İşte onların ailesinde, herkes bağırırdı, çağırırdı, herşeye izin vardı.You see, in their family, they yelled, they screamed, they did everything.
Tabii bu onların bağırıp çağırmalarına engel değildi.But that didn't prevent them from screaming and yelling.
Hatta, sevginin varlığı, bağırış çağırışın olmasına izin verirdi.In fact, it allowed it to happen.
Benim evimde kimse bağırmazdı.Nobody screamed in my house.
Ve normalde bağırsaklara yerleşen... bakteriler de bulduk.And we also found bacteria that normally inhabit the gut.
Hindistan'ın bağımsızlığı hakkında bir çocuk kitabı-- çok milliyetçi bir düşünce.It's a children's book about Indian independence -- very patriotic.
Zaman bağımsız bir değişkendir.So time is the independent variable.
X'i bağımsız bir değişken olarak düşünmüş olabilirsiniz.You're like, oh I thought x is the independent variable.
Tüm servetimi halka bağışlayacağım.I will donate my entire estate to the community.
Prenses tüm servetini toplum yararına bağışlayacak.That the princess is donating her entire estate to the community.
Prensesin tüm varlığını halka bağışlama meselesini... ...görmezden geleceğim.Regarding the donation or general usage of your total assets, I'll look the other way.
"Eğitim", "Adalet", "Demokrasi", "İş", "Barış", "Bağımsızlık", "Toprak"[dial tone]
Her sütunu lineer bağımsız pivot sütun olan n'ye n matrisi nasıl olur? -So what is an n-by-n matrix where every column is a linearly independent pivot column?
Bağışıklık sisteminiz onlara saldırıp onları yenebilir.Your immune system can attack them and fight them off.
Ve bağışlayın efendim, ama uzay çok büyük. - Bu sabahkiler neydi?And begging your pardon, sir, it's a big-ass sky.
Size yılda 50 bin bağışlıyorum.I give you 50,000 a year in donations.
Siz bağırdıkça, daha hızlı gideceğim.When you squeal, I'm just gonna go faster and harder.
Slovakya'daki ilk bağımsız gazete.First independent newspaper in Slovakia.
Her neyse, orada bağımsız bir gazete çıkarıyor.Anyway, he's running independent newspaper there.
Basit olarak bağışıklık sisteminizde gerektiğinde aktive olacak bir silah zulası yaratırlar.They basically create a cache of weapons for your immune system which you can deploy when needed.
Saldırgan bağışıklık sisteminizin ilk askeri birliklerinin dikkatini çeker.The invader draws the attention of the immune system's front-line troops.
Bunlar genellikle bağışıklık sisteminden saklanırlar.These are largely hidden from the immune system.
Lineer bağımsızlığı böyle tanımlamıştık. -This was part of how we defined what linear independence was.
Ve, A 'nın sütun vektörleri lineer bağımsız ise, A'nın boşuzayı sadece 0 vektörüdür. -That this is the only solution.
Tek çözüm, bu. Lineer bağımsızlığa göre, denklemin tek çözümü, bu. -Linear independence means that this is the only solution to this equation right now.
Bu durumda, lineer bağımsızlık vardır.Then you are linearly independent.
- Bunu, lineer bağımsızlık ile ilgili videomuzda görmüştük.And we saw that in our video on linear independence.
Lineer bağımsızlık durumunda, A'nın boşuzayı sadece 0 vektörü olacak.If we are linearly independent, the nullspace of
Bütün bu durumlar birbirine bağımlıdır.And these all imply each other.
O zaman, A'nın sütun vektörlerinin lineer bağımlı olduğu sonucuna varırız. -Well, then we would have to say that the column vectors of A are linearly dependent.
Çünkü yabancıların yardımına duydukları bağımlılıklarını azaltan bir becerileri var.They have a skill, which makes them much less dependent on foreign aid.
11 Afrika hükümeti bu teknolojiyi kullanarak daha az bağımlı hale gelebileceklerini gördüler.Eleven African governments have seen that they can become less dependent by using this technology.
(tüberküloz) ve HIV arasında sıkı bir bağın bulunduğu Afrika'da çok yaygın bir problem var.Especially in Africa where T.B. and HlV are strongly linked, there is a huge common problem.
Bağımsız olarak çalışıyorlardı ve hiçbir yere varmıyorlardı.They were working on it independently, and they weren't getting anywhere.
Ve al-jebr kabaca "birbirinden bağımsız parçaları bir araya getirme sistemi" anlamına gelir.And al-jebr roughly translates to "the system for reconciling disparate parts."
O bağırdı.She screamed.
Sonra birkaç tane daha bağışlarım-- yanyana çizmeliyim.Then I donate a couple more from-- I should've drawn them next to each other.
Annemden birkaç tane daha bağışlarım.I donate a couple more from my mom.
Bir zamanlar bağımsız bir filmde konuşmasız figüran rolü almıştım.Because one time I had a walk-on role in an indie feature.
Marvin adında obsesif kompulsif kişilik bozukluğundan müzdarip bir kokain bağımlısıydı.I named him Marvin and he was a crack addict with OCD.
Bakteriler için bağırsaklarımız mükemmel derecede uyumlu bir çevre.Our gut is a wonderfully hospitable environment for those bacteria.
Ama doğruysa, integralin izden bağımsız olduğunu biliyoruz. - -But if this is true, then we know that this-- that the integral is path independent.
Çünkü bu, izden bağımsız.Because it would be path independent.
Bu noktaya ve şu noktaya bağımlıdır.It's only dependent on that point and that point.
İzden bağımsız olduğu için, terstürev alırken, kosinüslerle sinüslerle uğraşmamız gerekmedi. -And then we don't have a function purely of y here, so this thing right here must be 0.
İzden bağımsız.It is path independent.
"Lakaplar beni asla incitemez" diye bağıran sesin sönen yankıları değil."Names will never hurt me."
"Taliban artık yok!" diye bağırdı babam."The Taliban are gone!" my father shouted.
Yani bunlar bağımsız olmayan olaylar.So these are not independent events.
Bağımsız değil.Let me make this clear, not independent.
Ve bu durumda, Thomas Jefferson Bağımsızlık Bildirgesi'ndeAnd so when Thomas Jefferson wrote in the Declaration of Independence,
Bunu yazalım: bağımsız ayırmaLet me write that down: independent assortment.
Eğer dişler buradaysa, bağımsız olarak ayrılacaklardır.And if teeth are over here, they will assort independently.
Bunların ikisini bağımsız olarak ayrılmış bir şekilde sahip olamazsın.You're not going to have these assort independently.
Ve bunlar bağımlı özellikler alarak adlandırılırlar. bunun altını çizeyim.And these are called linked traits. Let me highlight that.
Yani tam buradaki şunlar, bunlar bağımlı özellikler.So these right there, those are linked traits.
Ve bizim tarihimiz güçlü, cesaretli ve bağımsız kadınlarla dolu; Viking çağından beri.We have a long history of strong, courageous, independent women, ever since the Viking age.
Ben Amerika'yı ve Kuzey Amerika'yı enerji açısından bağımsız hale getireceğim.I\'92il get America and North America energy independent.
Kuzey Amerika'yı beş yıl içinde enerji açısından bağımsız hale getirmek.My five-point plan does it. Energy independence for North
Bunların yanında bu vektörlerin doğrusal olarak bağımsız olduğunu da eklemeliyim. -Now let me also say that all of these vectors are linearly independent.