bıraktık ile cümle
bıraktık kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.60
BU SAYFADA CÜMLE
8
HARF
3
HECE
9
ORT. KELİME
Dünyayı değiştiren yaratıcılığı serbest bıraktık ve sonsuz rahatı ve zenginliği başlattık.Abbiamo scatenato la creatività che cambia il mondo e prodotto grande benessere e comodità.
Dünyayı değiştiren yaratıcılığı serbest bıraktık ve sonsuz rahatı ve zenginliği başlattık.A Földet megváltoztató kreativitást szabadítottunk ki, és hatalmas bőséget és kényelmet hoztunk létre.
Dünyayı değiştiren yaratıcılığı serbest bıraktık ve sonsuz rahatı ve zenginliği başlattık.Am eliberat creativitatea care poate schimba întreg pământul, şi am generat sănătate şi confort.
Dünyayı değiştiren yaratıcılığı serbest bıraktık ve sonsuz rahatı ve zenginliği başlattık.Chúng ta đem tới sự sáng tạo làm thay đổi Trái đất và tạo dựng sự thịnh vượng và tiện nghi.
Dünyayı değiştiren yaratıcılığı serbest bıraktık ve sonsuz rahatı ve zenginliği başlattık."사람들은 지각변동 같은 창조성을 일으켜" "거대한 부와 편의성을 만들어냈습니다."
Dünyayı değiştiren yaratıcılığı serbest bıraktık ve sonsuz rahatı ve zenginliği başlattık.Liberamos una creatividad que cambió la Tierra y generó gran cantidad de riqueza y comodidad.
Dünyayı değiştiren yaratıcılığı serbest bıraktık ve sonsuz rahatı ve zenginliği başlattık.Libertámos a criatividade que alterou a face da Terra e gerámos grande riqueza e conforto.
Dünyayı değiştiren yaratıcılığı serbest bıraktık ve sonsuz rahatı ve zenginliği başlattık.Nasza kreatywność zmieniła Ziemię, stworzyliśmy wielkie bogactwa i wygody.
Dünyayı değiştiren yaratıcılığı serbest bıraktık ve sonsuz rahatı ve zenginliği başlattık.Nous avons libéré une créativité qui a changé la face du monde et généré grande richesse et confort.
Dünyayı değiştiren yaratıcılığı serbest bıraktık ve sonsuz rahatı ve zenginliği başlattık.Rozpoutali jsme tvořivost, která změnila Zemi, a vytvořili ohromné bohatství a pohodlí.
Dünyayı değiştiren yaratıcılığı serbest bıraktık ve sonsuz rahatı ve zenginliği başlattık.We ontketenden wereldveranderende creativiteit en genereerden enorme rijkdom en comfort.
Dünyayı değiştiren yaratıcılığı serbest bıraktık ve sonsuz rahatı ve zenginliği başlattık.Wir entfesselten weltverändernde Kreativität und erzeugten enormen Wohlstand und Komfort.
Dünyayı değiştiren yaratıcılığı serbest bıraktık ve sonsuz rahatı ve zenginliği başlattık.Απελευθερώσαμε την δημιουργικότητα που άλλαξε τη Γη και δημιουργήσαμε τεράστιο πλούτο και ανέσεις.
Dünyayı değiştiren yaratıcılığı serbest bıraktık ve sonsuz rahatı ve zenginliği başlattık.Мы стали преобразовывать Землю и создали богатство и комфорт.
Dünyayı değiştiren yaratıcılığı serbest bıraktık ve sonsuz rahatı ve zenginliği başlattık.Отприщили сме креативност, променила Земята и сме натрупали огромни богатства и комфорт.
Dünyayı değiştiren yaratıcılığı serbest bıraktık ve sonsuz rahatı ve zenginliği başlattık.התרנו את היצירתיות ששינתה את העולם, וייצרה עושר ונוחות עצומים.
Dünyayı değiştiren yaratıcılığı serbest bıraktık ve sonsuz rahatı ve zenginliği başlattık.وأطلقنا إبداعاتٍ غيّرت معالم الأرض وأنتَجَت ثرواتٍ عظيمةٍ و رفاهية.
Dünyayı değiştiren yaratıcılığı serbest bıraktık ve sonsuz rahatı ve zenginliği başlattık.広大な富と快適さを生み出しました。 近頃、私たちは飛び回っています、
Fakat gidenlerin geride bıraktıkları ailelerinin de acıları apayrı.Sin embargo, los familiares que los migrantes dejan atrás probablemente son los que más sufren.
Ha Ni'yi hastaneye bıraktıktan sonra sınava girmek için yeterince zamanı vardı ancak gitmemeyi kendisi seçti.Après l'avoir déposé à l'hôpital, il avait encore le temps d'y retourner, mais il a choisi de ne pas y aller.
Ha Ni'yi hastaneye bıraktıktan sonra sınava girmek için yeterince zamanı vardı ancak gitmemeyi kendisi seçti.Dopo che l'ha lasciata all'ospedale aveva ancora un sacco di tempo per andare, ma ha deciso di non farlo.
Ha Ni'yi hastaneye bıraktıktan sonra sınava girmek için yeterince zamanı vardı ancak gitmemeyi kendisi seçti.Nachdem er, sie zum Krankenhaus gebracht hat, hatte viel Zeit zurück zu gehen, aber er tat es nicht.
Ha Ni'yi hastaneye bıraktıktan sonra sınava girmek için yeterince zamanı vardı ancak gitmemeyi kendisi seçti.Po tym jak po tym jak ją odwiózł do szpitala miał jeszcze szansę żeby zdążyć, ale postanowił nie iść.
Ha Ni'yi hastaneye bıraktıktan sonra sınava girmek için yeterince zamanı vardı ancak gitmemeyi kendisi seçti.Sau khi nó để con bé lại bệnh viện nó vẫn còn nhiều thời gian để đi thi, nhưng thằng bé đã chọn cách ở lại.
Ha Ni'yi hastaneye bıraktıktan sonra sınava girmek için yeterince zamanı vardı ancak gitmemeyi kendisi seçti.Setelah mengantarnya ke rumah sakit dia masih ada waktu untuk pergi, tapi dia memilih untuk gak pergi.
Ha Ni'yi hastaneye bıraktıktan sonra sınava girmek için yeterince zamanı vardı ancak gitmemeyi kendisi seçti.Είχε αρκετό χρόνο να πάει όταν την άφησε το νοσοκομείο, αλλά επέλεξε να μην πάει.
Ha Ni'yi hastaneye bıraktıktan sonra sınava girmek için yeterince zamanı vardı ancak gitmemeyi kendisi seçti.После того как он отвёз её в больницу, у него ещё оставалось куча времени, но он решил не идти.
Ha Ni'yi hastaneye bıraktıktan sonra sınava girmek için yeterince zamanı vardı ancak gitmemeyi kendisi seçti.След като я закара в болницата, имаше достатъчно време да иде на изпит, но не пожела.
Hawking'i dikkatlice sıfır yer çekimine bıraktık.조심스럽게 그를 무중력 상태로 띄웠죠.
Hawking'i dikkatlice sıfır yer çekimine bıraktık.l-am ridicat cu grijǎ în zero G.
Hawking'i dikkatlice sıfır yer çekimine bıraktık.l'avons harnaché pour la zéro g.
Hawking'i dikkatlice sıfır yer çekimine bıraktık.lo abbiamo delicatamente sospeso in assenza di gravità.
Hawking'i dikkatlice sıfır yer çekimine bıraktık.lo suspendimos cuidadosamente en cero G.
Hawking'i dikkatlice sıfır yer çekimine bıraktık.בזהירות העברנו אותו לחוסר משקל.
Hawking'i dikkatlice sıfır yer çekimine bıraktık.وضعناه بحرصٍ شديد في حالة اللاجاذبية.
Hawking'i dikkatlice sıfır yer çekimine bıraktık.そこまできたら、あとは手を離して
Hayır, biz bir izlenim bıraktık.Không, chúng tôi đã thực hiện một ấn tượng.
Hayır, biz bir izlenim bıraktık.Neen, wij hebben een indruk gemaakt.
Hayır, biz bir izlenim bıraktık.Ne, naredili smo vtis.
Hayır, biz bir izlenim bıraktık.Ne, udìlali jsme dojem.
Hayır, biz bir izlenim bıraktık.No, causamos una impresión.
Hayır, biz bir izlenim bıraktık.Nu, am făcut impresie.
Hayır, biz bir izlenim bıraktık.Όχι, κάναμε εντύπωση.
İhtiyacı olan bilgileri yükleyip çöle bıraktık.Auto uczyło się od nas, a potem trafiło na pustynię.
İhtiyacı olan bilgileri yükleyip çöle bıraktık.Chúng tôi khiến chiếc xe 'học' từ chúng tôi và rồi thả nó chạy tự do trên sa mạc.
İhtiyacı olan bilgileri yükleyip çöle bıraktık.Fizemos que ele aprendesse connosco, e então largamo-lo no deserto.
İhtiyacı olan bilgileri yükleyip çöle bıraktık.Hicimos que aprendan de nosotros y los liberamos en el desierto.
İhtiyacı olan bilgileri yükleyip çöle bıraktık.I-am transmis din cunoștințele noastre, și i-am dat drumul în deșert.
İhtiyacı olan bilgileri yükleyip çöle bıraktık.Kami membuat mobil itu belajar dari kami, dan kami mengujinya di gurun.
İhtiyacı olan bilgileri yükleyip çöle bıraktık.우리로부터 습득할 수 있게 만들고 사막에 내보냈습니다.
İhtiyacı olan bilgileri yükleyip çöle bıraktık.L'abbiamo creata perché impari da noi, e l'abbiamo lasciata libera nel deserto.
İhtiyacı olan bilgileri yükleyip çöle bıraktık.Nous lui avons fait son apprentissage, et nous l'avons lâchée dans le désert.
İhtiyacı olan bilgileri yükleyip çöle bıraktık.Pripravili smo ga, da se je učil od nas in ga spustili na prosto v puščavi.
İhtiyacı olan bilgileri yükleyip çöle bıraktık.Udělali jsme to tak, aby se auto učilo od nás, a pustili jsme ho do pouště.
İhtiyacı olan bilgileri yükleyip çöle bıraktık.Úgy alkottuk meg, hogy tanuljon tőlünk, és szabadjára engedtük a sivatagban.
İhtiyacı olan bilgileri yükleyip çöle bıraktık.Urobili sme to tak, aby sa auto učilo od nás, a vypustili sme ho do púšte.
İhtiyacı olan bilgileri yükleyip çöle bıraktık.Vi fik den til at lære fra os og satte den fri i ørkenen.
İhtiyacı olan bilgileri yükleyip çöle bıraktık.Vi gjorde så att den lärde sig från oss, och sedan släppte vi lös den i öknen.
İhtiyacı olan bilgileri yükleyip çöle bıraktık.We zorgden dat hij van ons leerde, en we lieten hem los in de woestijn.
İhtiyacı olan bilgileri yükleyip çöle bıraktık.Wir haben es dazu gebracht, dass es von uns lernt und haben es in der Wüste freigelassen.