Leyla ve Sami'nin özel bir bağı vardı.Layla and Sami had a special bond.
Leyla acı içinde bağırmaya başladı.Layla started yelling in pain.
Sami, hırsızlık ve uyuşturucuya bağlı suçlarla ilgili bir geçmişe sahipti.Sami had a history of theft and drug-related crimes.
Sami bir eroin bağımlısıydı.Sami was a heroin addict.
Sami bir uyuşturucu bağımlısıydı.Sami was a drug addict.
Tom artık ipi tutamadığını bağırdı ve sonra bıraktı.Tom yelled that he couldn't hold onto the rope any longer, and then he let go.
Tom bunu yaptığım için beni asla bağışlamayacak.Tom will never forgive me for doing that.
Tom, Mary'nin ayakkabı bağcıklarını birbirine bağladı.Tom tied Mary's shoelaces together.
Araç kutum bağajda.My toolbox is in the trunk.
Bu olaylar tarihsel bağlamında analiz edilmelidir.These events must analyzed in their historical context.
Bu olaylar tarihsel bağlamında incelenmelidir.These events must analyzed in their historical context.
Sami bağırmaya başladı.Sami started to cry.
Tom bir yaban hayatı sığınma evi yaratmak için mülkünü bağışladı.Tom donated his estate to create a wildlife sanctuary.
Sami arkadaşlarıyla olan tüm bağları kırmak istedi.Sami wanted to break all ties with his friends.
Ayağıma ip bağlayıp atlamayı hiç denemedin.I've never tried bungee jumping.
Nedensel bir bağlantı yok.There's no causal connection.
Arkadaşlığın derinliği tanışıklığın uzunluğuna bağlı değildir.Depth of friendship does not depend on length of acquaintance.
Kapılar açılmadı bu yüzden arabaya bağajdan girmek zorunda kaldım.The doors wouldn't open, so I had to get into the car through the boot.
Eşyalarımı bağajdan çıkarmayı unutma!Don't forget to take my things out of the boot!
Bagajımı nereye koyabilirim?Where can I put my luggage?
Bu onları nasıl saydığına bağlı.It depends on how you count them.
Biri yaşadığı sürece bağışlar.One forgives as long as one loves.
Böyle bağırma, o, sağır değil.Don't shout like that, he's not deaf.
Tom atları direğe bağladı.Tom tied the horses to the post.
Mary atları parmaklığa bağladı.Tom tied the horses to the rail.
Mary atları bağlama direğine bağladı.Mary tied the horses to the hitching post.
Tom atını bağlama direğine bağladı.Tom tied his horse to the hitching post.
Tom da ben de alkol bağımlısıyız.Tom and I are both alcoholics.
Tom ve ben ikimiz de olabildiğince yüksek sesle bağırdık.Tom and I both shouted as loudly as we could.
Bunu yaptığı için Tom'u bağışladın, değil mi?You forgave Tom for doing that, didn't you?
Tom muhtemelen bunu yaptığı için bağışlanmayacak.Tom won't likely be forgiven for doing that.
Tom muhtemelen bu hastalığa karşı bağışık olacak.Tom is likely to be immune to that disease.
Tom fragmanı arabasına bağladı.Tom hitched the trailer to his car.
Tom çok bağımsız bir insandır.Tom is a very independent person.
Tom ve ben birbirimize bağırdık.Tom and I yelled at each other.
Tom Mary'ye camadan bağını nasıl bağlayacağını gösterdi.Tom showed Mary how to tie a square knot.
Tom bu hastalığa karşı bağışıktır.Tom is immune to that disease.
Ayakkabı bağlarınız çözülmüş.Your shoelaces are untied.
Ayakkabı bağları almalıyım.I need to buy shoestrings.
Tom bağımsız bir kişidir.Tom is an independent person.
Benim çok bagajım yok.I don't have much luggage.
Tom, Mary'e kendisini bağışladığını söyledi.Tom told Mary that he'd forgiven her.
Tom kafeine bağımlı.Tom is addicted to caffeine.
Tom dikkatli olması için Mary'ye bağırdı.Tom shouted to Mary to be careful.
Tom annesine bağırdı.Tom yelled at his mother.
Bagaja baktım.I looked in the trunk.
Tom her zaman Mary'ye bağırıyor.Tom is always yelling at Mary.
Tom Mary'nin ona bağırdığını söyledi.Tom said Mary yelled at him.
Bana bağlantıyı gönder.Send me the link.
Tom genellikle Mary'ye bağırır.Tom often yells at Mary.
Tom'la bağlantıya geçelim.Let's contact Tom.
Tom bir uyuşturucu bağımlısı değildir.Tom isn't a drug addict.
Tom bana bağırdı.Tom yelled at me.
Sami porno bağımlısıydı.Sami was addicted to pornography.
Bagaj yukarı alabilir misiniz?Could you take the luggage upstairs?
O yalnız Sami'ye bağlı.That depends on Sami alone.
Tom ölmeden önce parasının çoğunu bağışladı.Tom gave away most of his money before he died.
Tom'u para bağışlamaya ikna edebildin mi?Were you able to persuade Tom to donate money?
Tom bavulunu arabasının bagajında bıraktı.Tom left his suitcase in the trunk of his car.
Tom hâlâ sadece bir çocuk, bu nedenle onu bağışlayalım.Tom is still just a kid, so let's forgive him.