Ana içeriğe geç
Sözlük

bağ ile cümle

bağ kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.
60
BU SAYFADA CÜMLE
3
HARF
1
HECE
5
ORT. KELİME
Paketi sarıp iple bağladı.She wrapped the package and tied it with strings.
Bu onlara bağlı değil.It isn't up to them.
Onun yardımına bel bağlayamazsın.You can't count on her help.
Bağlantıların aracılığıyla ona bir iş bulabilmen gerek.With your connections, you should be able to find a job for him.
Bunu yapan eğer sendiysen seni bağışlayabileceğimi sanmıyorum.I don't think I'd be able to forgive you if you did that.
Babasının kendisine verdiği yüzüğe çok bağlıydı.He was very attached to the ring that his father had given him.
Bağlantım kesildi.I got cut off.
Bağlantım koptu.I got cut off.
Üç ay yatağa bağımlı kaldı.He was confined to a bed for three months.
Kanoyu arabasının üstüne bağladı.He tied the canoe to the top of his car.
Köpeğini bir direğe bağladı.He tied his dog to a post.
Haftada üç kez bağlama dersi alıyor.He takes bağlama lessons three times a week.
Avazı çıktığı kadar bağırdı.He screamed at the top of his lungs.
Alışkanlıklarına bağlı biri olduğunu söylüyor.He says that he's a creature of habit.
Çantalarını bagaja koyup arabasına atladı ve gitti.He put his bags in the trunk, then hopped in the car and drove off.
Almanya'daki bir Kürt düğününde bağlamasıyla bir türkü çaldı.He played a Turkish folk tune on his baglama at a Kurdish wedding in Germany.
Bağışlamak için özür beklemene gerek yok.You don't have to wait for an apology in order to forgive.
Çocuklarına bağıran insanlara tahammül edemiyorum.I can't stand people who yell at their kids.
Gandi, Hindistan'ın simgeleşmiş bağımsızlık önderidir.Gandhi is India's iconic independence leader.
Bütün gece bağırdı.He screamed the whole night.
Bağırmak yok!No shouting!
Onunla bağlarımı kopardım.I cut ties with him.
Onunla bağımı kestim.I cut ties with him.
Alkol bağımlısılar.They are addicted to alcohol.
Tom bana bağırıyordu, Mary'ye değil.Tom wasn't yelling at Mary. He was yelling at me.
Cümleyi anlamca ilgisiz İngilizce cümleden ayırıp yeni bir çeviriye bağladım.I unlinked this from the unrelated English sentence and linked it to a new translation.
Fosil yakıtlara olan bağımlılığımızı azaltmalıyız.We need to reduce our dependence on fossil fuels.
Bağlam ne?What's the context?
"Bornova ilçesi hangi ile bağlıdır?" "İzmir.""Bornova is a district of which city?" "Izmir."
Bağlama kursuna yazılacağım.I'll sign up for baglama lessons.
Tanrı bunu bağışlamaz. Onun yargısından kaçış yoktur.God won't forgive it. There's no way to escape his judgment.
Kanal, Atlantik ve Pasifik okyanuslarını birbirine bağlar.The canal connects the Atlantic and Pacific Oceans.
Madde bağımlılığı insanın hayatını mahvedebilir.Drug addiction can destroy people's lives.
Uyuşturucu bağımlılığı insanın hayatını mahvedebilir.Drug addiction can destroy people's lives.
Sözleri sosyal medyada bağlamından koparıldı.His comments were distorted on social media.
Tom anne-babasına bağımlı.Tom is dependent on his parents.
Tom'un yaşam destek ünitesine bağlanmak istemediğine dair talimatı var.Tom has a DNR order.
Bence bu aşırı umut bağlamak olur.I think that that would be too much to hope for.
Bence bu kadar umut bağlamak çok fazla olur.I think that that would be too much to hope for.
Bu halat gevşek bağlanmış.This rope is poorly attached.
Okul kütüphanesine yüzden fazla kitap bağışladık.We donated more than a hundred books to the school library.
Bağırsak hareketleriniz düzenli mi?Do you have regular bowel movements?
Biri gecenin köründe arabayla evin önünden geçerken "Şerefsiz ibneler!" diye bağırdı.Someone drove by the house yelling "Cocksuckers!" in the middle of the night.
Süveyş Kanalı, Akdeniz ve Kızıldeniz'i birbirine bağlar.The Suez Canal links the Mediterranean and the Red Sea.
Tom ağzındaki bağı çözdü.Tom untied the knot and removed the gag.
Tom düğümü çözüp ağzındaki bağı çıkardı.Tom untied the knot and removed the gag.
Söyledikleri bir şey damarına basmış olmalı ki onlara bağırmaya başladı.Something they said must have hit a nerve, so he started yelling at them.
Tom bağırarak iyi olduğu cevabını verdi.Tom yelled back that he was OK.
Ortak bir kararla tüm bağlarını kopardılar.They both agreed to sever all ties.
Tom'a bağırdık.We shouted at Tom.
Bağlantıya tıkladım.I clicked on the link.
Bu Amerikalılık ruhuyla hiç bağdaşmayan bir şey.This is so un-American.
Gençlerde alkol bağımlılığı artmış durumda.Alcohol abuse among the young has increased.
Yardım için bağırsan bile kimse seni duymaz.Even if you yell for help, nobody will hear you.
Papaz, insanlar yeterince bağış yapmadığı için İsa'nın henüz nüzul etmediğini söylüyor.The pastor says Jesus hasn't returned yet because people haven't donated enough cash.
Bu konuda bir şey yapamam, elim kolum bağlı.My hands are tied. I can't do anything about that.
İnternet bağlantınız var mı?Do you have Internet access?
Tom tüm kitaplarını şehir kütüphanesine bağışladı.Tom donated all his books to the town library.
"Evde kimse var mı?" Bağırdım ama cevap gelmedi."Is anyone home?" I shouted, but there was no reply.
Gunter köpeklere susmaları için bağırdı.Gunter yelled at the dogs to shut up.
İlgili Sayfalar
Menü
Giriş Yap
Premium
Platform
Karanlık Mod