bağırdı ile cümle
bağırdı kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.60
BU SAYFADA CÜMLE
7
HARF
3
HECE
7
ORT. KELİME
Tom'a bağırdık.Wir schrien Tom an.
Bir bağırdığında neredeyse yer gök inler.Mit einem Todesschrei stürzt er in den feurigen Abgrund.
Meydana koşun." diye bağırdı.Die Polizei kommt gleich“ brüllten.
Bazı dinleyiciler tarafından bağırdılar.Viele Zuhörer applaudierten.
2 Melek gür bir sesle bağırdı: “Yıkıldı!Zwei zerbrochene Fenster.“ Einige Sekunden später schrie er „Oh God!
Boğuşma sırasında 'Seni tanıdım,' diye bağırdı.Sie stimmten überein, sie würden „sich natürlich durchkämpfen“.
Görüntülerde kalabalığın içinden bir adamın "Öldürün onu!" diye bağırdığı duyulmaktadır.Plötzlich habe er sie auf der Straße „Mord, Mord!“ schreien hören.
Mustafa Birden, "Arkadaşlar, hepiniz masanın altına girin!" diye bağırdı.Gemeinsam mit seinem Parteikollege Walter Suppan rief er „Alles Juden!“ in den Plenarsaal.
Yüksek sesle bağırdı: "İmdat!"À voix haute, il cria : "A l'aide !"
Tom yardım için bağırdı.Tom cria à l'aide.
Bu arada Perry üçüncü dizeyi duyunca, "Bir araba alıyoruz." diye bağırdı.Quand Perry voit la chanson et lit la troisième ligne, elle crie : « Nous t'avons acheté une voiture ! ».
Kadın hareketinden dolayı mecburen gizli kalmaktan sıkıldım" diye bağırdım.J'en ai assez d'être dans le placard à cause du mouvement des femmes ».
Cugaşvili bunu reddetti ve "Vur!" diye bağırdı.Djougachvili refusa et cria : « Tirez donc ! ».
Bir bağırdığında neredeyse yer gök inler.En plein soleil, sur terrain calcaire.
Bazı dinleyiciler tarafından bağırdılar.De gens qui criaient.
Hatta bununla kalmayıp "Tito'nun köpekleri" diye bağırdılar.Ce sont ces chiens qui se croisèrent au hasard avec les chiens autochtones, dit « des Hottentots ».
Bahattin Şakir “Ama bu ihanettir” diye bağırdı.C'est alors qu'il a commencé à crier « Trahison!
Bazı anlatımlarda bir grup yerine sadece Gökalp'in bağırdığı da belirtilmektedir.À noter que les Acadiens n’ont été que de passage dans certaines d’entre elles.
Acıdan bağırdı.Grité del dolor.
Acıdan bağırdım.Grité del dolor.
Hırsızı korkutmak için bazı sözler bağırdı.Él gritó las palabras para asustar al ladrón.
Annem öfkelendi ve bana bağırdı.Mi mamá se enojó y me gritó.
Bir bağırdığında neredeyse yer gök inler.De abundante agua que emana, en sus proximidades, a flor de tierra.
Harry, yılana Justin’i bırakması için bağırdığı zaman herkes onun yılanlarla konuşabildiğini anlar.Antes de irse, Tom dice que puede hablar con las serpientes.
Fleet "Orda biri var mı?" diye bağırdı.¿Hay alguien ahí?. «Hay Alguien Ahí?
Bir öğrenci MLK'nın batısına doğru işaret ederek "Orada, ateş ediyor." diye bağırdı.Un estudiante gritó: "Está disparando hacia allá", señalando hacia el oeste hacia el área de MLK Commons.
Baykal kızgınlıkla bağırdı: “Ben sadece gözyaşlarımı verebilirim!”En un momento de rabia, gritó: "¡Yo podría destruirte con esta información!".
Burası New York" şeklinde polislere bağırdılar.También apareció en "Policías de Nueva York" al año siguiente.
Tom Fransızca bir şey bağırdı.Tom gridò qualcosa in francese.
2 Melek gür bir sesle bağırdı: “Yıkıldı!L'angelo gridò con voce potente: "è caduta!
Hatta bununla kalmayıp "Tito'nun köpekleri" diye bağırdılar.Gli zii di Harry ne "I cani e i lupi".
"Leviathan!" diye bağırdı Castiel."Un extraterrestre!" grida Taco.
Geceleyin martılar bağırdı.Ночью кричали чайки.
Bu arada Perry üçüncü dizeyi duyunca, "Bir araba alıyoruz." diye bağırdı.К тому времени, когда Пэрри услышала третью строчку она закричала: «Мы купим тебе машину!».
Ellerini cebimden çek!" diye bağırdı.Убери руку от моего кармана!».
Bir bağırdığında neredeyse yer gök inler.При длительном стоянии на воздухе раствор желтеет (окисляется до серы).
Bu kumpastır, eninde sonunda bunun hesabı hukuk içerisinde sorulacaktır" diye bağırdı.Так что этого товарища, надеюсь, рано или поздно привлекут к ответственности».
Ben Profesörüm!" diye bağırdığında tepe noktasına ulaşmıştır.(«Где мой учитель»)- крикнул я.
Cugaşvili bunu reddetti ve "Vur!" diye bağırdı.А кузнецу закричал: «Гони на них!»
Harry, yılana Justin’i bırakması için bağırdığı zaman herkes onun yılanlarla konuşabildiğini anlar.Из-за способности с Гарри говорить со змеями, все подозрения падают на него.
Burası New York" şeklinde polislere bağırdılar.Полицейские жетоны в Нью-йоркском Департаменте полиции называют «щитками».
Fleet "Tam önümüzde buz dağı var!" şeklinde bağırdı.Хиллари сказал: «Ещё несколько ударов ледорубом по твёрдому снегу — и мы на вершине».
Mustafa Birden, "Arkadaşlar, hepiniz masanın altına girin!" diye bağırdı.Вадим Селин за повесть «Свой в доску!
Ateş açmadan evvel "Ben bir Müslüman Amerikalıyım, İsrail'e kızgınım" diye bağırdı.وصرخ "أنا مسلم أمريكي، أنا غاضب من إسرائيل" قبل أن يبدأ إطلاق النار.
Askerler Bose ki jay (Bose'nun sağlığı dolu olsun), Inquilab Zindabad (Yaşasın İnkılap) diye bağırdılar.تبنّى النبي محمد زيدًا، فكان أهل مكة يدعونه «زيد بن محمد»، وزوّجه من ابنة عمته زينب بنت جحش.
Boğuşma sırasında 'Seni tanıdım,' diye bağırdı.وكان يردد أثناء الضرب "اللهم إن كان هذا في رضاك فزدني منه".
Görüntülerde kalabalığın içinden bir adamın "Öldürün onu!" diye bağırdığı duyulmaktadır.ويصرخ رجلٌ بشكلٍ واضح "اقتلوها!".
Fleet "Orda biri var mı?" diye bağırdı.Fleet perguntou "Há alguém aí?"
Ellerini cebimden çek!" diye bağırdı.Tire seus olhos!" ela chorou.
Cugaşvili bunu reddetti ve "Vur!" diye bağırdı.Alguém o reconheceu como o atirador e gritou "É ele!"
Meydana koşun." diye bağırdı.“Aonde vais?”, gritou seu pai.
Alaş! diye bağırdıkları bilinmektedir.Percebi, gritei.
Bir bağırdığında neredeyse yer gök inler.Een los stuk stengel zal, als het in de aarde gestoken wordt, makkelijk wortelen.
Asılmadan birkaç saniye önce Julius Streicher, "Purim Fest 1946!" diye bağırdı.Toen hij het schavot opliep sneerde hij nog "Purim Fest 1946!".
Cugaşvili bunu reddetti ve "Vur!" diye bağırdı.De schutters schreeuwden "opstaan!".
Hatta bununla kalmayıp "Tito'nun köpekleri" diye bağırdılar.Hij wordt ook wel "de hond van Stalin" genoemd.
Burası New York" şeklinde polislere bağırdılar.Ze werden bekend als de New Yorkse veldtocht.
Kararınızı reddediyorum" diye bağırdı ve küçük bir kahverengi şişe içindeki sıvıyı içti."Ik weet niet eens hoe ik een fles champagne moet ontkurken", zei hij na de huldiging in gebroken Engels.
Burası New York" şeklinde polislere bağırdılar.Nowojorscy policjanci są nazywani New York’s Finest.
Asılmadan birkaç saniye önce Julius Streicher, "Purim Fest 1946!" diye bağırdı.Ostatnie słowa Streichera brzmiały: „Pewnego dnia bolszewicy powieszą też was” oraz „Purim 1946”.