Başarı çoğunlukla çabaya bağlıdır.Success depends mostly on effort.
Başarı sizin çabalarınıza bağlıdır.Success depends on your efforts.
Aomori ilinin ekonomisi büyük ölçüde elma yetiştiriciliğine bağlıdır.The economy of Aomori Prefecture depends heavily on apple growing.
Vergilendirme gelire bağlıdır.Taxation is based on income.
Tüm oyuncular kolları bağlanmış olarak orada durdular.All the players stood there with their arms folded.
Pencerenin dışında birinin bağırdığını duydum.I heard someone shout outside the window.
Adımına dikkat et, yoksa bagajda yoculuk yapacaksın.Watch your step, or else you will trip on the baggage.
Başkalarına bağlı olmak sık sık gereklidir.It is often necessary to depend upon others.
Cömert bağışın için çok teşekkür ederim.Thank you very much for your generous donation.
Sıkıcı işimde rutine bağladım ve yeni bir şey yapmam gerekiyor.I'm stuck in a rut in my boring job and need to do something new.
Bir sürü bagajım var, bu yüzden eve yürüyemem.I have a lot of baggage, so I can't walk home.
Yüksek sesle bağırmak için bir dürtü hissettim.I felt an impulse to cry out loud.
Biri yardım için bağırıyor.Someone is shouting for help.
Herkes sevinçle bağırdı.Everybody shouted for joy.
Bir adam elini sallayarak bir şeyler bağırdı.A man shouted something, waving his hand.
Bir adam elini sallayarak, bağırarak bir şey söyledi.A man shouted something, waving his hand.
Adamlar bagajı kamyona yükledi.The men loaded the baggage into the truck.
Fiyat boyuta bağlıdır.The price depends on the size.
Dünyada yaşayan her şey birbirine bağlıdır.All living things on earth depend one another.
Geç kaldığım için bağışlayın.Pardon me for coming late.
Lütfen geç kalışımı bağışlayın.Please excuse my being late.
Geç kaldığım için beni bağışlayın.Forgive me for being late.
Lütfen geç geldiğim için beni bağışlayın.Please excuse me for coming late.
Uzun süre hasta olduktan sonra, Jane televizyon bağımlısı oldu.After being ill for a long time, Jane turned into a couch potato.
Erkek kardeşim para için bana bağımlıdır.My brother depends on me for money.
Boğulan adam yardım için bağırdı.The drowning man shouted for help.
Sanırım havaya bağlı.I guess it depends on the weather.
Bana bağırma. Seni iyi duyabiliyorum.Don't shout at me. I can hear you all right.
Tomei Otoyolu, Nagoya ile Tokyo'yu bağlar.The Tomei Expressway connects Tokyo with Nagoya.
Kaçamasın diye onu bağladık.We tied him up so that he wouldn't be able to escape.
45 numarayı bağlar mısınız, lütfen?Extension 45, please.
O gerçekten ne zaman olacağına bağlı.It really depends on when.
Japonya ham madde açısından ithalata bağımlıdır.Japan depends on imports for raw materials.
Japonya'nın tükettiği petrolün% 70'ini Orta Doğu'ya bağlı.Japan depends on the Middle East for 70% of oil it consumes.
Japonya petrolde yabancı ülkelere bağımlıdır.Japan depends on foreign countries for oil.
Japonya petrol için diğer ülkelere bağımlıdır.Japan depends on other countries for oil.
Japonya dış ticarete bağlıdır.Japan depends on foreign trade.
Şimdi büyük oğullar babalarından oldukça bağımsızlar.The elder sons are now quite independent of their father.
Atı o ağaca bağlayın.Tie the horse to that tree.
Saçımı bir atkuyruğu bağlamak için bir kurdele kullandım.I used a ribbon to tie my hair into a ponytail.
O bağırdığında onun boyun damarları açıkça görünüyordu.When he shouted, the veins in his neck stood out clearly.
Onun başarılı olup olmayacağı onun sağlığına bağlıdır.Whether he will succeed or not depends upon his health.
Onun başarısı çabalarına bağlıdır.His success depends on his efforts.
Onun başarılı olup olmayacağı onun çabalarına bağlıdır.Whether he will succeed or not depends on his efforts.
O, bir gol attığında, kalabalık bağırdı.The crowd yelled when he scored a goal.
Onunla bağlantı kurmak istiyorum. Onun telefon numarasını biliyor musun?I want to contact him. Do you know his phone number?
Onun yardımına bel bağlamayın.Don't count on his assistance.
Onun planı hâlâ karara bağlanmadı.His plan is still in the air.
O, onun yokluğunu bağışladı.He excused his absence.
Yaptıkları her zaman söyledikleriyle bağdaşmıyor.His actions do not always correspond to his words.
Hayatı ona bağlıdır.His life rests on her.
Yanıtı onun ruh haline bağlıdır.His answer depends on his mood.
Onun hayatı hakimin kararına bağlı.His life hangs on the judge's decision.
Başarısını iyi şansa bağladı.He attributed his success to good luck.
Destek için amcasına bağlıydı.He depended on his uncle for support.
O, çok miktarda para bağışladı.He kicked in a lot of money.
38 yaşında olmasına rağmen, hâlâ anne ve babasına bağımlıdır.Though 38, he is still dependent on his parents.
Her türlü insanla bağlantı kurar.He comes into contact with all kinds of people.
O, tüm parasını bağışladı.He gave away all his money.
O sevinçten bağırdı.He cried for joy.