bağırdı ile cümle
bağırdı kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.60
BU SAYFADA CÜMLE
7
HARF
3
HECE
10
ORT. KELİME
"Bu kimse gördüğüm çocuk!" Onun dönüm, adam bağırdı yoldaşları."Este copilul nimeni nu a văzut vreodată!", Exclama omul, de cotitură sale tovarăşi.
"Bu kimse gördüğüm çocuk!" Onun dönüm, adam bağırdı yoldaşları."Ez a gyerek soha senki nem látta!" Kiáltott fel a férfi, fordult a társak.
"Bu kimse gördüğüm çocuk!" Onun dönüm, adam bağırdı yoldaşları."Het is het kind niemand ooit gezien!" Riep de man, zich tot zijn metgezellen.
"Bu kimse gördüğüm çocuk!" Onun dönüm, adam bağırdı yoldaşları."Il est l'enfant n'a jamais vu!" S'écria l'homme, se tournant vers son compagnons.
"Bu kimse gördüğüm çocuk!" Onun dönüm, adam bağırdı yoldaşları."Ini adalah anak tak seorang pun pernah melihat!" Seru pria itu, beralih ke nya sahabat.
"Bu kimse gördüğüm çocuk!" Onun dönüm, adam bağırdı yoldaşları."Je to dieťa, nikto nikdy nevidel!" Zvolal muž, obrátil sa k jeho spoločníkmi.
"Bu kimse gördüğüm çocuk!" Onun dönüm, adam bağırdı yoldaşları."Je to dítě, nikdo nikdy neviděl!" Zvolal muž, obrátil se k jeho společníky.
"Bu kimse gördüğüm çocuk!" Onun dönüm, adam bağırdı yoldaşları."그것은 아무도 본 적이 아이입니다!"자신에 의존하고, 사람을 외쳤다
"Bu kimse gördüğüm çocuk!" Onun dönüm, adam bağırdı yoldaşları."Nó là đứa trẻ không có ai từng thấy!" Người đàn ông kêu lên, biến đến của mình đồng.
"Bu kimse gördüğüm çocuk!" Onun dönüm, adam bağırdı yoldaşları."On lapsi kukaan koskaan nähnyt!" Huudahti mies, kääntyen hänen seuralaisia.
"Bu kimse gördüğüm çocuk!" Onun dönüm, adam bağırdı yoldaşları."To je otrok, nihče ni videl!" Je vzkliknil mož, obrača na svoje spremljevalci.
"Bu kimse gördüğüm çocuk!" Onun dönüm, adam bağırdı yoldaşları."To jest dziecko, nikt nie widział!" Zawołał człowieka, zwracając się do towarzyszy.
"Bu kimse gördüğüm çocuk!" Onun dönüm, adam bağırdı yoldaşları."Είναι το παιδί κανείς δεν είδε ποτέ!" Αναφώνησε ο άνθρωπος, στρέφονται προς του συντρόφους.
"Bu kimse gördüğüm çocuk!" Onun dönüm, adam bağırdı yoldaşları."Това е дете, никой никога не беше виждал!" Възкликна мъжът, обръщайки се към своето спътници.
"Bu kimse gördüğüm çocuk!" Onun dönüm, adam bağırdı yoldaşları."Це дитину ніхто ніколи не бачив!" Вигукнув чоловік, звертаючись до своїх компаньйонами.
"Bu kimse gördüğüm çocuk!" Onun dönüm, adam bağırdı yoldaşları."Это ребенка никто никогда не видел!" Воскликнул человек, обращаясь к своим компаньонами.
"Bu kimse gördüğüm çocuk!" Onun dönüm, adam bağırdı yoldaşları."זה ילד אף אחד לא ראה!" קרא האיש, פונה שלו
"Bu kimse gördüğüm çocuk!" Onun dönüm, adam bağırdı yoldaşları."إنه طفل لم يشاهدها أحد من أي وقت مضى!" صاح الرجل ، وتحول إلى بلده
"Bu kimse gördüğüm çocuk!" Onun dönüm, adam bağırdı yoldaşları.仲間。 "彼女は実際に忘れてしまって!"
Bunları söyledikten sonra yüksek sesle, ‹‹Lazar, dışarı çık!›› diye bağırdı.A keď to povedal, zavolal veľkým hlasom: Lazare, poď von!
Bunları söyledikten sonra yüksek sesle, ‹‹Lazar, dışarı çık!›› diye bağırdı.A to pověděv, zavolal hlasem velikým: Lazaře, pojď ven!
Bunları söyledikten sonra yüksek sesle, ‹‹Lazar, dışarı çık!›› diye bağırdı.A to rzekłszy, zawołał głosem wielkim: Łazarzu! wynijdź sam!
Bunları söyledikten sonra yüksek sesle, ‹‹Lazar, dışarı çık!›› diye bağırdı.Ayant dit cela, il cria d`une voix forte: Lazare, sors!
Bunları söyledikten sonra yüksek sesle, ‹‹Lazar, dışarı çık!›› diye bağırdı.Da er das gesagt hatte, rief er mit lauter Stimme: Lazarus, komm heraus!
Bunları söyledikten sonra yüksek sesle, ‹‹Lazar, dışarı çık!›› diye bağırdı.Dupăce a zis aceste vorbe, a strigat cu glas tare: ,,Lazăre, vino afară!``
Bunları söyledikten sonra yüksek sesle, ‹‹Lazar, dışarı çık!›› diye bağırdı.E, detto questo, gridò a gran voce: «Lazzaro, vieni fuori!»
Bunları söyledikten sonra yüksek sesle, ‹‹Lazar, dışarı çık!›› diye bağırdı.És mikor ezeket mondá, fenszóval kiálta: Lázár, jõjj ki!
Bunları söyledikten sonra yüksek sesle, ‹‹Lazar, dışarı çık!›› diye bağırdı.E, tendo dito isso, clamou em alta voz: Lázaro, vem para fora!
Bunları söyledikten sonra yüksek sesle, ‹‹Lazar, dışarı çık!›› diye bağırdı.Habiendo dicho esto, llamó a gran voz: --¡Lázaro, ven fuera
Bunları söyledikten sonra yüksek sesle, ‹‹Lazar, dışarı çık!›› diye bağırdı.In ko je to rekel, zakliče z močnim glasom: Lazar, pridi ven!
Bunları söyledikten sonra yüksek sesle, ‹‹Lazar, dışarı çık!›› diye bağırdı.Ja sen sanottuansa hän huusi suurella äänellä: "Lasarus, tule ulos!"
Bunları söyledikten sonra yüksek sesle, ‹‹Lazar, dışarı çık!›› diye bağırdı.Khi Ngài nói xong, bèn kêu lên một tiếng lớn rằng: Hỡi La-xa-rơ, hãy ra!
Bunları söyledikten sonra yüksek sesle, ‹‹Lazar, dışarı çık!›› diye bağırdı.Khi_Ngài nói xong , bèn kêu lên một tiếng lớn rằng : Hỡi_La - xa-rơ , hãy ra !
Bunları söyledikten sonra yüksek sesle, ‹‹Lazar, dışarı çık!›› diye bağırdı.이 말씀을 하시고 큰 소리로 나사로야 나오라 부르시니
Bunları söyledikten sonra yüksek sesle, ‹‹Lazar, dışarı çık!›› diye bağırdı.Nadat Hij dit tegen Zijn Vader gezegd had, riep Hij met krachtige stem: "Lazarus! Kom naar buiten!"
Bunları söyledikten sonra yüksek sesle, ‹‹Lazar, dışarı çık!›› diye bağırdı.När han hade sagt detta, ropade han med hög röst: »Lasarus, kom ut.»
Bunları söyledikten sonra yüksek sesle, ‹‹Lazar, dışarı çık!›› diye bağırdı.Og da han hadde sagt dette, ropte han med høi røst: Lasarus, kom ut!
Bunları söyledikten sonra yüksek sesle, ‹‹Lazar, dışarı çık!›› diye bağırdı.Og da han havde sagt dette, råbte han med høj Røst: "Lazarus, kom herud!"
Bunları söyledikten sonra yüksek sesle, ‹‹Lazar, dışarı çık!›› diye bağırdı.Sesudah berkata begitu, Yesus berseru dengan suara keras, "Lazarus, keluar!
Bunları söyledikten sonra yüksek sesle, ‹‹Lazar, dışarı çık!›› diye bağırdı.Και ταυτα ειπων, μετα φωνης μεγαλης εκραυγασε Λαζαρε, ελθε εξω.
Bunları söyledikten sonra yüksek sesle, ‹‹Lazar, dışarı çık!›› diye bağırdı.Марта, прочее, като чу, че идел Исус, отиде да Го посрещне; а Мария още седеше в къщи.
Bunları söyledikten sonra yüksek sesle, ‹‹Lazar, dışarı çık!›› diye bağırdı.се промовивши, покликнув голосом великим: Лазаре, вийди!
Bunları söyledikten sonra yüksek sesle, ‹‹Lazar, dışarı çık!›› diye bağırdı.Сказав это, Он воззвал громким голосом: Лазарь! иди вон.
Bunları söyledikten sonra yüksek sesle, ‹‹Lazar, dışarı çık!›› diye bağırdı.ויהי ככלותו לדבר ויקרא בקול גדול לעזר קום צא׃
Bunları söyledikten sonra yüksek sesle, ‹‹Lazar, dışarı çık!›› diye bağırdı.ولما قال هذا صرخ بصوت عظيم لعازر هلم خارجا.
Bunları söyledikten sonra yüksek sesle, ‹‹Lazar, dışarı çık!›› diye bağırdı.說 了 這 話 、 就 大 聲 呼 叫 說 、 拉 撒 路 出 來
Bunları söyledikten sonra yüksek sesle, ‹‹Lazar, dışarı çık!›› diye bağırdı.說了這話 、 就 大 聲呼叫說 、 拉撒路 出 來
Bunting şiddetle, diye bağırdı ve ardından hayran eğik.Khóc ông Bunting, quyết liệt, và sau đó cúi ngạc nhiên.
Bunting şiddetle, diye bağırdı ve ardından hayran eğik.Извика г-н овесарка, яростно, а след това се наведе изумен.
Bunu fark edince öyle heyecanlandı ki evinin etrafında koşarak "Zafer!" diye bağırdı.Bol touto týmto zistením tak nadšený, že behal po dome kričiac:
Bunu fark edince öyle heyecanlandı ki evinin etrafında koşarak "Zafer!" diye bağırdı.Byl tak nadšený ze svého objevu, že pobíhal po domě a křičel:
Bunu fark edince öyle heyecanlandı ki evinin etrafında koşarak "Zafer!" diye bağırdı.Il était tellement excité lorsqu'il réalisa cela qu'il courut partout dans sa maison en hurlant:
Bunu fark edince öyle heyecanlandı ki evinin etrafında koşarak "Zafer!" diye bağırdı.Kaluza tak podniecił się tym odkryciem, że biegał po domu, krzycząc "Zwycięstwo!".
Bunu fark edince öyle heyecanlandı ki evinin etrafında koşarak "Zafer!" diye bağırdı.그에게 매우 흥분되는 순간이었습니다. 온 집안을 뛰어 다니면서 "해냈다!"고 외쳤죠.
Bunu fark edince öyle heyecanlandı ki evinin etrafında koşarak "Zafer!" diye bağırdı.הוא היה כל כך נרגש מההבנה הזאת שהוא רץ סביב ביתו כשהוא צועק- "ניצחון!"-
Bunu fark edince öyle heyecanlandı ki evinin etrafında koşarak "Zafer!" diye bağırdı.و قد كان شديد الحماس بهذا الإكتشاف لدرجة أنه أخذ يجوب منزله راكضا، مصيحا "وجدتها!" --
Bunu fark edince öyle heyecanlandı ki evinin etrafında koşarak "Zafer!" diye bağırdı.家の中を走り回って「勝った!」と叫びました 自分は統一理論を見つけたのだと
"Bu oldukça ölü bahçesi değildir," diye kendi kendine yumuşak bir sesle bağırdı."Acesta nu este un stat în grădină destul de mort", a strigat încet pentru ea.
"Bu oldukça ölü bahçesi değildir," diye kendi kendine yumuşak bir sesle bağırdı."Ce n'est pas un jardin tout à fait mort," elle criait doucement à elle-même.
"Bu oldukça ölü bahçesi değildir," diye kendi kendine yumuşak bir sesle bağırdı."Det är inte helt död trädgård", säger hon ropade tyst för sig själv.