Nehri görmeden önce bağcıkları sökme.Don't undo your bootlaces until you have seen the river.
Tom ayakkabıları için yeni bağcıklar aldı.Tom bought new laces for his shoes.
Tom ayakkabı bağcıklarını nasıl bağlayacağını bilmiyor.Tom doesn't know how to tie his shoelaces.
Tom, bağcıklarını tek başına bağlayamaz.Tom can't tie his shoelaces by himself.
Tom, bağcıklarını kendisi bağlayamaz.Tom can't tie his shoelaces by himself.
Tom'un ayakkabı bağcıkları çözük.Tom's shoelaces are untied.
Tom bağcıklarının çözülmüş olduğunu fark etmedi.Tom didn't notice that his shoes were untied.
Bir saniye bekle. Benim ayakkabımdaki bağcıklar çözülmüş.Wait a second. My shoe is untied.
Affedersiniz, bağcıklarınız çözülmüş.Excuse me, your laces are untied.
Tom bağcıklarını bağladı.Tom tied his laces.
Onlar ayakkabı bağcıklarını bağladı.They tied their shoelaces.
Ayakkabı bağcıklarını senin için bağlamayacağım.I won't tie your shoelaces for you.
Tom, Mary'nin ayakkabı bağcıklarını birbirine bağladı.Tom tied Mary's shoelaces together.
Ayakkabı bağcıklarımı bağlayamam.I can't tie my shoelaces.
Bağcıkların çözülmüş.Your laces are untied.
Ayakkabıların bağcıkları mı çözülmüş? İşte entropi!Shoes untied? Entropy!
Oğlanın bağcıklı botları aklıma geldiI remember his son had the L.L. Bean bootlaces, and we're trying to do up his laces.
Çok gürültülü! Bağcıklarım!You're so noisy.
Baksana, bağcıklarım açılmış!Oh, my laces, they're undone.
Bağcıklarımı bağla!Tie my shoelaces for me!
Bağcıklarımı bağla.Tie my shoelaces.
"Ayakkabılara bayıldım ancak bağcıklardan nefret ettim.""I love the shoes, but I hate the laces."
Ayakkabı bağcıklarımı bağla!Tie my shoelaces for me!
Yakın uçta, ön örgüsünü yeniden gerdirmek için bağcık.At the near end, the lacing for re-tensioning the bias weave.
Bağcıklı rahat yürüyüş ayakkabısı Birinci Dünya Savaşı (1914-18) sırasında ortaya çıktı.Ein besonderer Stil der Flugbekleidung begann in der Zeit des Ersten Weltkriegs (1914–1918).
29 Ağustos - Mjure bölgesinde bağcıklı ayakkabı giyilmesi geçici olarak yasaklandı.Am 29. August 2009 eröffnete die runderneuerte Kläranlage an der Feldaist.
Yaptığı ilk şey, bağcıklarını çözüp ayakkabılarını kaldırmaktır.La première chose qu'il a faite, c'est détacher ses lacets et enlever ses souliers.
Tom ayakkabıları için yeni bağcık satın aldı.Tom ha comprato dei nuovi lacci per le scarpe.
Bağcıklı rahat yürüyüş ayakkabısı Birinci Dünya Savaşı (1914-18) sırasında ortaya çıktı.Il lanciafiamme fece la sua apparizione nel primo conflitto mondiale (1914 - 1918).
Bağcıklarını bağla.Завяжи шнурок.
Ben bağcıklarımı bağladım.Я завязал шнурки.
Bağcıklı rahat yürüyüş ayakkabısı Birinci Dünya Savaşı (1914-18) sırasında ortaya çıktı.Το υποπολυβόλο αναπτύχθηκε κατά τη διάρκεια του Α΄ Παγκοσμίου Πολέμου (1914-1918).
Bağcıklı rahat yürüyüş ayakkabısı Birinci Dünya Savaşı (1914-18) sırasında ortaya çıktı.这场运动的诞生是对野蛮的第一次世界大战(1914-1918)的一种抗议。
Erkekler ise genellikle düğmeli, bağcıklı ya da yanları esnek çizmeler giyiyorlardı.Мъжете обикновено ходели голи или използвали набедрена превръзка.
Ayakkabı bağcıklarımı bağla!Kösd meg a cipőfűzőmet!
Ayakkabı bağcıklarımı bağla!Renouez mes lacets !
Ayakkabı bağcıklarımı bağla!اربطها
"Ayakkabılara bayıldım ancak bağcıklardan nefret ettim.""A cipőt imádom, de a cipőfűzőt utálom."
"Ayakkabılara bayıldım ancak bağcıklardan nefret ettim.""Adoro os sapatos, mas detesto os atacadores."
"Ayakkabılara bayıldım ancak bağcıklardan nefret ettim.""Adoro queste scarpe, ma odio le stringhe".
"Ayakkabılara bayıldım ancak bağcıklardan nefret ettim.""Buty super, ale sznurówki to koszmar".
"Ayakkabılara bayıldım ancak bağcıklardan nefret ettim.""Čevlji so odlični, vezalke pa sovražim".
"Ayakkabılara bayıldım ancak bağcıklardan nefret ettim.""De schoenen zijn prachtig, maar ik haat de veters."
"Ayakkabılara bayıldım ancak bağcıklardan nefret ettim.""Ich liebe diese Schuhe, aber ich hasse die Schnürsenkel."
"Ayakkabılara bayıldım ancak bağcıklardan nefret ettim.""Îmi plac pantofii, dar urăsc şireturile."
"Ayakkabılara bayıldım ancak bağcıklardan nefret ettim.""j'adore ces chaussures, mais je déteste les lacets."
"Ayakkabılara bayıldım ancak bağcıklardan nefret ettim.""Jag älskar skorna, men jag hatar skosnörena."
"Ayakkabılara bayıldım ancak bağcıklardan nefret ettim.""Jeg elsker skoene, men jeg hader snørebåndene."
"Ayakkabılara bayıldım ancak bağcıklardan nefret ettim.""신발은 맘에 들지만, 끈은 별로군요."
"Ayakkabılara bayıldım ancak bağcıklardan nefret ettim.""Me encantan los zapatos, pero detesto los cordones".
"Ayakkabılara bayıldım ancak bağcıklardan nefret ettim.""Páčia sa mi tieto topánky, ale šnúrky nenávidím."
"Ayakkabılara bayıldım ancak bağcıklardan nefret ettim.""Saya suka sepatunya, tapi saya tidak suka talinya."
"Ayakkabılara bayıldım ancak bağcıklardan nefret ettim.""Tôi yêu đôi giày này, nhưng tôi ghét những chiếc dây."
"Ayakkabılara bayıldım ancak bağcıklardan nefret ettim.""Ty boty mám rád, ale nesnáším tkaničky."
"Ayakkabılara bayıldım ancak bağcıklardan nefret ettim.""Μου αρέσουν τα παπούτσια, αλλά μισώ τα κορδόνια".
"Ayakkabılara bayıldım ancak bağcıklardan nefret ettim.""Мне нравятся эти туфли, но я терперь не могу эти шнурки".
"Ayakkabılara bayıldım ancak bağcıklardan nefret ettim.""Черевики чудові, але шнурівки мене вбивають".
"Ayakkabılara bayıldım ancak bağcıklardan nefret ettim.""אני מת על הנעליים, אבל אני שונא את השרוכים."
"Ayakkabılara bayıldım ancak bağcıklardan nefret ettim.""انا احب هذا الحذاء، ولكنني اكره هذه الأربطة."
"Ayakkabılara bayıldım ancak bağcıklardan nefret ettim."すると 「結び方がおかしいですよ」って