Az daha Tom'a bağıracaktım.I almost yelled at Tom.
Bu oyun çok bağımlılık yapıcıdır.This game is very addictive.
Tom kan bağışladı.Tom donated blood.
Sana bağırmayacağım.I won't yell at you.
Tom bağışık, değil mi?Tom is immune, isn't he?
Tom bağımsız, değil mi?Tom is independent, isn't he?
Tom bağırma dürtüsüne direndi.Tom resisted the impulse to shout.
Bağışlar kutudan çalındı.The donations were stolen from the box.
Tom Tatoeba Projesine beş haneli bağışta bulunan bir bağışçı.Tom is a five-figure donor to the Tatoeba Project.
Tom Tatoeba Projesine dört sıfırlı bağışta bulundu.Tom is a five-figure donor to the Tatoeba Project.
Tom Tatoeba Projesine on binin üstünde bir tutarda bağış yaptı.Tom is a five-figure donor to the Tatoeba Project.
Tom Boston'daki depremzedelere yardım için altı haneli bir bağışta bulundu.Tom made a six-figure donation to help the earthquake victims in Boston.
Tom Boston'daki deprem mağdurlarına yüz binin üstünde bir tutarda bağış yaptı.Tom made a six-figure donation to help the earthquake victims in Boston.
Tom'un annesi ona bağırdı.Tom's mother yelled at him.
Bağırsaklarında yaşayan bakterilerle arkadaş olmalısın.You must befriend the bacteria that live in your gut.
İtalya'nın içinde iki bağımsız devlet vardır: San Marino ve Vatikan.There are two independent states within Italy: San Marino and the Vatican City.
Türkiye özellikle de enerji alanında dışa bağımlı.Turkey relies heavily on imports, especially for energy.
Sami bütün bu bağırmaları duydu.Sami heard all this yelling.
Bağımsızlık mı? Umrumda değil.Independence? I'm not interested.
Sami alkol bağımlısıdır.Sami is addicted to alcohol.
Bağırdıklarını inkar ediyorlar.They deny they cried.
Tom'un patronu ona bağırıyor.Tom's boss is yelling at him.
Nikotin bağımlısıyım.I'm addicted to nicotine.
Tom müziğin sesini bastırabilmek için bağırdı.Tom shouted over the music.
Tom müzikten sesini duyurabilmek için bağırdı.Tom shouted over the music.
Tom telefonuna bağımlı.Tom is addicted to his phone.
Sami uyuşturucuya o kadar bağımlıydı ki.Sami was so addicted to drugs.
Sami uyuşturucuya o kadar bağımlı oldu.Sami became so addicted to drugs.
Kesinlikle ailesinden bağımsız.He is certainly independent of his parents.
Bağımsız yargı, işleyen bir demokrasinin olmazsa olmazlarındandır.An independent judiciary is one of the key pillars of a functional democracy.
Cezayir tam bağımsız bir ülke.Algeria is a fully sovereign state.
Cezayir, 1962'de bağımsızlığına ulaştı.Algeria achieved its independence in 1962.
Cezayir, bağımsızlığına1962'de kavuştu.Algeria achieved its independence in 1962.
Tanrı'dan günahlarımı bağışlamasını diliyorum.I ask God to forgive me for my sins.
Hala ebeveynlerine bağımlı mı yaşıyor?Does he still rely on his parents?
O adam biraz ileride duruyordu ama onun bağırmasını duyunca döndü.That man was standing a little ways away, but he turned when he heard her shout.
Şu an ebeveynlerine çok bağımlı.Now, he depends on his parents very much.
Eğilip kulağına bağırdı.He leaned over and shouted into her ear.
Hakime bağırmaya cüret edebildi.He had the nerve to yell at the judge.
Bunu yapan eğer sendiysen seni bağışlayabileceğimi sanmıyorum.I don't think I'd be able to forgive you if you did that.
Üç ay yatağa bağımlı kaldı.He was confined to a bed for three months.
Avazı çıktığı kadar bağırdı.He screamed at the top of his lungs.
Bağışlamak için özür beklemene gerek yok.You don't have to wait for an apology in order to forgive.
Çocuklarına bağıran insanlara tahammül edemiyorum.I can't stand people who yell at their kids.
Gandi, Hindistan'ın simgeleşmiş bağımsızlık önderidir.Gandhi is India's iconic independence leader.
Bütün gece bağırdı.He screamed the whole night.
Bağırmak yok!No shouting!
Onunla bağımı kestim.I cut ties with him.
Alkol bağımlısılar.They are addicted to alcohol.
Tom bana bağırıyordu, Mary'ye değil.Tom wasn't yelling at Mary. He was yelling at me.
Fosil yakıtlara olan bağımlılığımızı azaltmalıyız.We need to reduce our dependence on fossil fuels.
Tanrı bunu bağışlamaz. Onun yargısından kaçış yoktur.God won't forgive it. There's no way to escape his judgment.
Madde bağımlılığı insanın hayatını mahvedebilir.Drug addiction can destroy people's lives.
Uyuşturucu bağımlılığı insanın hayatını mahvedebilir.Drug addiction can destroy people's lives.
Tom anne-babasına bağımlı.Tom is dependent on his parents.
Okul kütüphanesine yüzden fazla kitap bağışladık.We donated more than a hundred books to the school library.
Bağırsak hareketleriniz düzenli mi?Do you have regular bowel movements?
Biri gecenin köründe arabayla evin önünden geçerken "Şerefsiz ibneler!" diye bağırdı.Someone drove by the house yelling "Cocksuckers!" in the middle of the night.
Tom ağzındaki bağı çözdü.Tom untied the knot and removed the gag.
Tom düğümü çözüp ağzındaki bağı çıkardı.Tom untied the knot and removed the gag.