bıraktık ile cümle
bıraktık kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.60
BU SAYFADA CÜMLE
8
HARF
3
HECE
9
ORT. KELİME
Kasırgaya tutulan gemi rüzgara karşı gidemeyince, kendimizi sürüklenmeye bıraktık.Και επειδη το πλοιον συνηρπασθη και δεν ηδυνατο να αντεχη προς τον ανεμον, αφεθεντες εφερομεθα.
Kasırgaya tutulan gemi rüzgara karşı gidemeyince, kendimizi sürüklenmeye bıraktık.і носило нас.
Kasırgaya tutulan gemi rüzgara karşı gidemeyince, kendimizi sürüklenmeye bıraktık.Корабль схватило так, что он не мог противиться ветру, и мы носились, отдавшись волнам.
Kasırgaya tutulan gemi rüzgara karşı gidemeyince, kendimizi sürüklenmeye bıraktık.ותטרף האניה ולא יכלה לעמד נגד הרוח ונרף ידינו ממנה וננדף׃
Kasırgaya tutulan gemi rüzgara karşı gidemeyince, kendimizi sürüklenmeye bıraktık.فلما خطفت السفينة ولم يمكنها ان تقابل الريح سلمنا فصرنا نحمل.
Kasırgaya tutulan gemi rüzgara karşı gidemeyince, kendimizi sürüklenmeye bıraktık.船 被 風 抓 住 、 敵 不 住 風 、 我 們 就 任 風 颳 去
Kasırgaya tutulan gemi rüzgara karşı gidemeyince, kendimizi sürüklenmeye bıraktık.船被風 抓住 、 敵不住風 、 我 們 就任 風颳去
Ne istediğimiz hakkında konuşmayı bıraktık ve nasıl yapacağımız hakkında konuşmaya başladık.Assim nós paramos de falar sobre o que nós gostaríamos de ter e começamos a falar sobre como fazer isso.
Ne istediğimiz hakkında konuşmayı bıraktık ve nasıl yapacağımız hakkında konuşmaya başladık.Nous avons donc arrêté de parler de ce que nous voulions avoir pour se demander comment le faire.
Ne istediğimiz hakkında konuşmayı bıraktık ve nasıl yapacağımız hakkında konuşmaya başladık.И мы прекратили обсуждать, что бы мы хотели сделать, и начали обсуждать, как мы это будем делать.
Ne istediğimiz hakkında konuşmayı bıraktık ve nasıl yapacağımız hakkında konuşmaya başladık.І ми перестали обговорювати, що б ми хотілі зробити, і почали обговорювати, як ми це збираємось робити.
Ne istediğimiz hakkında konuşmayı bıraktık ve nasıl yapacağımız hakkında konuşmaya başladık.ثم توقفنا عن المناقشة عن هذا الأمر لنبدأ التكلم عن كيفية عمله
Nepalli olan bu işçiler, geride bıraktıkları aileleri için, para kazanmak uğruna herşeyi göze alıyorlar.네팔 노동자인 이들은, 고향의 가족들에게 돈을 부치기 위해 온갖 위험을 무릅씁니다.
Nepalli olan bu işçiler, geride bıraktıkları aileleri için, para kazanmak uğruna herşeyi göze alıyorlar.Ti delavci tvegajo vse, da bi zaslužili denar za svoje družine v domovini.
Nepalli olan bu işçiler, geride bıraktıkları aileleri için, para kazanmak uğruna herşeyi göze alıyorlar.ונפאל והם מסכנים הכול כדי להרוויח כסף אותו הם שולחים חזרה הביתה.
Nepalli olan bu işçiler, geride bıraktıkları aileleri için, para kazanmak uğruna herşeyi göze alıyorlar.نيباليين، هؤلاء العُمّال يجازفون بكل شئ من أجل توفير المال لأسرهم في أوطانهم.
Nepalli olan bu işçiler, geride bıraktıkları aileleri için, para kazanmak uğruna herşeyi göze alıyorlar.彼らの家族へお金を送金するために 彼らはそこに来るために、何千ドルというお金を中間業者へ払っています
Ofisi iki gün kapalı bıraktık.Abbiamo chiuso l'ufficio per qualche giorno.
Ofisi iki gün kapalı bıraktık.Daliśmy pracownikom kilka dni wolnego.
Ofisi iki gün kapalı bıraktık.Dimos unos días libres en la oficina.
Ofisi iki gün kapalı bıraktık.Kami meliburkan kantor selama beberapa hari.
Ofisi iki gün kapalı bıraktık.며칠동안 휴업을 했습니다.
Ofisi iki gün kapalı bıraktık.Le-am dat câteva zile libere.
Ofisi iki gün kapalı bıraktık.Nous avons tous pris quelques jours de congé.
Ofisi iki gün kapalı bıraktık.Wir gaben den Mitarbeitern ein paar Tage frei.
Ofisi iki gün kapalı bıraktık.Дадохме на офиса няколко дни почивка.
Ofisi iki gün kapalı bıraktık.Мы закрыли офис на пару дней.
Ofisi iki gün kapalı bıraktık.הוצאנו את המשרד לחופשה של כמה ימים.
Ofisi iki gün kapalı bıraktık.قمنا بتعطيل العمل في المكتب لأيام قليلة
Onları, geride bıraktıkları güneyli hayatı konusunda, bir kitapla tanıştırmış.Bà giới thiệu họ một cuốn sách về cuộc sống miền nam nơi họ đã bỏ lại đằng sau.
Onları, geride bıraktıkları güneyli hayatı konusunda, bir kitapla tanıştırmış.Dala im knihu o južanskom živote, ktorý za sebou zanechali.
Onları, geride bıraktıkları güneyli hayatı konusunda, bir kitapla tanıştırmış.Dia memperkenalkan mereka dengan sebuah buku mengenai kehidupan selatan yang mereka tinggalkan.
Onları, geride bıraktıkları güneyli hayatı konusunda, bir kitapla tanıştırmış.Ela introduzi-os num livro sobre a vida sulista que eles tinham deixado para trás.
Onları, geride bıraktıkları güneyli hayatı konusunda, bir kitapla tanıştırmış.Elle leur a présenté un livre sur le mode de vie qu'ils avaient quitté.
Onları, geride bıraktıkları güneyli hayatı konusunda, bir kitapla tanıştırmış.Gli mostrò un libro sulla vita del sud che si erano lasciati alle spalle.
Onları, geride bıraktıkları güneyli hayatı konusunda, bir kitapla tanıştırmış.Hän esitti heille kirjan etelän elämästä, minkä he olivat jättäneet taakseen.
Onları, geride bıraktıkları güneyli hayatı konusunda, bir kitapla tanıştırmış.Hon introducerade dem till en bok om livet de lämnat bakom sig, i sydstaterna.
Onları, geride bıraktıkları güneyli hayatı konusunda, bir kitapla tanıştırmış.그녀는 그들이 떠나버린 남부의 삶에 대한 책 한 권을 가져왔습니다.
Onları, geride bıraktıkları güneyli hayatı konusunda, bir kitapla tanıştırmış.Le-a prezentat o carte despre viaţa din sud pe care o lăsaseră în urmă.
Onları, geride bıraktıkları güneyli hayatı konusunda, bir kitapla tanıştırmış.Les dio un libro sobre la vida sureña que dejaron atrás:
Onları, geride bıraktıkları güneyli hayatı konusunda, bir kitapla tanıştırmış.Mutatott nekik egy könyvet a déli életről, amit hátrahagytak.
Onları, geride bıraktıkları güneyli hayatı konusunda, bir kitapla tanıştırmış.Predstavila jim je knjigo o življenju na jugu, ki so ga pustili za sabo.
Onları, geride bıraktıkları güneyli hayatı konusunda, bir kitapla tanıştırmış.Sie gab ihnen ein Buch über das Leben im Süden, das sie hinter sich gelassen hatten.
Onları, geride bıraktıkları güneyli hayatı konusunda, bir kitapla tanıştırmış.Ukázala jim knihu o tom jižanském životě, který opustili.
Onları, geride bıraktıkları güneyli hayatı konusunda, bir kitapla tanıştırmış.Zapoznała ich z książką o życiu na południu, które zostawili za sobą.
Onları, geride bıraktıkları güneyli hayatı konusunda, bir kitapla tanıştırmış.Ze leerde hen een boek kennen over het Zuidelijke leven dat ze achter hadden gelaten.
Onları, geride bıraktıkları güneyli hayatı konusunda, bir kitapla tanıştırmış.Τους ανέφερε σε ένα βιβλίο για τη ζωή στο νότ που είχαν αφήσει πίσω τους.
Onları, geride bıraktıkları güneyli hayatı konusunda, bir kitapla tanıştırmış.Вона показала їм книгу про життя на Півдні, яке вони залишили позаду:
Onları, geride bıraktıkları güneyli hayatı konusunda, bir kitapla tanıştırmış.Она показала им книгу о жизни на Юге, которую они оставили позади.
Onları, geride bıraktıkları güneyli hayatı konusunda, bir kitapla tanıştırmış.Тя им представила една книга за южняшкия живот, който оставили след себе си.
Onları, geride bıraktıkları güneyli hayatı konusunda, bir kitapla tanıştırmış.היא הציגה בפניהם ספר אודות החיים שהשאירו מאחוריהם בדרום.
Onları, geride bıraktıkları güneyli hayatı konusunda, bir kitapla tanıştırmış.لقد قدمت لهم كتاباً عن حياة الجنوب التي كانوا قد تركوها خلفهم.
Onları, geride bıraktıkları güneyli hayatı konusunda, bir kitapla tanıştırmış.書かれた本を その親戚に紹介したのです "彼らはのんびりと読書をしたり
Onlar uzun zaman önce işi bıraktıklarını söylediler.Hanno detto che è passato molto tempo da quando è finita l'attività.
Onlar uzun zaman önce işi bıraktıklarını söylediler.Mereka mengatakan sudah lama sejak mereka keluar dari bisnis ini.
Onlar uzun zaman önce işi bıraktıklarını söylediler.Mi s-a spus ca nu mai exista de mult timp.
Onlar uzun zaman önce işi bıraktıklarını söylediler.On dit que ça fait longtemps qu'ils ont fait faillite.<br />
Onlar uzun zaman önce işi bıraktıklarını söylediler.Powiedzieli, że to już jakiś czas minął odkąd już nie istnieją.
Onlar uzun zaman önce işi bıraktıklarını söylediler.Sie sagten es ist lange her seitdem sie <br />das Geschäft aufgegeben haben.
Onlar uzun zaman önce işi bıraktıklarını söylediler.Μας είπαν έχει πολύ καιρό που σταμάτησε να κυκλοφορεί.