bağırmak ile cümle

bağırmak kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.
60
ÖRNEK CÜMLE
8
HARF
3
HECE
6
ORT. KELİME
Bağırmaktan sesleri kısıldı.They were all hoarse from shouting.
Bağırmak zorunda değilsin. Seni duyabiliyorum.You don't have to cry out. I can hear you.
Fazla bağırmaktan sesim kısıldı.I am hoarse from yelling so much.
Yüksek sesle bağırmak için bir dürtü hissettim.I felt an impulse to cry out loud.
Arkadaşıma kupa verildiği zaman sevinçle bağırmaktan başka bir şey yapamadım.I could not but cheer when my friend was handed the trophy.
Mary onun kızına bağırmakla ilgili kendini suçlu hissetti.Mary felt guilty about yelling at her daughter.
Bilgisayarınıza bağırmak işe yaramaz.Shouting at your computer will not help.
Tom bana bağırmak zorunda değildi.Tom didn't have to yell at me.
Bağırmak istemiyorum.I don't want to shout.
Birine bağırmak istiyorsan, bana bağır.If you want to yell at someone, yell at me.
Onun çok bağırmaktan sesi kısıldı.He got hoarse from so much shouting.
Ben bağırmak istemedim.I didn't mean to yell.
Bağırmak ve çığlık atmak seni hiç bir yere götürmez.Yelling and screaming is not going to get you anywhere.
Gerçekten yüksek sesle bağırmak zorunda mıydın?Did you really have to yell that loud?
Avazının çıktığı kadar bağırmak zorunda değilsiniz.You don't have to shout at the top of your voice.
Canım bağırmak istedi.I felt like screaming.
Bağırmak zorunda değilsin.You don't have to yell.
Bana bağırmak zorunda değilsin.You don't have to yell at me.
Tom duyulmak için bağırmak zorunda kaldı.Tom had to shout to be heard.
Duyulmak için bağırmak zorunda kaldım.I had to shout in order to be heard.
Bağırmaktan vazgeç.Stop shouting.
Tom'un futbol maçında bağırmaktan sesi kısılmıştı.Tom was hoarse from yelling at the football match.
Ben bağırmak istedim.I wanted to scream.
Tom bağırmak zorunda değildi. Biz yine de onu duyabilirdik.Tom didn't have to shout. We could've heard him anyway.
Keşke Tom sürekli bağırmaktan vazgeçse.I wish Tom would stop screaming all the time.
Keşke Tom bana bağırmaktan vazgeçse.I wish Tom would stop yelling at me.
Bağırmak hiçbir şeye yardımcı olmuyor.This shouting isn't helping anything.
Bağırmak tamamen gereksizdir.Yelling is completely unnecessary.
Sami evinde kimseye bağırmak istemedi.Sami didn't want anyone yelling in his house.
Bağırmak yok!No shouting!
Barton randevuya gittiğinde Mayhew sarhoştur ve çılgınca bağırmaktadır.When Barton arrives, Mayhew is drunk and yelling wildly.
Zaman zaman Gaga, şarkıyı söylerken "America" diye bağırmaktadır.From time to time, Gaga shouts the word "America" while singing the song.
Yaşasın Fransa!" diye bağırmak oldu.Vive la France!"
O bağırmak için ağzını açtı ve sayfanın köşesinde onun arasındaki itme dişler.He opened his mouth to shout, and the corner of the sheet was thrust between his teeth.
Medyamız ilgimizi çekebilmek için bu tür manşetlerle bize bağırmak zorunda.Our media have to scream at us with these kinds of headlines in order to get our attention.
Bağırmak için uygun bir köpek değildi.It's not a good dog you shout at.
[ bağırmak ][ Screams ]
ANLAŞMAYI OKU! ... -Bağırmak zorunda mısın? --Lütfen.READ THE CONTRACT! ...
Hep bir ağızdan bağırmaktansa, size bu numarada kaç tane basamak olduğunu soracağım.Rather than you all shouting out, I want you to count how many digits there are in that number.
Sana bağırmak için para alıyorum, diye bağırdı.'I'm paid to shout at you', he bellowed.
Yüksek sesle bağırmak için bir dürtü hissettim.Ich verspürte den Drang, laut zu schreien.
Yaşasın Fransa!" diye bağırmak oldu.Es lebe Frankreich!"
Yaşasın Fransa!" diye bağırmak oldu.Il crient: « Vive la France ! ».
Barton randevuya gittiğinde Mayhew sarhoştur ve çılgınca bağırmaktadır.Cuando Barton llega, Mayhew está borracho y grita salvajemente.
Yaşasın Fransa!" diye bağırmak oldu.¡Viva Francia!».
Yaşasın Fransa!" diye bağırmak oldu.Vive la France: "Vinceremo.
Yaşasın Fransa!" diye bağırmak oldu.Он умер с возгласом: «Да здравствует Франция!».
(Yaşasın kutsal Almanya'mız!) diye bağırmak olmuştur.Убей немца! — это кричит родная земля.
Barton randevuya gittiğinde Mayhew sarhoştur ve çılgınca bağırmaktadır.Quando Barton chega, Mayhew está bêbado e gritando loucamente.
(Yaşasın kutsal Almanya'mız!) diye bağırmak olmuştur.(Vida Longa para a sagrada Alemanha!)"
(Yaşasın kutsal Almanya'mız!) diye bağırmak olmuştur.(Lang leve ons heilige Duitsland!) zijn geweest.
Yaşasın Fransa!" diye bağırmak oldu.Op de muur schrijft hij: "Leve de Fransen!".
Yaşasın Fransa!" diye bağırmak oldu.Його останніми словами були: «Хай живе Франція».
Herkes telaş içinde nehire doğru bağırmakta, bir şey aramaktadır.În toiul încăierării cineva a strigat arătând spre un turn.
Çığlık, tiz sesle bağırmaktır.Äänet ovat korkeaa kirkumista.
Yaşasın Fransa!" diye bağırmak oldu.Kauan eläköön kuningas!” (ransk.
Yaşasın Fransa!" diye bağırmak oldu.Ζήτω η Δημοκρατία, ζήτω η Γαλλία!".
Yaşasın Fransa!" diye bağırmak oldu.Hans sidste ord skal have været "Længe leve Tyskland.
Zaman zaman Gaga, şarkıyı söylerken "America" diye bağırmaktadır.Trong khi biểu diễn bài hát, Gaga đôi khi lại vừa hét lên từ "America" ("Nước Mỹ").
Yaşasın Fransa!" diye bağırmak oldu.Pháp quốc muôn năm!".
İlgili Sayfalar