bağış ile cümle

bağış kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.
60
ÖRNEK CÜMLE
5
HARF
2
HECE
5
ORT. KELİME
Hiç şüphen olmasın; bu bağışı yapmada hiçbir art niyetim yok.You may rest assured; I have no ulterior motive in making this donation.
Atlet yorgunluğa bağışıklı gibi görünüyordu.The athlete seemed immune from fatigue.
Sizi sabah çok erken aradığım için lütfen beni bağışlayın.Please excuse me for calling you so early in the morning.
Bay Gomez hatam için beni bağışlamadı.Mr Gomez didn't excuse me for my mistake.
Bu örgüt tamamen gönüllü bağışlara dayanmaktadır.This organization relies entirely on voluntary donations.
Sözünüzü kestiğim için bağışlayın.Excuse me for interrupting you.
Bağış kabul edilmez.No gratuity accepted.
Daha sonra, Chris utandı ve özür diledi ve Beth onu bağışladı.Later Chris felt ashamed and apologized, and Beth forgave him.
Bugünlerde herkesin çiçeğe karşı bağışıklığı var.Everybody is immune to smallpox nowadays.
Borcumu bağışlar mısın?Will you forgive me the debt?
Kasadan parayı çaldığı için çocuğu bağışladım.I forgave the boy for stealing the money from the safe.
Çiçek hastalığına bağışıklığım var.I am immune to smallpox.
Ben onun hatasını bağışladım.I forgave his mistake.
Ben bağış toplarım.I raise funds.
Kötü el yazım için lütfen beni bağışlayın.Please excuse my bad handwriting.
Gönüllüler özürlülerin yararına bağış topladı.Volunteers collected donations for the benefit of the handicapped.
Cömert bağışın için çok teşekkür ederim.Thank you very much for your generous donation.
Geç kaldığım için bağışlayın.Pardon me for coming late.
Lütfen geç kalışımı bağışlayın.Please excuse my being late.
Geç kaldığım için beni bağışlayın.Forgive me for being late.
Lütfen geç geldiğim için beni bağışlayın.Please excuse me for coming late.
O, onun yokluğunu bağışladı.He excused his absence.
O, çok miktarda para bağışladı.He kicked in a lot of money.
O, tüm parasını bağışladı.He gave away all his money.
Hayır kurumuna çok para bağışladı.He contributed a lot of money to the charity.
O, üniversiteye bol miktarda para bağışladı.He endowed the college with a large sum of money.
Hastaneye bir sürü para bağışladı.He contributed a lot of money to the hospital.
Onun günahı bağışlandı.He was absolved of his sin.
O bütün parasını hayır kurumuna bağışladı.He gave away all his money to charity.
Tüm mülkiyetini oğluna bağışladı.He handed over all his property to his son.
Enstitüye büyük miktarda para bağışladı.He bestowed a large amount of money on the institute.
O, kızılhaç'a isimsiz olarak büyük bir miktarda para bağışladı.He anonymously donated a large sum of money to the Red Cross.
O, mülteci fonuna 10.000 dolar bağışladı.He donated $10000 to the refugee fund.
Kilise için bağış topluyorlar.They are collecting contributions for the church.
Kızıl Haç'a para bağışladılar.They contributed money to the Red Cross.
Suçları için onu bağışladılar.They forgave him for his crimes.
Aynasını kırdığım için beni bağışladı.She forgave me for breaking her mirror.
O, bütün elbiselerini bağışladı.She gave away all her dresses.
Çocuğu kabalığı için bağışladı.She forgave the boy for his rudeness.
Güzellik ona bağışlanmış.She is endowed with beauty.
Kendinizi bağışlamanızın faydası yok.It is no use excusing yourself.
Bugün kan bağışlamaya gittim.I went to donate blood today.
Bazı dinler organ bağışına karşıdır.Certain religions are against organ donation.
Kanser araştırmaları için para bağışında bulunuyor.She's donating money for cancer research.
Tom para bağışlamak istiyor.Tom wants to donate money.
Sen hiç öldükten sonra organlarını bağışlamayı düşündün mü?Have you ever thought about donating your organs after you die?
Öldükten sonra hiç organlarınızı bağışlamayı düşündünüz mü?Have you ever thought about donating your organs after you die?
Öldükten sonra organlarını bağışlamayı hiç düşündün mü?Have you ever thought about donating your organs after you die?
Lütfen beni bağışlayın, gitmek zorundayım.Please excuse me, I have to leave.
Bağışlayın, nerede bir şarküteri bulabilirim?Sorry, where can I find a delicatessen?
Bağışlayın, nerede şarküteri bulabilirim?Sorry, where can I find a delicatessen?
O, tüm parasını kaybettiği için onu bağışladı.She forgave him for losing all her money.
O,onu bağışladı.She forgave him.
O, onu bağışladı.She has forgiven him.
Kan bağışı için acil bir ihtiyaç var.There is an urgent need for blood donations.
Bağışlara acil bir ihtiyaç vardır.There is an urgent need for donations.
Daha fazla insanın zamanını ve parasını bağışlamasına acil bir ihtiyaç vardır.There is an urgent need for more people to donate their time and money.
Bunu bağışlamak istediğinizden emin misiniz?Are you sure that you want to give this away?
Sen hiç kan bağışladın mı?Have you ever donated blood?
Hiç kan bağışladınız mı?Have you ever donated blood?

İlgili Sayfalar