bağış ile cümle
bağış kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.60
BU SAYFADA CÜMLE
5
HARF
2
HECE
5
ORT. KELİME
Bağışlar kabul edilecektir.Donations will be accepted.
Giriş ücretsiz ama bağış kabul edilir.Admission is free, but donations are welcome.
İnsanlar oldukça bağışlayıcı.People are pretty forgiving.
Nakit bağışlar kabul edilecektir.Cash donations will be accepted.
Biz onlayn bağışlar kabul ederiz.We accept online donations.
Bağışlar takdir edilmektedir.Donations are appreciated.
Tom sahip olduğu her şeyi bağışladı.Tom gave away everything he owned.
Kan bağışında bulun!Donate blood.
Biz sahip olduğumuz her şeyi bağışladık.We gave away everything we owned.
Tom vali tarafından bağışlandı.Tom was pardoned by the governor.
O bütün eski mobilyalarını bağışladı.He gave away all his old furniture.
Tüm bağışlar vergiden düşülebilir.All donations are tax deductible.
Bu parayı bağışlayan kişi isimsiz kalmak istiyor.The person who donated this money wishes to remain anonymous.
Bizim bağışlara ihtiyacımız var.We need donations.
Biz bağış almak için çalışıyoruz.We're trying to get donations.
Hepsini öldür. Kimsenin canını bağışlama.Kill them all. Spare no one.
Lütfen beni bağışlayın, tuvalete gitmek zorundayım.Please excuse me; I have to go to the bathroom.
Tom bir bağış toplama etkinliği düzenliyor.Tom is organizing a fundraising event.
Bu kez seni bağışlayacağız.We'll forgive you this time.
Bütün o parayı bağışlayan kişi gerçekten sen misin?Are you really the one who donated all that money?
Lütfen cehaletimi bağışlayın.Please excuse my ignorance.
Tom çeşitli hayır kurumlarına çok para bağışladı.Tom has donated a lot of money to various charities.
Parasal bağışlara da açığız.Monetary donations are also welcome.
Hâlâ bağış arıyoruz.We're still looking for donations.
Tom çok güvenilir ve bağışlayıcıdır.Tom is very trusting and forgiving.
Bugün kan bağışçılarına ihtiyaç duyulmaktadır.Blood donors are needed today.
Lütfen kötü Fransızcamı bağışlayın.Please excuse my bad French.
Belki de bağışlanabiliriz.Perhaps we can be forgiven.
Lütfen hatamı bağışla.Please forgive my error.
Tanrı sizi bağışlayacaktır.God will forgive you.
Bunun için bizi bağışla.Forgive us for that.
Tom kanser kurbanının hayatını kurtarmak için kemik iliğini bağışladı.Tom donated his bone marrow to save the cancer victim's life.
Tanrım günahlarımı bağışla.God, forgive me of my sins.
Bağışlanan hiçbir şeyi kabul etmemeliyiz.We must not take anything for granted.
Tom'u para bağışı yapmaya ikna etmek kolay değildi.It wasn't easy to convince Tom to donate money.
Mary bütün bebeklerini bağışladıMary gave away all her dolls.
Ben Tom'u bağışlayacağım.I'll forgive Tom.
Tom bize para bağışlayan ilk kişiydi.Tom was the first one to donate money to us.
Sami topraklarını camiye bağışladı.Sami donated his lands to the mosque.
Umarım biri yeni üniversite binasına bağışta bulunur.We hope someone endows the new university building.
Umarım bizi bağışlayabilirsiniz.I hope you can forgive us.
Leyla, kilisesine bağışta bulundu.Layla donated to her church.
Paranın kim tarafından bağışlandığını bilmek ister misin?Wouldn't you like to know who donated the money?
Parayı kimin bağışladığını bilmek ister misiniz?Would you like to know who donated the money?
Parayı kimin bağışladığını bilmek istemiyor musun?Don't you want to know who donated the money?
Parayı kimin bağışladığını bilmek ister misin?Do you want to know who donated the money?
Parayı kimin bağışladığını bilmek isterim.I'd like to know who donated the money.
Tom bunu yaptığım için beni asla bağışlamayacak.Tom will never forgive me for doing that.
Tom bir yaban hayatı sığınma evi yaratmak için mülkünü bağışladı.Tom donated his estate to create a wildlife sanctuary.
Biri yaşadığı sürece bağışlar.One forgives as long as one loves.
Bunu yaptığı için Tom'u bağışladın, değil mi?You forgave Tom for doing that, didn't you?
Tom muhtemelen bunu yaptığı için bağışlanmayacak.Tom won't likely be forgiven for doing that.
Tom muhtemelen bu hastalığa karşı bağışık olacak.Tom is likely to be immune to that disease.
Tom bu hastalığa karşı bağışıktır.Tom is immune to that disease.
Tom, Mary'e kendisini bağışladığını söyledi.Tom told Mary that he'd forgiven her.
Tom ölmeden önce parasının çoğunu bağışladı.Tom gave away most of his money before he died.
Tom'u para bağışlamaya ikna edebildin mi?Were you able to persuade Tom to donate money?
Tom hâlâ sadece bir çocuk, bu nedenle onu bağışlayalım.Tom is still just a kid, so let's forgive him.
Bütün servetimi bağışlayacağım.I'm going to give all my possessions away.
Tom sonunda seni bağışlayacak.Tom is going to forgive you eventually.