bağışla ile cümle

bağışla kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.
60
BU SAYFADA CÜMLE
7
HARF
3
HECE
7
ORT. KELİME
Koleksiyonun çoğu yapılan bağışlardan oluşmaktadır.Additions to the collection come mostly from donations.
Dr. Rand portresini emekli olduktan sonraki yıl Jefferson Medical College'e bağışlamıştır.Rand donated it to Jefferson Medical College when he retired.
Toplanan para, ihtiyacı olan çocuklara ücretsiz eğitim veren bir hayır kurumuna bağışlandı.Gathered money was donated to a charity which grants free education to the children in need.
Price onu az da olsa bağışlar.Price seemed less than happy to do this.
Müzede sergilenen eserler, halk tarafından bağışlanmıştır.Other paintings in the museum were donated by individuals.
Ardından genel afla bağışlandı ve 1951 senesinde Fransa’ya döndü.He was subsequently granted amnesty and returned to France in 1951.
Augustus hayırsever bir vakfın yaptığı bağışla Amsterdam'a bilet alarak Hazel'a sürpriz yapar.At a picnic, Augustus surprises Hazel with tickets to Amsterdam to meet Van Houten.
Sözcük oyununu bağışlayın."Ben bir başkasıdır."The song is named "Den andre er meg".
Ayrıca Michael konser kazancının bir kısmını çeşitli hayır kuruluşlarına bağışlamıştır.Besides acting, Kim has devoted much of his time to various charities.
İran Hava Yolları, Türk Hava Yolları aracılığıyla 500 bin rial bağışladı.Australia announced that it pledged $500,000 through the Indonesian Red Cross.
Klibin gelirleri ise Natural Resources Defense Council kurumuna bağışlandı.Lin also sits on the Natural Resources Defense Council board of trustees.
Allah çok bağışlayandır, çok merhamet edendir."Allah is Relenting, Merciful.
Gelirleri kimsesiz çocuklara bağışlanmaktadır.They give the place to kids in undeserved way.
Siz birbirinizi bağışlasanız bile ben bağışlamam!Regardless, both of them still don't forgive each other.
Unicef için oldukça yüklü miktarlarda bağışlarda bulundu.Some proceeds were given to UNICEF.
Her nedense, karısı ve iki kızının hayatı bağışlandı.However, his mother and at least two daughters were spared.
Charles Hose burada bir kafatası bulmuş ve bunu British Museum'a bağışlamıştır.Robert Brown bought the herbarium and presented it to the British Museum.
Ktp., Yazma Bağışlar, Nu.Yes–beg a thousand pardons, really now.
Ekvator Ginesi 50 miyon dolar bağışladı.Astorian sustained $50 damage.
Bunun için Abdullah'ın canının bağışlandığına dair bir ferman yazıldı.It was a decision that Abby couldn't forgive her for.
Nisan 2009'da Harvard Üniversitesine 20 milyon dolar bağışlamıştır.In 2014, the Ülker family contributed $24 million to Harvard University.
Köl (Köleoğulları) mahalleninü de kölesine bağışlamıştır.(The king) stopped his fast furious elephant, put on the garland of victory, (seized) his (viz.
Sperm bağışlamak sizi baba yapmaz.Actually, the Despot did not father any children.
Turnuva ödülünü 2004 Hint Okyanusu depremi ve tsunamisi depremzedelerine bağışladı.He donated his prize money for the win to the 2004 Indian Ocean earthquake and tsunami victims.
Şüphesiz Allah çok affedicidir, çok bağışlayıcıdır."And Allah is Forgiving, Merciful".
İmparatorun bağışlanması yönündeki uluslararası çağrılara rağmen ceza ömürboyu hapise çevrilmez.Regardless of the status accorded to detainees, international law still prohibits torture.
1869 yılında, Dr. Louis La Caze'nin bağışladığı 583 tablodan biridir.The painting hangs in The Louvre; it is one of 583 works donated by Dr. Louis La Caze in 1869.
Snoop, organizasyona 1000 dolar bağışladı.Bono donated the $100,000 prize to the organisation.
Hükümdarın da onayıyla amcası yeni unvanını yeğeni István'a bağışladı.His uncle immediately decided to gift the accordion to his nephew.
Slovenya KGG' nün kuruluşunda kullanılmak üzere €30,000 bağışladı.Slovenia donated €30,000 towards the establishment of the KSF.
Bir kişi organlarını bağışlayarak birçok insana yaşama şansı verebilir.Many organs can be extracted, and many lives can be saved by one body.
Kadınlar ise daha anlayışlı, bağışlayıcı ve duygusaldır.The tone is one of endurance, forgiveness and understanding.
Ancak karaciğerin tamamı bağışlanamaz.No palpebrae are preserved.
Hikaye yayınlandığında, isimsiz bağışlar yağmaya başladı.When the story was published, unsolicited donations poured in.
Neden bazı ülkeler çok bağışlarken bazıları az bağışlıyor?The question is, why?
Ve katılmıyorlar. Sağdaki, daha çok bağışlayan ülkelerdeki form ise birazcık farklı.The countries on the right, the ones that give a lot, have a slightly different form.
Bugünkü konuşmadan elde edeceğim ücreti bağışlamaya hazırım.I'm prepared to donate my honorarium for today's talk for this mission.
Bu ocağın yukarı sen benim tütsü gidin, bu açık bağışlayın tanrıların sormak alev.Go thou my incense upward from this hearth, And ask the gods to pardon this clear flame.
En fakir komşular bile keselerinden büyük bağışlarda bulunuyorlar.Even the poorest neighborhoods give more than they can afford.
İnsanlar bağışladıkça.We want to see millions of little pins across the world.
Ve herkesi iyiliklerini bağışlamaya davet ediyoruz.And we want to encourage everyone to pledge their act of kindness.
Bu da Japonya'dan bağışlanan NICU Kathmandu'da bulduğumuz Atom kuvözThis is a donated Japanese Atom incubator that we found in a NlCU in Kathmandu.
Bütün şahsi mal varlığımı... ...halkın yararı için bağışlayacağım.I will take all my estate and donate it to the community.
Gerçekten bağışlayacak mı?Do you really think he will donate all his estate?
Almanya'da eğer organlarınızı bağışlamak istiyorsanız --And in Germany, if you would like to donate your organs --
"Organlarımı bağışlamak istiyorum" yazan bir kutucuğu işaretliyorsunuz."I would like to donate my organs."
Organlarınızı bağışlamak isteyip istemediğinize karar vereceksiniz.You will decide whether you want to donate your organs or not.
İstemeden seni yaraladım.<br />Lütfen bağışla beni.It's me who is sorry for inflicting a wound against my will.
Adamlarım Yi 'i tanımazlar. Lütfen onların bilgisizliğini bağışla.My guys don't know that Yi is here.
Bağışla beni anne.I'm sorry, mom.
Bir hastane koğuşu için 20.000 pound bağışlarsanız o zaman adınız hayırsever olur.Pay 20,000 pounds to endow a hospital ward and you're called a philanthropist.
Seni bağışlarım.I will forgive you.
'Ancak, eminim, bariz bir önlem almak için beni bağışlayın.''You will, however, I am sure, excuse me for taking an obvious precaution.'
Hayır kurumlarına yapılan bağışların 50% arttığını gösterdik.We showed it increases donations to charity by 50 percent.
Ve son olarak, bağışlarınız bu işi devam ettirebilmemiz için çok önemli.For the last time financial donations are very much appreciated and welcome
Devletin, operatörlere benzersiz olarak bağışlayacağı belli çıkarları belirtir.It specifies certain benefits that the state can uniquely bestow on the operators.
Bazen bu hediyeler mücevherler olurdu, bazense paralar, ya da bağışlar.Sometimes these would be jewels. Sometimes it would be money, donations.
Brooklyn'e eve gitmeden önce, herşeyi bağışlayacağım.So before I go home to Brooklyn, I'm going to donate everything back.
Tüm servetimi halka bağışlayacağım.I will donate my entire estate to the community.
Prenses tüm servetini toplum yararına bağışlayacak.That the princess is donating her entire estate to the community.

İlgili Sayfalar