Bu size bağlı.That depends on you.
O sizin bakış açınıza bağlı olabilir.That might depend on your point of view.
Ne yapacağın sana bağlı.What you do is up to you.
Ne yapacağımız sana bağlı.What we do is up to you.
Bu bağlantıyı kullanarak İngilizce altyazılı filmleri izleyebilirsiniz.You can watch movies with English subtitles using this link.
Bu bağlantıyı tıklayarak İngilizce altyazılı filmleri izleyebilirsin.You can watch movies with English subtitles using this link.
Programa bağlı kalmalıyım.I should stick to the schedule.
Ben hemen onunla bağlantı kuracağım.I'll get on to her right away.
İnsanlar bana bağırdığında bundan hoşlanmam.I don't like it when people yell at me.
Tom'un elleri arkasında bağlı.Tom's hands are tied behind his back.
Sana tekrar bağırmayacağım.I'm not going to yell at you again.
Annene bağıran kişi ben değilim.I'm not the one who yelled at your mother.
Tom ailesine bağımlı olmak istemiyor.Tom doesn't want to be dependent on his parents.
Tom bir bardak sütünü dökerken Mary "Hayıır!" diye bağırdı."Nooo!" yelled Mary as Tom spilled her glass of milk.
Birleşik Devletler'deki birçok suçlu uyuşturucu bağımlısıdır.Many criminals in the United States are addicted to drugs.
O, Amerika'nın bağımsızlığını 1776 yılında ilan ettiğini söyledi.He said that the United States declared its independence in 1776.
Çocuğuma bağırma.Don't yell at my kid.
Beni bir saniye için bağışla.Excuse me for a second.
Madde bağımlısı mısın?Are you a drug addict?
Uyuşturucu bağımlılığın var mı?Are you a drug addict?
Tom ayakkabı bağlarını bağladı.Tom tied his shoe laces.
Tom bağcıklarını bağladı.Tom tied his laces.
Öpüşme sırasında bulaşan bakteriler, bağışıklık sisteminin güçlenmesine yardımcı olur.The bacteria that are transferred during a kiss help improve your immune system.
Gelişmekte olan bir embriyo, göbek kordonu yoluyla plasentaya bağlanır.A developing embryo connects to the placenta via the umbilical cord.
Ağrı kaçınılmazdır. Acı isteğe bağlıdır.Pain is inevitable. Suffering is optional.
İtiraf edilen bir günah yarı yarıya bağışlanır.A sin confessed is half forgiven.
ABD'de bugün olduğu kadar çok uyuşturucu bağımlısı hiç var olmamıştı.In the USA, there have never been as many drug addicts as there are today.
Yaptığım bağışlanamaz.What I've done is unforgivable.
Sana gönderdiğim e-postadaki bağlantıyı izledin mi?Did you follow the link in the e-mail I sent you?
O bağlantı beni web sitenize götürürdü ama artık işe yaramıyor.That link used to take me to your website, but it doesn't work anymore.
Amacın üzüm yemek olsun, bağcıyı dövmek değil.Play the ball, not the man.
Tom Mary'nin eski çoraplarıyla domateslerini kazığa bağladı.Tom staked his tomatoes with Mary's old stockings.
Tom bağımsız bir film yapıcısı.Tom is an independent filmmaker.
2006'dan beri Karadağ tekrar bağımsız bir devlet.Since 2006 Montenegro is an independent state again.
Tom'un bağlı olduğunu biliyorum.I know Tom is connected.
Tom duyulmak için bağırmak zorunda kaldı.Tom had to shout to be heard.
Tom mali olarak karısına bağlıdır.Tom is financially dependent on his wife.
Bağışlanamaz bir şey yaptım.I've done something unforgivable.
Tom'un bağlılığı takdire değerdir.Tom's loyalty is admirable.
Herkes bana bağırıyor.Everybody yells at me.
Beni Tom'a bağla.Get me Tom on the phone.
Tom'un bağışlayıcı bir doğası var.Tom has a forgiving nature.
Tom arabasını park etti ve bagajı açtı.Tom parked his car and opened the trunk.
Ben her zaman bağımsız bir düşünür oldum.I've always been an independent thinker.
Ben bağış toplama etkinliğini iptal ettim.I've canceled the fundraiser.
Tom bazı yarım kalmış işleri bağlayacak.Tom is going to want to tie up some loose ends.
Tom Kızıl Haç'a anonim olarak büyük miktarda para bağışladı.Tom anonymously donated a large sum of money to the Red Cross.
Alışkanlıklarıma bağlıyımdır.I'm a creature of habit.
Tom alışkanlıklarına bağlı biri.Tom is a creature of habit.
Hepimiz alışkanlıklarımıza bağlıyız.We're all creatures of habit.
Tom ile bağlantın nedir?What's your connection with Tom?
Bu ne kadar paran olduğuna bağlıdır.It depends on how much money you have.
Bu ne demek istediğine bağlı.It depends on what you mean.
Tom bu yüzden bağırdı.That was why Tom screamed.
Duyulmak için bağırmak zorunda kaldım.I had to shout in order to be heard.
Bagajını koymak için bir yer bulalım.Let's find a place to put your luggage.
Tom bir şeye bağlıydı.Tom has been up to something.
Sanırım Tom bir şeye bağlıydı.I think Tom has been up to something.
Kulağıma bağırmayı bırak.Stop yelling in my ear.
Tom biraz para bağışlamak için istekli olabilir.Tom might be willing to donate some money.