"Haklısınız," diye bağırdı, "Ben Kral."You are right," he cried; "I am the King.
"Hayır, hayır, ona hayat var!" Diye bağırdı. başka bir."No, no, there's life in him!" shouted another.
Duman ve bağırmaya çelik sinirleri sarsmaya yetti.The smoke and shouting were enough to shake nerves of steel.
"Aksine, sevgili efendim," diye bağırdı"On the contrary, my dear sir," cried the
'Ancak, eminim, bariz bir önlem almak için beni bağışlayın.''You will, however, I am sure, excuse me for taking an obvious precaution.'
Ben bağırdı kadar Bunun üzerine o iki elleriyle saçımı ele geçirdi ve çekiştirdi ağrı.With that he seized my hair in both his hands, and tugged until I yelled with the pain.
"Hayır, hayır," Holmes o vardı hangi koltuğa onu geri itmek diye bağırdı yarım yükselmiştir."No, no," cried Holmes, shoving him back into the chair from which he had half risen.
"Bu güzel dışarı gerekçeli," Ben yapmacıksız hayranlık bağırdı."You reasoned it out beautifully," I exclaimed in unfeigned admiration.
Aydınlanma, otoriteye bağımlı olmadan insanların bilgi soğurmaya gayret ettiği bir devrim.The Enlightenment, a revolution in how people sought knowledge, trying not to rely on authority.
Ve bu özellikle sıklıkla birbiriyle alakasız ve IQ'dan bağımsızdır.And these traits are often unrelated and uncorrelated with IQ.
-Bağırmayı kes.-Stop shouting.
-Yarı yarıya sağır sayılırım, illa ki bağıracağım.-I'm half deaf, of course I shout.
İnsanlar her yerde bağımsız olarak teknolojiyi kopyalıyorlar.And people are independently replicating the technology all over.
Burada bize verilen, bu. y ile x arasındaki bağıntının denklemi, y eşittir 2,25 x.That's what this told us right there.
Onlar bir insan bağı kurdu.They have made a human connection.
Birincisi, vücutta hiçbir şey diğerlerinden bağımsız şekilde olmaz.One is that nothing in the body happens in isolation.
Hayır kurumlarına yapılan bağışların 50% arttığını gösterdik.We showed it increases donations to charity by 50 percent.
Onlara bağırıp çağırdım, "Ne halt ediyorsunuz?I screamed at them, I yelled at them, "What the hell are you doing?
Hadi size bağımlılığı sorayım.[Thrun] So let me ask you about dependence.
Ve son olarak, bağışlarınız bu işi devam ettirebilmemiz için çok önemli.For the last time financial donations are very much appreciated and welcome
Veya toplum içinde kimlerin olduğundan, tarihinden vesaire bağımsız olarak.Of who else there is, of the history and so forth.
20. yüzyılda bilimde birbirinden bağımsız iki büyük konunun gelişmesine şahit olduk.In the 20th century, we saw the independent development of two big themes in science.
İki şehirde yağmur yağma olasılıklarının birbirinden bağımsız olduğunu kabul edersekAssume that the chance of rain in the two cities is independent.
Bu iki olayın olasılıklarını istediğimize göre ve bunlar bağımsız olduğuna göreBecause we have to have both of these things happening and they're independent.
Devletin, operatörlere benzersiz olarak bağışlayacağı belli çıkarları belirtir.It specifies certain benefits that the state can uniquely bestow on the operators.
Medyamız ilgimizi çekebilmek için bu tür manşetlerle bize bağırmak zorunda.Our media have to scream at us with these kinds of headlines in order to get our attention.
Bazen bu hediyeler mücevherler olurdu, bazense paralar, ya da bağışlar.Sometimes these would be jewels. Sometimes it would be money, donations.
Bunların veya bunların bir altkümesinin lineer bağımsız olup olmadığını bilmiyorum. -And we don't know whether these guys or what subset of these guys are linearly independent.
Bu üç sütun lineer bağımsız.These three columns are clearly linearly independent.
Birbirlerine göre lineer bağımsız.And that's just with respect to each other.
Bunların lineer bağımsız olduğu belli.So it's very clear that these guys are linearly independent.
Bunlar da lineer bağımsız. -These guys are also linearly independant, which I haven't proven.
Yani bunlar lineer bağımsız.So they're linearly independent.
Ve elbette bir bağımlılığın bütün özelliklerine sahiptir.And indeed, it has all of the characteristics of addiction.
Brooklyn'e eve gitmeden önce, herşeyi bağışlayacağım.So before I go home to Brooklyn, I'm going to donate everything back.
Gezegenimizi öldüren kirli yakıtlara olan bağımlılığımızı en hızlı şekilde kesecek yollardan biri.One of the fastest ways to cut our dependence on old dirty fuels that are killing our planet.
Çünkü bu uzunluk y'ye bağımlıdır.It's only dependent on y.
Tropik yağmur ormanları oluştu, karşılıklı bağımlılığın yeni katmanlarını keşfetmek üzere.Tropical rainforests arose, sparking new layers of interdependence.
Bu vektörler lineer bağımsız bir küme mi oluşturuyor?Is this a linear independent set of vectors?
Bu vektörlerin lineer bağımsız olup olmadığını bilmiyorum.We don't know whether these are linearly independent.
Ama, A'nın boşuzayına bakarak, lineer bağımsız olup olmadığını anlayabiliriz. -But we can figure out if they're linearly independent by looking at the null space of A.
A'nın sütunları lineer bağımsız bir küme midir?Are the columns in A, are they a linearly independent set?
Lineer bağımsız mı?Are they a linearly independent set?
Lineer bağımsızlığın anlamı, bu. -That's what linear independence implies. And it goes both ways.
Boşuzay, sadece 0 vektörüyse, sütun vektörlerinin lineer bağımsız olduğunu biliyoruz. -If my null space is just a 0 vector, then I know it's linearly independent.
Boşuzayda başka vektörler de varsa, sütun vektörleri lineer bağımsız değil. -If my null space includes other vectors, then I am not linearly independent.
Bu vektörler lineer bağımsızdır. -So what does that mean?
Bu demektir ki, bu lineer bağımlı bir küme. -And that means that this is a linearly dependent set.
Bu vektörlerin lineer bağımlı olduğunu göstermiştik. -And we just showed that these guys are not linearly independent.
Doğuray olmak için, lineer bağımsızlık gerekir. -They need to be linearly independent for them to be a basis.
Bunların lineer bağımsız olduğunu ispatlamanın başka yolları da var. -And you can actually prove other ways, maybe more formally, that this is linearly independent.
Ama bunu doğuray yapan, bu vektörlerin lineer bağımsız olmasıdır. -But what makes them a basis is that these guys are linearly independent.
Bunlar lineer bağımsız vektörler.They are linearly independent.
Amerika'da önde gelen ölüm sebebi bağırsak ve kolon kanserine yakalanma oranları 5'te 1'i.One fifth the rate of colon and breast cancer, big killers here in America.
Bu bizim bağımsızlık, kendi kendine yetme, otonomi gibi yetiştirilişimizin zıttı.This is the opposite of what we were built on: independence, self-sufficiency, autonomy.
Hazır ve --" diye bağırdı sürücü ve yola çıktık.Ready and --" the driver yelled, and off we went.
Ama bize "Aa!" diye bağırmıyorlardı, "ABD!" diye bağırıyorlardı.But someone wasn't yelling "You!" at us, they were yelling "USA!"
Bazı günlerse, aynı bağı kuramazsınız.Then other days, I just can't seem to find that connection.
Hangi bağıntı hipotenüs ve komşu kenarı kullanır.What trig function uses the hypotenuse and the adjacent?
Vay canına, birine bağırıp, içindekileri tamamen dışarıya vurup, endişe etmeden yaşayabilir miyiz?"Wow, you can yell at somebody, you can really express yourself, and not worry?