Kan bağışı için acil bir ihtiyaç var.There is an urgent need for blood donations.
Bağışlara acil bir ihtiyaç vardır.There is an urgent need for donations.
Daha fazla insanın zamanını ve parasını bağışlamasına acil bir ihtiyaç vardır.There is an urgent need for more people to donate their time and money.
Belçika'da Flaman halkı bir gün bağımsızlığını ilan etmek istiyor.In Belgium, Flemish people want to declare their independence someday.
Çeçenlerin bağımsızlığa doğru eğilimleri var.Chechens have inclinations towards independence.
Bunu bağışlamak istediğinizden emin misiniz?Are you sure that you want to give this away?
Sen hiç kan bağışladın mı?Have you ever donated blood?
Hiç kan bağışladınız mı?Have you ever donated blood?
Bütün paranı bağışlayacağına inanamıyorum.I can't believe you're going to give away all your money.
Bana bağırma tarzından bıktım usandım.I'm sick and tired of the way you yell at me.
Hiçbir şey bağışlanmaz.Nothing is forgiven.
Benim hakkımda bilmen gereken bir şey bilgisayar oyunlarına bağımlı olduğumdur.Something you should know about me is that I'm addicted to computer games.
Bin dolarlık bir bağış için bana güvenebilirsin.You can count on me for a one thousand dollar donation.
Onun yüzüne bağırdığını görmekten hoşlanmıyorum.I don't like to see you shouting in her face.
Bayan Smith'in TV'ye bağımlı olduğunu söylemek bir abartı değil.It's not an exaggeration to say that Mrs. Smith is addicted to TV.
Bağırma, komşular seni duyacak!Don't shout, the neighbours will hear you!
O bacağını kırdığında acıdan bağırıyordu.When he broke his leg he was screaming out in pain.
1847 yılında, onlar bağımsızlık ilan etti.In 1847, they declared independence.
Tom yardım için bağırdı.Tom yelled for help.
Tom tüm parasını bağışladı sonra intihar etti.Tom gave away all his money, then committed suicide.
Tom bütün gece boyunca bağırdı.Tom cried all night long.
Tom yardım kurumuna çok para bağışladı.Tom contributed a lot of money to charity.
Tom deprem yardımı için bağışlanan tüm parayla birlikte kaçtı.Tom absconded with all the money donated for earthquake relief.
Tom sinirlendi ve Mary'ye bağırdı.Tom lost his temper and shouted at Mary.
Tom Mary'nin bağırdığını duydu.Tom heard Mary shout.
Tom her şey için Mary'yi bağışladı.Tom has forgiven Mary for everything.
Tom, köpeğini öldürdüğü için Mary'yi bağışladı.Tom forgave Mary for killing his dog.
Tom Mary'ye yalancı diye bağırdı.Tom called Mary a liar.
Tom Mary'ye korkak diye bağırdı.Tom called Mary a coward.
Odaya girdiğimi uyarmak için Tom ve Mary birbirlerine bağıramayacak kadar çok meşguldü.Tom and Mary were too busy yelling at each other to notice that I'd entered the room.
Onu omuzlarından tutarak, onu salladı ve bağırdı, "Kendine hakim ol!"Grabbing him by the shoulders, she shook him and yelled, "Snap out of it!"
Tom her ne zaman küfür etse, genellikle "Fransızcamı bağışlayın" diyor.Tom usually says "Pardon my French" whenever he swears.
Ben çikolata ve dondurma bağımlısıyım.I'm addicted to chocolate and ice cream.
1847 yılında onlar kendi bağımsızlıklarını ilân ettiler.In the year 1847, they declared their own independence.
Tom'un bağışlayacağı çok şeyi var.Tom has many things to give away.
Tom maaşının yarısını sevdiği hayır kurumuna bağışlıyor.Tom donates half his salary to his favorite charity.
Tom bana bağırmak zorunda değildi.Tom didn't have to yell at me.
Tom bağışlanma için Mary'ye yalvardı.Tom begged Mary for forgiveness.
Çoğu büyük Japon firması ihracata bağımlıdır.Most big Japanese firms depend on exports.
Kalabalık tekrar için bağırdı.The crowd cried out for an encore.
Onlar 1847'de kendi bağımsızlıklarını ilan ettiler.In the year 1847, they declared their own independence.
Modern çağda insanlar bağımsızdır.In the modern age, humans are detached.
Birinin bağırdığını duydum.I heard someone shouting.
Fast food bağımlılık yapabilir.Fast food can be addictive.
Tom'un cüzdanında bir organ bağış kartı var.Tom has an organ donor card in his wallet.
Tom bir organ bağışçısı olmak için kayıt yaptırdı.Tom registered to become an organ donor.
Organ bağışçısı olmayı kabul edersen, birinin yaşamını kurtarmasına yardım edebilirsin.If you agree to become an organ donor, you may help save someone's life.
Organ bağışına izin vermeyen hiç din var mı?Are there any religions that don't permit organ donation?
Keşke bağışlayacak bir şeyim olsa.I wish I had something to contribute.
Bu bağımsız bir makinedir.This is an autonomous machine.
O, küvetten çıktı ve "Eureka!" diye bağırdı.He got out of the bathtub and shout "Eureka!"
Benim gibi bir uyuşturucu bağımlısısın.You're a drug addict like me!
Sen benim gibi bir uyuşturucu bağımlısısın!You are a drug addict like me!
O bağırmaya başladı ve ben kaçtım.She started screaming, and I ran away.
Anne, baba, ben met bağımlısıyım ve Büyük Jim'e yüz milyon dolar borçluyum.Mom, Dad, I'm addicted to meth and I owe Big Jim a hundred million dollars.
O bir ekmek bağımlısı.He's a bread addict.
Başkalarına çok fazla bağımlı olmamalısın.You shouldn't depend on others too much.
Ben hastalanmaya karşı bağışıklıyım.I'm immune to disease.
İncinmeden önce bağırma.Don't scream before you get injured.
Aachen kenti bağımsız bölge olarak yönetilmiş.The city of Aachen is administered as an independent district.