bırakmaz ile cümle

bırakmaz kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.
60
BU SAYFADA CÜMLE
8
HARF
3
HECE
7
ORT. KELİME
Savmi salati birakmazdim.Kiadta Sujánszky.
Arkasında ayak izi bırakmaz.Hátúszójukban nincs tüske.
Anna eğer Mehmet babasını ve Calbo'yu serbest bırakmazsa intihar edeceğini ilan eder.Anna öngyilkossággal fenyegetőzik, ha a szultán nem engedi szabadon apját és Calbót.
Devlet, zekât verip vermeme hususunda mükellefi serbest bırakmaz.Az állam a megtakarítás után nem nyújt támogatást.
Hiçbir suçu cezasız bırakmaz.Nem hagyja büntetlenül az engedetlenséget.
Daha sonra Cassidy Sawyer'ın peşini bırakmaz ve Sawyer'ı hapse attırır.Cassidy nostaa syytteen Sawyeria vastaan ja Sawyer joutuu vankilaan.
Yakaladığı sağ kalanı yere düşürene kadar bırakmaz.Ne ainur, jotka menivät Maailmaan sen alussa, eivät pääsisi sieltä enää pois, kunnes se tuhoutuu.
Yani fareler herhangi bir yere yumurta bırakmazlar.Sen jälkeen munat jäävät ilman hoivaa.
Archie ve Gus da onu yalnız bırakmazlar ve hep birlikte İngiltere'ye uçarlar.Frank ja Dwayne eivät voi kuitenkaan jäädä kotiin yksin, joten koko perhe lähtee yhdessä kohti Kaliforniaa.
John Q.'nin çalışma hayatında şanssızlıklar peşini bırakmaz.Liiketoiminnassaan John Kay ei onnistunut.
Ona güvenebilirsin. Seni yarı yolda bırakmaz.Voit luottaa häneen. Hän ei tule koskaan pettämään sinua.
Yakaladığı sağ kalanı yere düşürene kadar bırakmaz.Βεληνεκές ονομάζουμε την απόσταση που θα διανύσει πριν πέσει στο έδαφος.
Ancak, basın hadisenin peşini bırakmaz.Δεν σταματάει όμως τις δημοσιογραφικές αποστολές.
Yani fareler herhangi bir yere yumurta bırakmazlar.Σαν συνέπεια τα θηλυκά δεν βρίσκουν που να τοποθετήσουν τα αυγά τους.
Yani fareler herhangi bir yere yumurta bırakmazlar.Hunnerne lægger ikke sine æg på normal vis.
Yakaladığı sağ kalanı yere düşürene kadar bırakmaz.De andre bliver ikke erstattet før regeringen falder.
Savmi salati birakmazdim.Høsterkøb Sogn.
Anna eğer Mehmet babasını ve Calbo'yu serbest bırakmazsa intihar edeceğini ilan eder.Anna truer med at dræbe sig selv, medmindre Maometto løslader Erisso og Calbo.
Ancak aksaklıklar kafilenin yakasını bırakmaz.Krybbebiderremmen fjerner imidlertig ikke årsagen til problemet.
Yakaladığı sağ kalanı yere düşürene kadar bırakmaz.Fra dette øyeblikk slutter ikke hjertet å slå før døden inntreffer.
Tamamlanmış reaksiyonlar hiçbir artık bırakmaz.Avstemminger blir ikke gjennomført lenger.
İnatçıdır ve avını asla elinden bırakmaz.Han var lekmann og mottok aldri noen vigsler.
Yakaladığı sağ kalanı yere düşürene kadar bırakmaz.Yang lainnya tidak mampu bertahan sehingga tewas terjatuh.
Üniversite hayati boyunca da Elektro Gitarını elinden hiç bırakmaz.Pabrik yang tadinya tidak membuat gitar ikut-ikutan memproduksi gitar listrik.
Dökmedik dil bırakmaz.Nột Ngôn không chịu khuất phục.
İnatçıdır ve avını asla elinden bırakmaz.Một kẻ cứng đầu và không bao giờ chịu khuất phục.
Yakaladığı sağ kalanı yere düşürene kadar bırakmaz.Rốt cục những kẻ ám sát chỉ giết được ông khi ông ngã xuống và không thể chống cự trên bậc thềm của cánh cổng.
Savmi salati birakmazdim.Ấu trùng ăn palms.
Fakat Benjamin onun peşini bırakmaz.Cao Hoan cũng không đuổi theo.
Yanındakiler işi bıraksa bile o bırakmaz.かぐらを仲間にすると仲間にならない。
İnsan kendini kitleye bırakır bırakmaz, artık kitlenin dokunuşundan korkmaz olur.侈(贅沢)は人欲を窮(きわ)めたるも君子之を罪とせず。
Arkasında ayak izi bırakmaz.足の裏の履帯はない。
Altın (gümüş) tarağını da su kenarında unutabilir, ancak onu çalan insanları ise asla rahat bırakmaz.〔クラス6〕Maaĩ ma mũndũ matimũhĩtũkaga. - 人の水はその人を通り過ぎないものである。
Yoksa suyu bırakmaz.しかし水やりはしない。
Okumayı da bırakmaz.立ち読みすらできない。
Geyikleri severdi, geyikler de bırakmazdı peşini.刺身が好きで、果物は苦手。
Yemeklerinden geriye hiçbir şey bırakmazlar.食べられない物(生き物を含む)はない。
Michael onların peşini bırakmaz.アロンは彼らを止めなかった。
Yanındakiler işi bıraksa bile o bırakmaz.而若收留他,就不可以丟棄。
İnsan kendini kitleye bırakır bırakmaz, artık kitlenin dokunuşundan korkmaz olur.當是之時,不聞人情不安,亦不聞出命令以悅其黨也。
Yemeklerinden geriye hiçbir şey bırakmazlar.牠們的尾巴不能抓住東西。
Bayramlarda, düğünlerde ve cenazelerde memleketteki yakınlarını yalnız bırakmazlar.只有在聖誕節、或葬禮的時候,才去拜訪戚友。
Yakaladığı sağ kalanı yere düşürene kadar bırakmaz.只要被他盯上的犯人就不會放過他。
Bu uygulama onları yoksul bırakmaz, aksine daha etkili bir konuma yükseltirdi.既然中產的處境並沒有受惠,於是他們對政府的不滿愈深。
Ne var ki talihsizlik ve yokluk, burada da peşini bırakmaz.窮其理然後足以致之,不窮則不能致也。
Yoksa suyu bırakmaz.它不能溶於水。
Altın (gümüş) tarağını da su kenarında unutabilir, ancak onu çalan insanları ise asla rahat bırakmaz.且舟师之顺流而下也,逸矣;无与遏之而戒心弛,一离乎水而衰气不足以生,必败之道也。
İnsan kendini kitleye bırakır bırakmaz, artık kitlenin dokunuşundan korkmaz olur.성질이 난폭하여 인심을 얻지 못하였고, 그로 인하여 세자로 책봉되지 못한다.
Yakaladığı sağ kalanı yere düşürene kadar bırakmaz.공격을 맞은 상대는 재가 될때까지 빠져나올수 없다.
Yanındakiler işi bıraksa bile o bırakmaz.그러나 그의 천거를 두고 반대여론이 나오면서 성사되지 못한다.
Okumayı da bırakmaz.또한 독서를 게을리하지 않았다.
Arkasında ayak izi bırakmaz.뒷발의 발바닥에 털이 없다.
Yani fareler herhangi bir yere yumurta bırakmazlar.이렇게 해도 계란에 식초 맛이 배지는 않는다.
Yakaladığı sağ kalanı yere düşürene kadar bırakmaz.החירות אותה הוא משיג בסוף אינה גורמת לו נחת.
Cinayetler evde peşlerini bırakmaz.מה שלא מספיקים ממשיכים בבית.
Ama cehalet cesedini de rahat bırakmaz.חייב מיתה גם ללא התראה גמורה.
Yemeklerinden geriye hiçbir şey bırakmazlar.Металите след него не могат да бъдат разтворени в (неокисляващи киселини).
Arkasında ayak izi bırakmaz.Той не оставя следи по логовете.
Yakaladığı sağ kalanı yere düşürene kadar bırakmaz.Негативността му за този нещастен случай не го напуска до кроя на живота.
Michael onların peşini bırakmaz.Michael ju slijedi.
İlgili Sayfalar