auch um des Gewissens willen.
Bunun için, yalnız Tanrının gazabı nedeniyle değil, vicdan nedeniyle de yönetime bağlı olmak gerekir.Deaceea trebuie să fiţi supuşi nu numai de frica pedepsei, ci şi din îndemnul cugetului.
Bunun için, yalnız Tanrının gazabı nedeniyle değil, vicdan nedeniyle de yönetime bağlı olmak gerekir.Derfor er det nødvendig å være lydig mot den, ikke bare for straffens skyld, men også for samvittighetens.
Bunun için, yalnız Tanrının gazabı nedeniyle değil, vicdan nedeniyle de yönetime bağlı olmak gerekir.Derfor er det nødvendigt at underordne sig, ikke alene for Straffens Skyld, men også for Samvittighedens.
Bunun için, yalnız Tanrının gazabı nedeniyle değil, vicdan nedeniyle de yönetime bağlı olmak gerekir.Doe daarom wat de overheid zegt; niet alleen uit vrees voor straf, maar ook om een zuiver geweten te houden.
Bunun için, yalnız Tanrının gazabı nedeniyle değil, vicdan nedeniyle de yönetime bağlı olmak gerekir.그러므로 굴복하지 아니할 수 없으니 노를 인하여만 할 것이 아니요 또한 양심을 인하여 할 것이라
Bunun için, yalnız Tanrının gazabı nedeniyle değil, vicdan nedeniyle de yönetime bağlı olmak gerekir.Perciò è necessario stare sottomessi, non solo per timore della punizione, ma anche per ragioni di coscienza
Bunun için, yalnız Tanrının gazabı nedeniyle değil, vicdan nedeniyle de yönetime bağlı olmak gerekir.Preto je nevyhnutne potrebné podriaďovať sa, nie len pre hnev, ale aj pre svedomie.
Bunun için, yalnız Tanrının gazabı nedeniyle değil, vicdan nedeniyle de yönetime bağlı olmak gerekir.Przetoż trzeba być poddanym nie tylko dla gniewu, ale i dla sumienia.
Bunun için, yalnız Tanrının gazabı nedeniyle değil, vicdan nedeniyle de yönetime bağlı olmak gerekir.Siksi tulee olla alamainen, ei ainoastaan rangaistuksen tähden, vaan myös omantunnon tähden.