Fikir aynı. Bir dizi yarı-bağımlı şehir-devlet.Same idea: series of semi-independent city-states,
Bağımsızlığını vurguluyor.It feels to me like she is establishing her independance
Gerçek bir İtalyan gibi bağırıyorum.I shout like a true Italian.
Niteliğe gelelim. Zekâ ve dindarlık arasında, olumlu ya da olumsuz, bir bağıntı var mı?Is there any correlation, positive or negative, between intelligence and tendency to be religious?
Hayır kuruluşlarına bağış yapıyor musun?Do you give money to any of the charities?"
Bu iki olay bağımsız mıdır?Are the two events independent?
Bağımsız demek bir olayın sonucunun diğerini etkilememesi demektir. .It means that the outcome of one event doesn't affect the outcome of the other event.
Yani bunlar bağımsız olaylar değiller.So these are not independent events.
Yani bağımsız değiller. .So they are not independent.
Bu sefer olay bağımsız olurdu.And then you would have been independent.
Eğer bilet yerine koyulsaydı bağımsız olurdu. .So if you had replaced the ticket, you would have been independent.
Bu benekli foklar da tüm hayatlarını buzun içinde ve buza bağımlı geçiriyorlar.These ringed seals also live out their entire life cycle associated and connected to sea ice.
Kutup ayıları gibi, bu hayvanlarda buzlu bir çevreye bağımlı.And just like the polar bears, these animals depend on an icy environment.
Ama, buna daha çok bağımsız bir şey var.But, there is something more substantive to that.
Tekrar bağımlı olacağını sanmamI don't think you'll be addicted again
Bir zamanlar bağımlıymış, ama sonra bırakmış !I heard he had a drug problem, then kicked the habit
Bir torbacıyla... eski bir bağımlının dost olması çok şüpheli bir durumA suspect who uses drugs... and an ex-drug addict being good friends
Daha önce bağımlıydınız, değil mi? evet ! ama artık kurtuldum ! biliyorumNo, Mr Kuan.
Ama seni bağımlılıktan kurtardıBut he helps you to kick the drug habit
Sende bi zamanlar bağımlıydın !You were a drug addict before
Kuan'ı tekrar bağımlı yapacaktık !He told me to ask Kuan to go on drugs again
Bağımlılıktan kurtulmuş... onunda bir canı var !Since he can kick the drugs... he's after all a man
Onu bağımlı yapmaya kıyamam !I can't make him return to his old bad habit
Ayak bağı olmam!I won't be tailed
Beni bağışladığı için teşekkür ederimI thank him for pardoning my behaviour
Ben bağımlıykan bana dediklerini unuttun mu ?Think what you said when I was struggling with drugs
Eskiden bir bağımlıymışI've heard that he was a drug addict
Bağımlılıktan kurtulunca... Bazı davalar için polise yardım ettiği söyleniyorWell, after kicking off the drugs... he assisted the police to solve many cases
Bağımlılıktan kurtulduğu zaman .... tamamen farklı biri olcaktırAfter her release from the drug rehabilitation centre ...she'll be totally different
Neden gene bağımlı olmak istedin ?How come you're addicted once you got out?
Ama bu çigi yalnızca bir kovalent bağı gösteriyor.But that line just means a covalent bond.
Evet, bu bağı çizecek olursak.look something-- If you were to draw this bond.
İyonik bağı bir sonraki vidyoda anlatacağız.We'll talk about that in the next video.
Alzheimer hastalığı ve ilaç bağımlılığıdır.Alzheimer's disease, drug addiction.
Hamid'in "Karnım, karnım!" diye bağırdığını duydum,I heard Hamid screaming and shouting, "My stomach, my stomach!"
Ve ben bağırmaya başladım: "Yere yatın! Ateş ediyorlar!"I started screaming, saying, "Get down, there is shooting!"
Ve birden ayağa kalktı ve "karnım, karnım" diye bağırıyordu.Then suddenly, he stood up, saying, "Oh, my stomach, my stomach!"
Evine doğru koşmaya başladı ve ben de abisine bağırıyordum: "Çabuk gel, Hamid vuruldu".He started running towards his home and I screamed to his brother, "Come, Hamid has been shot!"
Bu film Gaza Report bağışçılarının yardımları sayesinde yapılmıştır.This film's production was made possible by Gaza Report's funders.
Bu yüzden eşimin eklem boşluğuna bir bağışta bulunandaki menisküsü koyduk.And so for her, I put in a human meniscus allograft donor right into that [knee] joint space.
Ve [organ bağışlayandan alınan istenen menisküsün] yerini alıyor.And [the allograft] replaces [the missing meniscus].
Sebeb şu ki yeterince bağışlayan insan yok.Well the reason is because there's not enough donor cycles.
"Kim bu eve ayak izleri getiriyor?" diye bağırırdı.And she would crawl around behind me going, "Who brings footprints into a building?!"
Ama sizi uyarıyorum, bağımlılık yapar.But I warn you, it's addictive.
Ve bu tüm olanlardan, ayrıntılardan bağımsız kişisel bir görüştür.And that was a personal belief, regardless of what's going on, regardless of the details.
Dedikodunun ve bağırışların arasında boğulan sessiz bölümler artık duyulabiliyordu.Quiet parts could be heard that would have been drowned out by all the gossiping and shouting.
İnsanlar dans ediyor, bağırıyor ve içiyorlar.People are dancing, shouting and drinking.
Bunlar Kabul'ün çatısındaki afyon bağımlısı insanlar savaşımız başladıktan 10 yıl sonra.These are opium-addicted people on the roofs of Kabul 10 years after the beginning of our war.
Çalmayı bitirdiğimde genellikle ilk şey insanların bağırması oluyor :Usually when I play out, the first thing that happens is people scream out, "What's she doing?!"
'Biz aslında!' Diye bağırdı Fare, onun kuyruk sonuna kadar titriyordu.'We indeed!' cried the Mouse, who was trembling down to the end of his tail.
Gördüklerinde oda yoktur! 'Diye bağırdıNo room!' they cried out when they saw
'Nasıl korkunç vahşi!' Alice bağırdı.'How dreadfully savage!' exclaimed Alice.
Diye bağırdı Kraliçe 'başlarını?'.'Are their heads off?' shouted the Queen.
'Majesteleri lütfen Kafaları, gitti!' Askerler cevapta bağırdı.'Their heads are gone, if it please your Majesty!' the soldiers shouted in reply.
'Doğru' Kraliçe bağırdı.'That's right!' shouted the Queen.
'Evet!' Alice bağırdı.'Yes!' shouted Alice.
Alice, bu son sözler katıldı yoktu, 'seferlik bağırdı' Ah, biliyorum! ' sebze.'Oh, I know!' exclaimed Alice, who had not attended to this last remark, 'it's a vegetable.
"Şimdi, ben size adil uyarı vermek, 'diye konuştu yere damgalama, Kraliçe bağırdı;'Now, I give you fair warning,' shouted the Queen, stamping on the ground as she spoke;
Uglifying, duymadım! 'Diye bağırdı.Never heard of uglifying!' it exclaimed.
"Ne tuhaf bir planı! 'Alice bağırdı.'What a curious plan!' exclaimed Alice.