bağışla ile cümle
bağışla kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.60
BU SAYFADA CÜMLE
7
HARF
3
HECE
6
ORT. KELİME
Prensesin tüm varlığını halka bağışlama meselesini... ...görmezden geleceğim.Regarding the donation or general usage of your total assets, I'll look the other way.
Ve bağışlayın efendim, ama uzay çok büyük. - Bu sabahkiler neydi?And begging your pardon, sir, it's a big-ass sky.
Sonra birkaç tane daha bağışlarım-- yanyana çizmeliyim.Then I donate a couple more from-- I should've drawn them next to each other.
Annemden birkaç tane daha bağışlarım.I donate a couple more from my mom.
Belediyenin, o binayı bizim kullanmamız için bağışlamasını sağlayabiliriz.We would be able to provide 250 new beds--
Doğar doğmaz başkasına verildin Senin tüm kazancından fazlasını Aids araştırmasına bağışladımOn t'a abandonné à la naissance je donne ton salaire net à la Recherche contre le SlDA
Beni bağışladığı için teşekkür ederimI thank him for pardoning my behaviour
Ve [organ bağışlayandan alınan istenen menisküsün] yerini alıyor.And [the allograft] replaces [the missing meniscus].
Sebeb şu ki yeterince bağışlayan insan yok.Well the reason is because there's not enough donor cycles.
"Tanrı'dan beni bağışlamasını dileyeceğim ve O'nun ışığı benim aracılığımla onları aydınlatacaktır."I will ask God for forgiveness and His light will shine through me to them.
Şangay'a 1000 tane bisiklet bağışladık.We donate 1,000 bikes to Shanghai.
Tanrı onu bağışlayın!God pardon him!
TRI adındaki bir programa... ...ellerine geçen her doları aylık olarak bağışladılar.They gave a few dollars a month of what little they had To a program called Tri
Bağışla beni ama bunda bir kötülük yok.Forgive me, but I saw no harm in it.
Bağışlayın ama benim gitmem gerekiyor.Excuse me, but I must go now.
Beni şimdiden bağışlayın.Forgive me, even now.
"Beni şimdiden bağışlayın." diyor."Forgive me, even now"...
"Bunu onlara bağışlayayım ve kaçayım." dedi."Oh, let me just grant it to them, and run away from it."
Siz olsaydınız Muhabir Bey, bağışlar mıydınız?If it were you, reporter, will you return it obediently?
Sakın bana... ...mal varlığını bağışlama konusunda rahatsız olduğunu söyleme.Don't tell me... you're bothered about whether to return those assets?
Ve mal varlığımı bağışladıktan sonra.And that's after I've returned the assets too, you know.
Ben de servetimi bağışlamam o halde.I won't do it too, return the assets or whatever.
Bilmiyor olabilirsin ama... ...mal varlığımı bağışlamak için belgeleri imzalamaya çok hevesliyim.You may not know it, but I'm really keen to sign those documents to return the assets.
Burada biriken bağışları listelemeliyiz. CO:We should inventory the donations piling up here.
Üç su ısıtıcı bağışlayabilirim, ancak birinin onları alması gerekiyor.MO: I can donate three water heaters, but someone needs to come pick them up.
Max, bu fotoğrafı kibarca bana bağışladı.Max has kindly donated his photograph to me.
Beni bağışlayacak mısın Sita?Will you forgive me, Sita?
Sormamı bağışla.Forgive my asking.
Lütfen bağışlayın beniSpare me, please!
Bağışlayın beni..Gidin artıkSpare me! Just go already!
Örneğin, Musevi bağışlayıcılığını ele alalım.So for example, take the Jewish idea of forgiveness.
Esirgeyen ve Bağışlayan Allah'ın adıyla,In the Name of God, the Compassionate, The Merciful
Daha önce de dedim; Bir seferlik bağışlarım diyeI've already said that; I'll spare you only once
Ablam bu sefer de bağışlamanı istediMy sister asked you to spare me one more time
Sen beni bağışladın mı?Have you forgiven me?
Tanrı O'nun yarattığı bir varlığı yok ettiğim için beni bağışladı mı?Has God forgiven me for destroying a being created by Him?
Ve senden beni bağışlamanı istediğim zaman duamı duyAnd hear my prayer when I ask You to
Bağışla beni.Forgive me.
Birleşik Devletler'de birşey bağışlamak sizi o kadar etkilemez, değil mi?In the United States, it doesn't cost you to give something away. Right?
Size bunu bağışlayacağım.I'll grant you that.
Paradan daha çok kan bağışlarımI donate more through money.
Geçen yıldan beri, her iki ayda bir... Kan bağışlamışsın.And since last year, every two months... ...you've donated blood.
Bağışlanmış okul kitaplarından kitaplar geldi.Books came from donated schoolbooks.
Herşey bağışlanmıştı. çünkü hapishanede eğitim için herhangi bir bütçe yoktu.Everything was donated, because there was no budget of education for the prison.
Bağışla beni, Usta.Forgive me, Master.
Benim. Bağışlamaya karar veren kim?How can anyone give away what's mine?
Diyagramın karmaşıklığını bağışlayın.And forgive the complicated diagram.
Lorna Sass geldi ve kitaplar bağışladı.Lorna Sass came and donated books.
İnsanlar kamyonu durdurmak için para, köpek maması bağışlamış ve gönüllü hizmet önermişlerdi.People were donating money, dog food and offering volunteer work to stop that truck.
"Eğer bir şeyi çok seviyorsan, onu bağışla." Evet, lütfen."If you love something, give it away." So, please.
Allah seni bağışlasın...May God Bless you.
Fakat merhamet mümkündür ve bağışlama mümkündür.But compassion is possible and forgiveness is possible.
Sadece gerçek anlayış bağışlayıcılığı ortaya çıkarabilir.Only true understanding can bring about forgiveness.
Bakınız, Kur-an'ın bir çok yerinde bağışlanmaktan bahsedilmektedir.See, in the Holy Quran there are many places where forgiveness is mentioned.
Bağışlamak Allah'ın kararıdır.Forgiveness is a decision for Allah.
Hastane ise kan bağışlama kampanyalarında 8 adet 4 litrelik kan toplamayı umuyordu.The hospital was hoping to collect a total of 8 gallons of blood from the drive.
Bu bağışlayıcılar insanı Araf'tan daha hızlı kurtarmaya yarıyordu.They got you out of purgatory faster.
Birisi 20 cent bağışlamış.Somebody donated 20 cents online.
Bağışla beni...Forgive me...
Canını bağışlayacağım...I will let you live...