Annesini gördüğü an bağırdı.She cried out the moment she saw her mother.
Amerikan halkı, bağımsızlıkları için savaştı.The people of America fought for their independence.
Kendinizi bağışlamanızın faydası yok.It is no use excusing yourself.
Birbirlerine dostluk bağıyla bağlılar.Friendship bound them together.
Arkadaşıma kupa verildiği zaman sevinçle bağırmaktan başka bir şey yapamadım.I could not but cheer when my friend was handed the trophy.
Onun kışkırtıcı vücudunu gördükten sonra, ona bağımlı oldu.After seeing her provocative body, he became obsessed with her.
O, polise bağırdı ve bir bıçak sallayarak tehdit etti.She shouted and threatened a policeman by brandishing a knife.
Düğün töreni hava koşullarından bağımsız olarak düzenlenecek.The wedding ceremony will be held regardless of the weather.
Erkek çocuğu bağırmaya başladı.The boy began to scream.
O, anne ve babasından bağımsızdır.She is independent of her parents.
Dikkatli olması için ona bağırdık.We yelled at her to take care.
Bugün kan bağışlamaya gittim.I went to donate blood today.
Dakik olmak için ona bağımlı olamazsın.You can't depend on him to be punctual.
Üzümünü ye bağını sorma.Don't look a gift horse in the mouth.
Açıkça onun annesi bağırmaya başladı.Evidently her mother started screaming.
O "İmdat!" diye bağırdı.He cried: "Help!"
Tatoeba bağımlılıktır.Tatoeba is addictive.
Bugün Bağımsızlık Günü.Today is Independence Day.
Hindistan'ın Bağımsızlık Günü, Ağustosun on beşinde kutlanıyor.India's Independence Day is celebrated on the fifteenth of August.
Ben bir alkoliğim. Ben bir uyuşturucu bağımlısıyım. Ben eşcinselim. Ben bir dahiyim.I'm an alcoholic. I'm a drug addict. I'm homosexual. I'm a genius.
O, mali açıdan karısına bağımlıdırHe's financially dependent on his wife.
Bazı dinler organ bağışına karşıdır.Certain religions are against organ donation.
Sigara içmek bir alışkanlık değil ama bir bağımlılıktır.Smoking is no habit but an addiction.
Onun o kadar üzerinde titrememelisin. O bağımsız olmayı öğrenmeli.You shouldn't coddle her so much. She needs to learn to be independent.
Kanser araştırmaları için para bağışında bulunuyor.She's donating money for cancer research.
Tom para bağışlamak istiyor.Tom wants to donate money.
Mary onun kızına bağırmakla ilgili kendini suçlu hissetti.Mary felt guilty about yelling at her daughter.
Ülkeniz ne kadar süredir bağımsız?How long has your country been independent?
Ulus son zamanlarda bağımsızlığını ilan etti.The nation recently declared its independence.
Tom hakime bağıracak kadar sinirliydi.Tom had the nerve to yell at the judge.
Sen hiç öldükten sonra organlarını bağışlamayı düşündün mü?Have you ever thought about donating your organs after you die?
Öldükten sonra hiç organlarınızı bağışlamayı düşündünüz mü?Have you ever thought about donating your organs after you die?
Öldükten sonra organlarını bağışlamayı hiç düşündün mü?Have you ever thought about donating your organs after you die?
Bağırmanıza gerek yok. Sizi duyabiliyorum.You don't have to shout. I can hear you.
Tom öfkeli olduğunda her zaman bağırır.Tom always shouts when he is angry.
Bilgisayarınıza bağırmak işe yaramaz.Shouting at your computer will not help.
Siz bağırarak bir şey alamazsınız.You won't get anything by shouting.
Demokraside, gazeteciliğin bağımsız olması önemlidir.In a democracy, it is important for journalism to be independent.
Büyük Japon şirketlerinin çoğu ihracata bağımlıdır.The majority of large Japanese companies depend on exports.
Lütfen beni bağışlayın, gitmek zorundayım.Please excuse me, I have to leave.
Tatoeba'ya bağımlıyım.I'm addicted to Tatoeba.
Bağışlayın, nerede bir şarküteri bulabilirim?Sorry, where can I find a delicatessen?
Bağışlayın, nerede şarküteri bulabilirim?Sorry, where can I find a delicatessen?
O çok bağırır.He shouts a lot.
O çok bağırıyor.He screams a lot.
Vera, uyuşturucu alan onun eski en iyi arkadaşlarından bağını kesmek zorunda kaldı.Vera had to disassociate herself from her former best friends, who got into drugs.
1847 yılında, onlar kendilerini bağımsız ilan ettiler.In 1847, they declared themselves independent.
Anlaşma Texas'ı bağımsız hale getirdi.The treaty made Texas independent.
Öfkeli bir kalabalık ona bağırdı.An angry crowd screamed at her.
Fazla kumar, uyuşturucu bağımlılığına benzer beyin değişimlerine neden olur.Excessive gambling causes the same brain changes as a drug addiction.
O Starbucks kahve bağımlısıdır.He is addicted to Starbucks coffee.
O, tüm parasını kaybettiği için onu bağışladı.She forgave him for losing all her money.
O,onu bağışladı.She forgave him.
O, onu bağışladı.She has forgiven him.
O onun bağırdığını duydu, bu yüzden onun yatak odasına koştu.She heard him scream, so she ran into his bedroom.
Ona bağırdı fakat o duymadı.She shouted to him, but he didn't hear her.
O ona bağırdı.She shouted to him.
Japonya, petrol için Arap ülkelerine bağımlıdır.Japan depends on Arab countries for oil.
Bu web sitesi Facebook'tan daha bağımlılık yapıcı ve son derece daha faydalıdır.This website is more addicting than Facebook, and infinitely more useful.
O, Farmville'e bağımlıdır.She is addicted to Farmville.