bağırdı ile cümle

bağırdı kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.
60
BU SAYFADA CÜMLE
7
HARF
3
HECE
12
ORT. KELİME
"Bu oldukça ölü bahçesi değildir," diye kendi kendine yumuşak bir sesle bağırdı."Det er ikke en helt død haven," sagde hun sagte til sig selv.
"Bu oldukça ölü bahçesi değildir," diye kendi kendine yumuşak bir sesle bağırdı."Es ist kein ganz tot Garten", rief sie leise vor sich hin.
"Bu oldukça ölü bahçesi değildir," diye kendi kendine yumuşak bir sesle bağırdı."Ez nem egy teljesen halott kert," kiáltotta ki magát halkan.
"Bu oldukça ölü bahçesi değildir," diye kendi kendine yumuşak bir sesle bağırdı."Het is geen erg dood tuin", zegt ze riepen zachtjes tegen zichzelf.
"Bu oldukça ölü bahçesi değildir," diye kendi kendine yumuşak bir sesle bağırdı."Ini bukan taman benar-benar mati," teriak dia keluar pelan pada dirinya sendiri.
"Bu oldukça ölü bahçesi değildir," diye kendi kendine yumuşak bir sesle bağırdı."이것은 완전히 죽지 정원을 isn'ta,"그녀는 자신에게 부드럽게 외쳤다.
"Bu oldukça ölü bahçesi değildir," diye kendi kendine yumuşak bir sesle bağırdı."Não é um jardim muito morto", ela gritou baixinho para si mesma.
"Bu oldukça ölü bahçesi değildir," diye kendi kendine yumuşak bir sesle bağırdı."No es un jardín muy muerto", exclamó en voz baja para sí misma.
"Bu oldukça ölü bahçesi değildir," diye kendi kendine yumuşak bir sesle bağırdı."Nó không phải là một khu vườn khá chết", bà đã khóc nhẹ nhàng với chính mình.
"Bu oldukça ölü bahçesi değildir," diye kendi kendine yumuşak bir sesle bağırdı."Non è un tranquillo giardino morto", ha gridato dolcemente a se stessa.
"Bu oldukça ölü bahçesi değildir," diye kendi kendine yumuşak bir sesle bağırdı."Se ei ole mikään aivan kuollut puutarha", hän huusi hiljaa itsekseen.
"Bu oldukça ölü bahçesi değildir," diye kendi kendine yumuşak bir sesle bağırdı."To isn'ta całkiem martwe ogród", zawołała cicho do siebie.
"Bu oldukça ölü bahçesi değildir," diye kendi kendine yumuşak bir sesle bağırdı."To není zcela mrtvé zahrady," zvolala tiše pro sebe.
"Bu oldukça ölü bahçesi değildir," diye kendi kendine yumuşak bir sesle bağırdı."To ni čisto mrtva vrt," je zavpil tiho sama pri sebi.
"Bu oldukça ölü bahçesi değildir," diye kendi kendine yumuşak bir sesle bağırdı."To nie je úplne mŕtve záhrady," zvolala ticho pre seba.
"Bu oldukça ölü bahçesi değildir," diye kendi kendine yumuşak bir sesle bağırdı."Δεν είναι ένας αρκετά νεκρός στον κήπο," φώναξε έξω απαλά στον εαυτό της.
"Bu oldukça ölü bahçesi değildir," diye kendi kendine yumuşak bir sesle bağırdı."Това не е съвсем мъртъв градина," тя извика тихо на себе си.
"Bu oldukça ölü bahçesi değildir," diye kendi kendine yumuşak bir sesle bağırdı."Це не зовсім мертвий сад", вона закричала тихо сама з собою.
"Bu oldukça ölü bahçesi değildir," diye kendi kendine yumuşak bir sesle bağırdı."Это не совсем мертвый сад", она закричала тихо сама с собой.
"Bu oldukça ölü bahçesi değildir," diye kendi kendine yumuşak bir sesle bağırdı."זה isn'ta גן מת למדי", היא קראה לעצמה בשקט.
"Bu oldukça ölü bahçesi değildir," diye kendi kendine yumuşak bir sesle bağırdı."إنها ليست حديقة الموتى تماما ،" صرخت بها لنفسها بهدوء.
"Bu oldukça ölü bahçesi değildir," diye kendi kendine yumuşak bir sesle bağırdı."バラが死んでいる場合でも、生きている他のものがあります。"
'Çalıntı!' Kral anında bir mutabakat oluşan jüri, dönerek bağırdı aslında.'Bị đánh cắp "vua kêu lên, chuyển đến ban giám khảo, người ngay lập tức thực hiện một bản ghi nhớ thực tế.
'Çalıntı!' Kral anında bir mutabakat oluşan jüri, dönerek bağırdı aslında.'Dicuri! "Seru Raja, beralih ke juri, yang langsung membuat memorandum fakta.
'Çalıntı!' Kral anında bir mutabakat oluşan jüri, dönerek bağırdı aslında."Furat!" Regele exclamat, întorcîndu-se spre juriu, care a făcut instantaneu un memorandum de fapt.
'Çalıntı!' Kral anında bir mutabakat oluşan jüri, dönerek bağırdı aslında."Gestohlen!", Rief der König und wandte sich an die Jury, die sofort gemacht ein Memorandum der Tatsache.
'Çalıntı!' Kral anında bir mutabakat oluşan jüri, dönerek bağırdı aslında.'Gestolen!' De koning riep, zich tot de jury, die meteen maakte een memorandum van het feit.
'Çalıntı!' Kral anında bir mutabakat oluşan jüri, dönerek bağırdı aslında.'훔친!'왕이 즉시 각서를 만든 배심원에 회전, 외쳤다
'Çalıntı!' Kral anında bir mutabakat oluşan jüri, dönerek bağırdı aslında."Lopott!" A király felkiáltott: fordult a zsűri, aki azonnal készített egy memorandumot a tényt.
'Çalıntı!' Kral anında bir mutabakat oluşan jüri, dönerek bağırdı aslında."Robo-exclamó el Rey, volviéndose hacia el jurado, que inmediatamente tomaron nota del hecho.
'Çalıntı!' Kral anında bir mutabakat oluşan jüri, dönerek bağırdı aslında.'Rubata!' Esclamò il Re, volgendosi ai giurati, che ha immediatamente fatto un memorandum del fatto.
'Çalıntı!' Kral anında bir mutabakat oluşan jüri, dönerek bağırdı aslında.S'écria le roi, se tournant vers le jury, qui fait instantanément d'un mémorandum de ce fait.
'Çalıntı!' Kral anında bir mutabakat oluşan jüri, dönerek bağırdı aslında."Skradzione!" Król zawołał zwracając się do jury, które natychmiast się memorandum o tym fakcie.
'Çalıntı!' Kral anında bir mutabakat oluşan jüri, dönerek bağırdı aslında."Stjålne! 'Kongen udbrød, vendte sig til juryen, der straks gjorde et notat af den kendsgerning.
'Çalıntı!' Kral anında bir mutabakat oluşan jüri, dönerek bağırdı aslında.'Stolen!' Kralj vzkliknil, obrača v žiriji, ki je takoj naredil memorandum dejstva.
'Çalıntı!' Kral anında bir mutabakat oluşan jüri, dönerek bağırdı aslında.'Stolen!' O Rei exclamou, virando-se para o júri, que imediatamente fez um memorando do fato.
'Çalıntı!' Kral anında bir mutabakat oluşan jüri, dönerek bağırdı aslında."Stolen!" Zvolal kráľ, obrátil sa k porote, ktorá okamžite sa memorandum skutočnosti.
'Çalıntı!' Kral anında bir mutabakat oluşan jüri, dönerek bağırdı aslında."Stolen!" Zvolal král, obrátil se k porotě, která okamžitě se memorandum skutečnosti.
'Çalıntı!' Kral anında bir mutabakat oluşan jüri, dönerek bağırdı aslında."Stulen!" Kungen utropade, vänd till juryn, som genast gjorde en promemoria om detta.
'Çalıntı!' Kral anında bir mutabakat oluşan jüri, dönerek bağırdı aslında."Varastettu!" Kuningas huudahti kääntyen tuomaristo, joka heti teki muistion siitä.
'Çalıntı!' Kral anında bir mutabakat oluşan jüri, dönerek bağırdı aslında."Викрадені!" Король вигукнув, звертаючись до присяжних, який миттєво зробив меморандум про цей факт.
'Çalıntı!' Kral anında bir mutabakat oluşan jüri, dönerek bağırdı aslında."Откраднати!" Цар възкликна, се обърна към журито, който незабавно меморандум за този факт.
'Çalıntı!' Kral anında bir mutabakat oluşan jüri, dönerek bağırdı aslında."Похищенные!" Король воскликнул, обращаясь к присяжным, который мгновенно сделал меморандум об этом факте.
'Çalıntı!' Kral anında bir mutabakat oluşan jüri, dönerek bağırdı aslında."גניבה!" קרא המלך, פונה אל המושבעים, שמיד עשה מזכר
'Çalıntı!' Kral anında bir mutabakat oluşan jüri, dönerek bağırdı aslında."المسروقة! هتف الملك ، وتحول إلى هيئة المحلفين ، الذين قدموا على الفور مذكرة
'Çalıntı!' Kral anında bir mutabakat oluşan jüri, dönerek bağırdı aslında.事実を。 "私はそれらを販売するに保つ、"帽子屋はとして追加
Çocuklarıma durmaları için bağırdığımda, bazen bana her ikisi de der ki o bana daha sert vurdu.Als ik schreeuwde tegen hen om te stoppen, zeiden ze beiden dat de andere persoon harder sloeg dan zijzelf.
Çocuklarıma durmaları için bağırdığımda, bazen bana her ikisi de der ki o bana daha sert vurdu.Así, cuando gritaba a mis hijas para que pararan, a veces me decían que la otra la había golpeado más fuerte.
Çocuklarıma durmaları için bağırdığımda, bazen bana her ikisi de der ki o bana daha sert vurdu.Când țipam la ele să înceteze, uneori îmi spuneau amândouă că cealaltă a lovit mai tare.
Çocuklarıma durmaları için bağırdığımda, bazen bana her ikisi de der ki o bana daha sert vurdu.Když na své děti zařvu, aby toho nechaly, tak mi někdy obě řekly, že ta druhá ji praštila silněji.
Çocuklarıma durmaları için bağırdığımda, bazen bana her ikisi de der ki o bana daha sert vurdu.Keď na deti zarevem, nech s tým prestanú, tak niekedy obe hovoria, že tá druhá ju buchla silnejšie.
Çocuklarıma durmaları için bağırdığımda, bazen bana her ikisi de der ki o bana daha sert vurdu.Kiedy krzyczałem, by przestały, czasem obie mówiły mi, że ta druga uderzyła mocniej.
Çocuklarıma durmaları için bağırdığımda, bazen bana her ikisi de der ki o bana daha sert vurdu.제가 아이들에게 멈추라고 소리를 지르면, 가끔 그들은 둘이 동시에 상대방이 더 세게 때렸다고 말하곤 합니다.
Çocuklarıma durmaları için bağırdığımda, bazen bana her ikisi de der ki o bana daha sert vurdu.Quando eu gritava às minhas filhas para pararem, ambas me diziam que a outra lhe tinha batido com mais força.
Çocuklarıma durmaları için bağırdığımda, bazen bana her ikisi de der ki o bana daha sert vurdu.Quando urlo alle mie figlie di smettere, qualche volta mi dicono entrambe che l'altra l'ha colpita più forte.
Çocuklarıma durmaları için bağırdığımda, bazen bana her ikisi de der ki o bana daha sert vurdu.Όταν φώναζα στα παιδιά μου να σταματήσουν, μου έλεγαν μερικές φορές ότι ο άλλος χτύπησε πιο δυνατά.
Çocuklarıma durmaları için bağırdığımda, bazen bana her ikisi de der ki o bana daha sert vurdu.Иногда, когда я кричал на них, чтобы остановить, оба жаловались, что другой бил сильнее.
Çocuklarıma durmaları için bağırdığımda, bazen bana her ikisi de der ki o bana daha sert vurdu.Когато се разкрещя на моите деца да спрат, понякога и двете ми казват, че другата е ударила по-силно.
Çocuklarıma durmaları için bağırdığımda, bazen bana her ikisi de der ki o bana daha sert vurdu.כאשר צרחתי על ילדותיי להפסיק, לפעמים שתיהן היו אומרות לי שהשניה הרביצה יותר חזק.
Çocuklarıma durmaları için bağırdığımda, bazen bana her ikisi de der ki o bana daha sert vurdu.الآن عندما أصرخ في وجه أطفالي ليتوقفوا، في بعض الأحيان يجيبني الإثنان بأنّ الآخر ضربه بشدّة.

İlgili Sayfalar