bırakmaya ile cümle
bırakmaya kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.60
BU SAYFADA CÜMLE
9
HARF
4
HECE
8
ORT. KELİME
"Boş bırakmayalım!".Miejmy nadzieję, że nie całkiem na próżno”.
Ebu Zer bunun üzerine, "Bu dünyanın sahibi bizi burada bırakmayacaktır" diye cevap vermiş.Mnich powiedział: "Nie powiem, że mistrz jest tutaj."
Eski baskı sistemleri kararlı sözcük aralığı bırakmaya sınırlandırılmıştır.Den tidigare tillståndsbeslutet hade begränsat deras sändningstid.
Maalesef yarası onu yarışı bırakmaya zorluyordu.Emellertid tvangs han på grund av sjukdom ställa in sitt deltagande i de tävlingarna.
Ama Tom onu rahat bırakmayacaktır.Тому не хоче забувати про нього.
Patonomik bulgular, belli bir hastalığın varlığı konusunda şüphe bırakmayan işaretlerdir.Патогномонічний симптом — ознака, яка свідчить про наявність лише однієї конкретної хвороби.
Tüm geçmişini geride bırakmaya karar verir.Він постарався забути своє минуле.
Kraliçe eşine karşı gelemedi ve onu tek başına bırakmaya da gönlü razı olmadı.Жінка не могла лишитися сама з нелюбом, тому вирішила теж утекти.
Maalesef yarası onu yarışı bırakmaya zorluyordu.Ця травма змусила її завершити кар'єру.
Bu düşüncesiyle Epikür Tanrı kavramını dışta bırakmaya çalışır.Аби заглушити це почуття, дядя Толя починає спілкуватись із Богом.
Finansal sıkıntılar bazı takımları Formula 1’i bırakmaya zorladı.По завершенні проекту міст став частиною траси Формули 1.
Bu yazılarda, "Öleceğiz fakat tahkimatları bırakmayacağız", "Ölüyorum, fakat teslim olmayacağım.""Zemřeme, ale pevnost neopustíme" či "Umírám, ale nevzdám se.
Doktorlara göre e-sigara dumanlı sigarayı bırakmaya yardım edebilir.Váš lékař nebo lékárník Vám může pomoci přestat s kouřením.
Tüm geçmişini geride bırakmaya karar verir.Rád by se od své minulosti definitivně odpoutal.
Ama Tom onu rahat bırakmayacaktır.Ale nebude od něj klid.
Finansal sıkıntılar bazı takımları Formula 1’i bırakmaya zorladı.Acest lucru i-a determinat pe organizatorii multor curse să-și îndrepte atenția spre Formula 2.
Bu bölümde Mike, Nick'e gidecekleri Vietnam'da onu yalnız bırakmayacağına dair söz verir.După petrecere, Nick, amețit de băutură, îl pune pe Mike să-i promită că nu îl va lăsa niciodată în Vietnam.
Maalesef yarası onu yarışı bırakmaya zorluyordu.O anumită împrejurare făcuse ca nu a avut mască ei la competiția.
Maalesef yarası onu yarışı bırakmaya zorluyordu.Egy sérülés miatt fel kellett hagynia a versenyzéssel.
"Boş bırakmayalım!".De semmit sem engedni!"
Kraliçe eşine karşı gelemedi ve onu tek başına bırakmaya da gönlü razı olmadı.A királynő azonban nem hisz neki és asszonyt magánál tartja.
Ancak İngilizler zengin petrol yataklarının bulunduğu bölgeyi bırakmaya yanaşmıyorlardı.Az angolok sem szerettek volna lemaradni az újonnan felfedezett területek gazdagságának kiaknázásában.
Camera Disabler Kamerayı hizmet dışı bırakmaya yarar.A hátoldalán található szétcsúsztatható kameravédő megakadályozza, hogy a kamera beporosodjon.
1940 yılında M1910/30 modeli yerini M-30 122 mm obüse bırakmaya başladı.1960-ban az M–30-ast a 122 mm-es D–30 típusú tarackkal váltották fel.
"Boş bırakmayalım!".Ette tule pettymään!"
Kelime Yunanca a- ("olmayan") and mbrotos ("zorunluluk"); bir şeylere muhtaç bırakmayan gıda.Sana on johdettu kreikan kielestä: a- (epä-) ja mbrotos (kuolevainen), siksi siis kuolemattomien ruokaa.
2003'te grubu bırakmaya karar veren kurucu ve gitarist Moody'nin yerine Cold grubundan Terry Balsamo geldi.Hänet korvasi loppuvuodesta entinen Cold-yhtyeen kitaristi Terry Balsamo.
Fakat onunla birlikte, artık şiir yerini yavaş yavaş nesire bırakmaya başladı.Mutta on hitaasti alkanut osoittaa kunnioitusta häntä kohtaan.
Bu oluşan huzursuzluk ortamı yerini eski barışçıl ortama bırakmaya başlamıştır.Jälkimmäisessä näkyy jo iloa lähestyvästä rauhasta.
18 Sizi öksüz bırakmayacağım, size geri döneceğim.18 Kukaan ei sitä minulta riistä, itse minä sen annan pois.
Yargılamalara rağmen Tanrı, halkını yalnız bırakmayacak.Παρά τις δοκιμασίες, ο Θεός δεν θα εγκαταλείψει τον λαό Του.
Finansal sıkıntılar bazı takımları Formula 1’i bırakmaya zorladı.Η εταιρεία τροφοδότησε με κινητήρες αρκετές ομάδες της Φόρμουλα 1.
2007 yılında futbolu bırakmaya karar vermiştir.Han stoppede først med at spille fodbold i 2007.
Finansal sıkıntılar bazı takımları Formula 1’i bırakmaya zorladı.Gennem tiderne er forskellige former for baner blevet brugt til Formel 1-løb.
Fakat Svastopluk, Heinrich'i bu seferi bırakmaya zorladı.Det var dog ikke nok til at holde Mainz fra nedrykning denne gang.
Doktorlara göre e-sigara dumanlı sigarayı bırakmaya yardım edebilir.Flere undersøgelser viser dog, at e-cigaretter ikke giver vand i lungerne.
"Boş bırakmayalım!".Du må slutte å røyke.»
Bu bölümde Mike, Nick'e gidecekleri Vietnam'da onu yalnız bırakmayacağına dair söz verir.Michael, som hadde lovet å ikke etterlate Nick i Vietnam, bringer liket tilbake til USA.
Oyunculuğu çok sevdi ve modelliği bırakmaya karar verdi.Hans arbeidsgiver likte dårlig spøken og han ble bedt om å slutte.
18 Sizi öksüz bırakmayacağım, size geri döneceğim.18 Aku tidak akan meninggalkan kamu sebagai yatim piatu.
Yakup kendisini kutsamadığı sürece bırakmayacağını söyledi.Yakub tidak melepaskan orang itu sebelum ia memberkatinya.
"Boş bırakmayalım!".Tolong tinggalkan kami sendiri".
Ebu Zer bunun üzerine, "Bu dünyanın sahibi bizi burada bırakmayacaktır" diye cevap vermiş.Abraham mengatakan, "Bisakah dibayangkan bahwa dunia ini tanpa pemandu?"
Bu yazılarda, "Öleceğiz fakat tahkimatları bırakmayacağız", "Ölüyorum, fakat teslim olmayacağım."Di sini ia tidak menyerah, dia mengatakan "Ini bukan kekalahan tetapi percobaan baru".
Bunun üzerine, Van, müzik işini bırakmaya karar vererek, Belfast'e döndü.Untuk kembali ke dunia musik Ivan harus butuh waktu.
18 Sizi öksüz bırakmayacağım, size geri döneceğim.Nếu 18 tuổi trở lên thì miễn nộp học bạ.
Atatürk'ün Ankara'daki Son Günü Mohini; Seni Şekersiz Bırakmayacağız...小太鼓のトレモロがクレシェンドで響き、アタッカで切れ目なく最終楽章に移る。
Tüm geçmişini geride bırakmaya karar verir.過去の自分と完全に決別する。
Ne olduğunu bilmese de ipin ucunu bırakmayacak.放っておくと何をしでかすかわからない。
Maalesef yarası onu yarışı bırakmaya zorluyordu.怪我の影響でレースは休養中。
Bu düşüncesiyle Epikür Tanrı kavramını dışta bırakmaya çalışır.そのような状況になっても神はその意思を世界に残すことができる。
Fakat onunla birlikte, artık şiir yerini yavaş yavaş nesire bırakmaya başladı.物語が進むに連れ、あきらとは徐々に打ち解けていった。
Doktorlara göre e-sigara dumanlı sigarayı bırakmaya yardım edebilir.報告亦指出電子煙有助於吸煙者戒菸。
Kişiliğimi ve vicdanımı bırakmayacağım.沒有個性和自我意識。
Başlangıçta isyanın geri tepmesine rağmen IV. Heinrich tahtı bırakmaya zorlandı ve kısa süre sonra öldü.儘管海因里希一派在最初處於下風,不久,海因里希四世被擊敗,隨即遭到監禁,隨後去世。
Maalesef yarası onu yarışı bırakmaya zorluyordu.또 다시 생긴 부상 때문에 그는 경주에서 물러나게 되었다.
Doktorlara göre e-sigara dumanlı sigarayı bırakmaya yardım edebilir.עדות מוקדמת מראה כי סיגריות אלקטרוניות עשויות לעזור לאנשים להפסיק לעשן על ידי ההדמיה של סיגריות טבק.
Patonomik bulgular, belli bir hastalığın varlığı konusunda şüphe bırakmayan işaretlerdir.סימנים ייחודיים (פתוגומוניים) – סימנים המצביעים ללא כל ספק על קיומה של מחלה כלשהי.
Bu düşüncesiyle Epikür Tanrı kavramını dışta bırakmaya çalışır.כל זאת כדי להוכיח שרצון האל היה להפסיק את הבנייה.
Anne bu dönemde kısa süreli olarak yavruları yalnız bırakmaya başlar.לקראת תחילת ספטמבר מתחילים הגורים לצאת ממאורתם לתקופות קצרות מדי יום.
İlgili Sayfalar