Ana içeriğe geç
Sözlük

bağı ile cümle

bağı kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.
60
BU SAYFADA CÜMLE
4
HARF
2
HECE
7
ORT. KELİME
Ben de servetimi bağışlamam o halde.I won't do it too, return the assets or whatever.
Bilmiyor olabilirsin ama... ...mal varlığımı bağışlamak için belgeleri imzalamaya çok hevesliyim.You may not know it, but I'm really keen to sign those documents to return the assets.
Bana daha önce hiç bağırmadığı kadar bağırdı .She yelled at me like she never had before.
Afrika'da bağımsızlıkları için savaşan ülkeler vardı:In Africa there were countries fighting for their independence:
Bu bağında bir fonksiyon değil.That relation is not a function.
Sorun bizimle ilgili; uzmanlara bağımlı hale geldik.The problem lies with us: we've become addicted to experts.
Seni yakalayacağım! Nereye uçuyorsun? Kaçabilir misin ki? neye bağırıyon ?I want to fly! where do you want to fly? where can you fly? what are you shouting?
Kulağımın dibinde bağırma.Get out here, you pricks!
Bağımsız olaylar.Independent events.
Herkes kıyafet bağışlıyor.MO: Everyone's donating clothing.
Burada biriken bağışları listelemeliyiz. CO:We should inventory the donations piling up here.
Üç su ısıtıcı bağışlayabilirim, ancak birinin onları alması gerekiyor.MO: I can donate three water heaters, but someone needs to come pick them up.
Ve bu H2O sahip olduğu hidrojen ve elektronlarını bağışlıyor.And H2O donates the hydrogens and the electrons with it.
O şöyle der "Beynin başlangıçtaki organizasyonu deneyime fazlaca bağımlı değildir.He says, "The initial organization of the brain does not depend that much on experience.
Ama bu örnekteki olaylar bağımsız. -There are two equally likely possibilities and one of those gives us tails, so one half.
Her atış bağımsız bir olaydır. -The probability of getting a head and then another head.
Max, bu fotoğrafı kibarca bana bağışladı.Max has kindly donated his photograph to me.
Bizi oluşturan atomların yapılmasında yıldızlara bağımlıyız.We depend on stars to make the atoms we're made of.
Karmaşık yapımızı belirlemede kimyaya bağımlıyız.We depend on chemistry to determine our complex structure.
Adı: yanal akış bağışıklık tahliliIt's something called a lateral flow immunoassay.
Dünya etrafında bağımsız ağların bir toplamı.It's a collection of independent networks around the world.
Dinleyici: bu gezegende canlılar bağışık sistemleriyle gelişti,Audience:
Kendimizi gerçekten 12 adımlık bir bağımlılık tedavi programında gibi hissediyorduk.We really felt like we were in a -- kind of a 12-step program.
Ama bunu yazmamızın tek nedeni T'nin doğrusal olarak bağımsız olup olmadığını bulmak. .But our whole point of writing this is to figure out whether T is linearly independent.
Üzgünüm, doğrusal bağımsız değil.Sorry, not linearly independent.
Ve bu hale bağırarak gitmezsin.And you don't go into that state screaming.
'Fakat bu 'ben-im' hissi bile, bağımsız olsa bile, bu his bile izlenir!''But even this feeling 'I am', even unassociated, even this feeling is also watched!'
Beni bağışlayacak mısın Sita?Will you forgive me, Sita?
(Cırcır böceği sesleri) (Bağırmalar) (Isırma sesleri) (Kahkaha) (Alkış)(Crickets chirping) (Shouts) (Chomping) (Laughter) (Applause)
Üst sınırımız bu bağıntı, ve x cinsinden yazılmış olmak sorunda, öyle değil mi? -Well, our top bound is this relation, but it has to be in terms of x, right?
Bu bağıntı nedir?So what is this relation.
Ortak bilgi dağarcığımızın ekonominin teknoloji ve çevrenin temelde birbirine bağımlı olduğunu.That our collective knowledge economy technology and environment are fundamentally interdependent.
Birbirine bağımlı.Interdependent.
Yüzyıllar boyu bağımsızlıklarımızı ilan ettik.For centuries we have declared independence
Belki de şimdi insan olarak bizlerin birbirimize bağımlılık ilan etmemizin vaktidir.Perhaps it's now time that we as humans declare our interdependence
Birbirine bağımlılık.Interdependence
Birbirine bağımlılığınızı ilan etmek için...To declare your Interdependence...
'Ben bir şeye bağımlıyım.' Bu senin varlığının altında.I am dependent on something. This is beneath your being.
[Bağımlılık 27 Ocak 2010]"Addiction 27 Jan 2010"
Bağımlılıkları nasıl bırakmalı, bunu soruyorsun değil mi?How to let go of the addiction, you are asking?
Ama bağımlılığı da kullanmak, bağımlılığı kullanarak onun ötesine geçmek.But even using this addiction also, using the addiction to go beyond it. You see?
Bütün bu şeyleri hissedebiliyorum, ve sonra bu gerçekte kimin bağımlılığı?All these things I can feel it, and then really whose addiction really is it?
Çünkü belki de bazı bağımlılıklar sadece kendiliğinden oluyorlardır.Because maybe some addiction is happening on your own first.
Ve sen ne zaman bunun farkındalığına eriştiğinde, bu bağımlılığın zerre kuvveti yok.And each time you come into the recognition of this, this addiction has no power at all.
Senin içinden bağımlılığı çıkarıyorum.I am taking this addiction out of you.
Şu anda bağımlılıklarla uğraşmayacağız.We're not going to deal with addictions now.
Sen, bağımlılık ve zaman hissinin, duyguların, hislerin ve anıların tanığı olansın.You are the witness of the sense of addiction, of time, of feelings, of emotion, of memory.
Çünkü ben senin gözlerine baktığımda bir bağımlı görmüyorum.Because when I look in your eyes, I don't see an addict.
'Ben bir şeye bağımlıyım' Bu senin varlığının altında.I am dependent on something. This is beneath your being.
" Bağımlılığı, onun ötesine geçmek için kullan. " (Mooji)"Use the addiction to go beyond it." (Mooji)
Sonra da, seni alayım. " Bu kimin bağımlılığı? "OK, you come.
Bu enzimler, karbon-hidrojen bağını kıran peroksidaz enzimleriydi.The mycelium is producing enzymes -- peroxidases -- that break carbon-hydrogen bonds.
Bağışıklığım var.I'm immune.
Bedenini bilime bağışlıyor.She leaves her body to science.
İlk bıçak bağırsaklarını düğümlemeli.That first knife must twist their guts.
O zaman bu ilk benzerlik bağıntımız olsun.So this it'll be our, the first of our similar, similarity postulates,
Bunlar bütün benzerlik bağıntılarımız.So this are all of our similarity postulates
Aynı bağıntıyı eşlikte söylediğimizde ise, kenarların eş olması gerekir.For SAS, for congruency we said that the sides actually had to be congruent
Ve bu iki suçlama birbirinden tamamen bağımsız.But they were doing it completely independently.
[bebek bağırarak ağlar][baby wailing]
İlgili Sayfalar
Menü
Giriş Yap
Premium
Platform
Karanlık Mod