bağın ile cümle
bağın kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.60
BU SAYFADA CÜMLE
5
HARF
2
HECE
8
ORT. KELİME
Sıkıştırma bağının bir köprüsü vardır.В створе переулка находится Мучной мост.
Sancak bağından çok daha güvenilir bir bağdır.Правый берег значительно круче левого.
Bu bağıntı Snell yasası olarak bilinir.Это утверждение известно под названием закона Кулона.
Kalmuk bağının çok pratik bağlama yöntemleri vardır.Компилятивный синтез имеет широкое практическое применение.
WiMax uydu-yer bağı ve yer-uydu bağında OFDMA kullanmaktadır.يستخدم الواي ماكس OFDMA في وصلة التنزيل ووصلة الرفع.
Aşağıdaki bağıntı bu ilişkiyi ifade etmektedir.يعطي اشتقاق هذا التعبير في الأسفل.
İki veya daha fazla atom arasında elektronların değiş-tokuşu veya paylaşımı kimyasal bağın temel sebebidir.فالتبادل أو تقاسم الإلكترونات في ما بين الذرات هو السبب الرئيسي للروابط الكيميائية.
Doğal tarih böylece sadece insan tarihiyle bağıntılı olarak anlamlıydı.A história natural, portanto, só teria sentido em relação à história humana.
Bu fonksiyonlar arasındaki birçok bağıntı trigonometrik ifadeler sayfasında görülebilir.Muitas outras relações entre essas funções estão listadas no artigo sobre identidades trigonométricas.
Endonükleazlar bir polinükleotit zincirindeki fosfodiester bağını kesen enzimlerdir.Endonucleases são enzimas que clivam a ligação fosfodiéster dentro de uma cadeia polinucleotídica.
Pre-Empresyonizm ile klasik akım arasında kendine özgü bir bağıntı kurmuştu.Ele queria especificamente um clássico Ford pré-guerra.
Denklik bağıntısı, tanımlı olduğu kümeyi denklik sınıfı adı verilen altkümelere ayırır.Um sistema de caminhos autoevitantes satisfaz a chamada condição do volume excluído.
Denklem, iki niceliğin eşitliğini gösteren bağıntıdır.Isso mostra a honra igual devida a ambos.
İki veya daha fazla atom arasında elektronların değiş-tokuşu veya paylaşımı kimyasal bağın temel sebebidir.As ligações químicas são devidas à troca ou compartilhamento de elétrons entre dois ou mais átomos.
Bu bağıntı düğümlerin kümesini ayrık altkümelere ayırır.Tende a promover a separação dos dedos ao estendê-los.
Washington, şirketiyle olan finansal bağına ilişkin bazı vergi sorunları yaşamıştır.Washington kreeg problemen met de belastingdienst over de financiële banden tussen hemzelf en zijn bedrijf.
Bu bağıntı onların Hristiyanlığı kabul etmesinde rol oynadı.Reden voor deze keuze was zijn bekering tot het Christendom.
Biyokimyada, hidrolaz, bir kimyasal bağın hidrolizini katalizleyen bir enzimdir.Een hydrolase is in de biochemie een enzym dat de hydrolyse van een chemische binding katalyseert.
Dikkat edilirse bir bağıntı boş olabilir.Bij uitval van een aansluiting kan alles weg zijn.
Bu bağıntının bir denklik bağıntısı olduğu kolaylıkla görülebilir.Het is niet moeilijk na te rekenen dat dit verband lineair is.
Bilinen Malkoçoğlu Beyleri akrabalık bağına göre şu şekildedir.Uit die streek zijn verschillende voorname leden van deze familie bekend.
Üzümü ye, bağını sorma!Een gekregen paard kijkt men niet in de mond.
Ayakkabı bağının simetrik olmasıda önemli görülür."Płaszcz" musi być symetryczny.
Dikkat edilirse bir bağıntı boş olabilir.Początkowo przepuklina może być pusta.
Denklem, iki niceliğin eşitliğini gösteren bağıntıdır.Poczucie sprawiedliwości jest, więc rezultatem równości obu stosunków.
Bu, siyaset ve savaş ilişkisinin ele alınma biçimiyle bağıntılıdır.Istotnym zadaniem jest zatem ustanowienie relacji pomiędzy religią a polityką.
1929'da annesininin ölümünden sonra ülkesi ile bağını kaybetti.W 1992 przyjechał do kraju po śmierci matki.
Şehrin adı olasılıkla Rutenya adıyla bağıntılıdır.Nazwa najprawdopodobniej pochodzi od prowadzonej linii kolejowej.
Bu bağıntı "Boyle – Mariotte Yasası" olarak bilinir.Niezależnie od Edme Mariotte’a sformułował tzw. prawo Boyle’a-Mariotte’a.
Aşağıdaki bağıntı bu ilişkiyi ifade etmektedir.Obrazki poniżej pokazują podniebienie.
Bu durum kesilecek fosfodiester bağını enzimin aktif bölgesine yaklaştırıp orada kesilmesini sağlar.To zbliża, podlegające cięciu, wiązania fosfodiestrowe do miejsca aktywnego enzymu.
Ebbinghaus illüzyonu , bağıntılı uzunluk algılarının yol açtığı optik bir illüzyondur.Ebbinghaus illusion är en optisk illusion som visar upplevelsen av relativ storlek.
Denklem, iki niceliğin eşitliğini gösteren bağıntıdır.Som fotbollstränare har jag förmånen att få kombinera dessa två intressen!
Maddi hukukta da ceza hukukunda da, sorumlu tutulabilmek için uygun illiyet bağının varlığı aranır.Ett straff är i juridik en laga påföljd för brott och i religionen följden av en begången synd (Guds straff).
Bu bağıntı "Boyle – Mariotte Yasası" olarak bilinir.Цей важливий закон відомий під назвою Закон Бойля-Маріотта.
Sarkıt bağına benzer ama daha üstündür.Куртка на ігрову схожа, але приблизно.
1929'da annesininin ölümünden sonra ülkesi ile bağını kaybetti.Загинула у 238 році після поразки чоловіка та сина в Африці.
Ellerinin bağını keser ve kafasındaki maskeyi kameraya fırlatır.Вона прив'язує його руки ременями і одягає на голову ведмежий капкан з скриньки.
Biyokimyada, hidrolaz, bir kimyasal bağın hidrolizini katalizleyen bir enzimdir.În biochimie, o hidrolază este o enzimă care catalizează hidroliza unei legături chimice.
Şehrin adı olasılıkla Rutenya adıyla bağıntılıdır.Legătura cu orașul este asigurată de navete rutiere.
Sancak bağından çok daha güvenilir bir bağdır.Malul stâng are pante mai line.
Kırılma aynı zamanda bileşiğe de bağlıdır ve Gladstone-Dale bağıntısı kullanılarak hesaplanabilir.Poate fi folosit pentru determinarea compoziției unui amestec pe baza formulei Gladstone-Dale.
Daha ince bir tanımı ise tam sayılar üzerinden tanımlanacak bir denklik bağıntısıyla yapılabilir.Cel mai sigur este dacă faci o combinație de un cuvânt cu o cifră.
Kıtlığın, mevcut teknolojik gelişmişlik düzeyi ile sıkı bir bağıntısı vardır.În strânsă legătură se află ritmul scăzut al dezvoltării tehnologice.
İki veya daha fazla atom arasında elektronların değiş-tokuşu veya paylaşımı kimyasal bağın temel sebebidir.Két vagy több atom között az elektronok kicserélése vagy megosztása kémiai kötést hoz létre.
Bu bağıntı "Boyle – Mariotte Yasası" olarak bilinir.A „Boyle-Mariotte-törvény” (ami nincs) azt jelentené, hogy egy Boyle-Mariotte nevű emberről nevezték el (vö.
Kelebek bağından daha güvenilirdir.A rojálpóker a rojálflösnél is erősebb.
Kırılma aynı zamanda bileşiğe de bağlıdır ve Gladstone-Dale bağıntısı kullanılarak hesaplanabilir.Valon taittuminen riippuu myös aineen koostumuksesta, ja se voidaan laskea Gladstonen-Dalen relaation avulla.
Sık sık bağlanan ayakkabı bağının hızla bağlanabilmesi de önemlidir.Kengän korko oli usein raudoitettu.
Pre-Empresyonizm ile klasik akım arasında kendine özgü bir bağıntı kurmuştu.Perinteinen pubivierailu jäi hänen omasta tahdostaan väliin.
İşte aşkın üç bağından biri oluşmuş oldu.Muodostavat yhden eliökunnan kolmesta pääryhmästä.
Kalite ve inovasyon bağıntılıdır.Keskusteluissa luovuudella ja innovatiivisuudella on yhteyksiä.
Kalmuk bağının çok pratik bağlama yöntemleri vardır.Η γραμμική παλινδρόμηση έχει πολλές πρακτικές χρήσεις.
Iyon-dipol bağları H bağından daha güçlüdür.Τα δυο επίπεδα των δεσμών H-C-H είναι κάθετα μεταξύ τους.
Homeomorfizmalar, tüm topolojik uzaylar topluluğu üzerinde bir denklik bağıntısı tanımlar.Homøomorfierne danner en ækvivalensrelation på klassen af alle topologiske rum.
Bir simgenin doğası ve onun simgeleşme süreci, sinir dizgemiz ile ileri derecede bağıntılıdır.En ting som er sikker er at våre tanker i stor utstrekning avhenger av vår nevrokjemi.
SRc'ler yaklaşık olarak bir dönem-parlaklık bağıntısına uymaktadırlar.Maka mereka harus didekati secara bertahap: mengikuti sambil memengaruhi.
1845'te, James Prescott Joule matematiksel iş ve ısı üretimi arasındaki bağıntıyı keşfetti.Pada tahun 1845 James Prescott Joule menemukan hubungan antara kerja mekanik dengan munculnya panas.
Sıkıştırma bağının bir köprüsü vardır.Di sekitar lokasi, terdapat jembatan gantung.
Böylece soydaşlık bağı ile birlikte akrabalık bağını da güçlendirmiştir.Hubungan mereka semakin akrab setelah mengikat tali pertunangan bersama.