bırakmaya ile cümle
bırakmaya kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.60
BU SAYFADA CÜMLE
9
HARF
4
HECE
7
ORT. KELİME
Birçok kez sigarayı bırakmaya çalıştı ama boşuna.À plusieurs reprises, elle a essayé d'arrêter de fumer, mais en vain.
Şirketi bırakmaya karar verdi.Elle s'est décidée à quitter l'entreprise.
Tatoeba'yı asla bırakmayacağımı zannediyorum.Je crois que je ne quitterai jamais Tatoeba.
Tüm geçmişini geride bırakmaya karar verir.Il souhaite plus que tout laisser derrière lui son passé.
"Boş bırakmayalım!"."Tu ne dois pas laisser tomber.
Maalesef yarası onu yarışı bırakmaya zorluyordu.Sa blessure l'a forcé à quitter la police.
Hastaneden kaçıp onu evine kadar takip eder ve artık onu hiç bırakmayacağını söyler.Il le chasse de chez lui et lui demande de ne plus jamais revenir.
Jonathan, Andrew'a kızgındır çünkü Warren ve Andrew'un onu yüzüstü bırakmaya karar verdiklerini fark etmiştir.Il déchante lorsqu'il se rend compte que Warren et Andrew avaient prévu de l'abandonner sur place.
Bu açıklamalara rağmen PKK silah bırakmayacağını bildirmiştir.Ce que le PKK dément, indiquant ne pas avoir été bombardé.
Ne olduğunu bilmese de ipin ucunu bırakmayacak.Ne vous inquiétez pas, vous saurez où il se trouve.
Bu yazılarda, "Öleceğiz fakat tahkimatları bırakmayacağız", "Ölüyorum, fakat teslim olmayacağım."La réponse fut « Nous mourrons, nous ne nous rendrons pas.
Lakin Walter buna ve kuklayı bırakmaya yanaşmaz.Et Blair ne souhaite pas en rester là.
Camera Disabler Kamerayı hizmet dışı bırakmaya yarar.Les interactions se font hors caméra.
Batman binaya uçup Joker'in adamlarını devredışı bırakmaya gider.Batman est donc contraint de retourner dans le repaire du Joker.
O işini bırakmaya karar verdi.Ella decidió dimitir.
Tom okulu bırakmaya ve tamgün çalışmaya karar verdi.Tom decidió abandonar la escuela y trabajar tiempo completo.
Tom'u yalnız bırakmaya söz veriyorum.Prometo dejar solo a Tom.
Tom beni yalnız bırakmayacak.Tom no me dejará sola.
Seni burada bırakmayacağım.No te voy a dejar aquí.
Şirketi bırakmaya karar verdi.Ella decidió dejar la empresa.
Schiller muhtemelen onu hayatı boyunca hiç bırakmayacak olan tüberküloza maruz kalmıştı.Es probable que Schiller enfermara de tuberculosis, de la que ya no se curaría por completo.
Bu düşüncesiyle Epikür Tanrı kavramını dışta bırakmaya çalışır.Pensar en la fórmula de Dios nos lleva más allá de nosotros mismos.
Bunların çoğunluğu, mal varlığını da geride bırakmaya zorlanmıştır.La mayor parte de estas obras no han sobrevivido o, de conservarse, no se le atribuyen.
Günümüzde bu faaliyet yerini turizm amacına bırakmaya yönelmiştir.Actualmente, esta actividad ha decaído, en favor del turismo.
Maalesef yarası onu yarışı bırakmaya zorluyordu.Gravemente lesionada tuvo que retirarse de la competición.
Finansal sıkıntılar bazı takımları Formula 1’i bırakmaya zorladı.El equipo fue forzado a retirarse de la Fórmula 1.
Kraliçe eşine karşı gelemedi ve onu tek başına bırakmaya da gönlü razı olmadı.Con la Reina se ha metido Y todavía no ha salido.
"Boş bırakmayalım!".¡Que nadie se mueva!".
Bu dönemde işimi bırakmaya karar verdim.In quel periodo ho deciso di lasciare il mio lavoro.
Seni burada bırakmayacağım!Non ti lascerò qui!
Bunun üzerine, Van, müzik işini bırakmaya karar vererek, Belfast'e döndü.Ritorna a Belfast, deciso a lasciare il mondo della musica.
Prusya, Frankfurt Anlaşması'yla Fransa'yı, Alsas-Loren'i yeni Alman İmparatorluğu'na bırakmaya zorlamıştır.La Guerra Franco-Prussiana costrinse i francesi a ceder la Lorena con l'Alsazia al neonato Impero tedesco.
Daktilo ile yazı yazan kişiler aynı anda tek aralık bırakmaya geçiş yapmadılar.I testi che formano il canone, infatti non sono stati scritti tutti durante lo stesso periodo.
Ama Tom onu rahat bırakmayacaktır.Per Tom liberarlo non sarà facile.
Ne olduğunu bilmese de ipin ucunu bırakmayacak.Non crederà a nulla se non dopo aver ricevuto riscontri.
Kanıtları incelerken beynimizi devre dışı bırakmayalım.Non dobbiamo lasciare imprigionare il nostro pensiero.
MÖ 27'de Octavianus resmen tüm tüm yetkilerini Roma senatosuna bırakmaya çalıştı.Октавиан пытался официально отказаться от всех своих чрезвычайных полномочий в пользу римского сената.
Ancak bu zorlu mücadeleyi sonraki yıllara bırakmaya karar verdi.Они договариваются отложить решающее сражение на будущее.
Tüm geçmişini geride bırakmaya karar verir.Они решают отступить в прошлое.
Ama fikrinin önemi yok ve burayı sana bırakmayacağım ve bu tımarhaneyi deliler yönetmeyecek."Так я тебя прошу: не отдавай меня в сумасшедший дом».
Bu yara sonucu Bismarck yakıt kaybetmeye ardında bir iz bırakmaya başladı.«Бисмарк» стал оставлять нефтяной след.
"Boş bırakmayalım!".Не оставляй нас!»
2 Eylül 1998'de Rusya Federasyonu Merkez Bankası , "yüzen peg" politikasını bırakmaya karar verdi.في 2 سبتمبر 1998 ، قرر البنك المركزي للاتحاد الروسي التخلي عن سياسة "الربط العائم" وتعويم الروبل بحرية.
Kraliçe eşine karşı gelemedi ve onu tek başına bırakmaya da gönlü razı olmadı.وأخبرتهما الملكة بأنها لا تقوى على البقاء بمفردها وأنها سترافقهما أينما يذهبان.
Creonte, Orontea'yı Alidoro'yu bırakmaya zorlamaktadır.أيا يكن، أجبر بونسون على الهروب لبوردو.
18 Sizi öksüz bırakmayacağım, size geri döneceğim.Não vos deixarei órfãos; voltarei para vós.
Camera Disabler Kamerayı hizmet dışı bırakmaya yarar.O direcional só serve para mexer a câmera.
Geçmişi unutalım ve Litvanya'lıları barış içinde bırakmayalım.Em nome do futuro, eu exijo a vocês do passado para nos deixar em paz.
Maalesef yarası onu yarışı bırakmaya zorluyordu.Apesar de não ter sequelas, ele foi forçado a deixar a competição.
Tüm geçmişini geride bırakmaya karar verir.Ele decide ficar por lá e esquecer seu triste passado.
Bu oluşan huzursuzluk ortamı yerini eski barışçıl ortama bırakmaya başlamıştır.Estes eventos acabaram por colocar a já tensa paz em risco.
Finansal sıkıntılar bazı takımları Formula 1’i bırakmaya zorladı.Durante vários anos, a empresa patrocinou equipes de Fórmula 1.
Tüm geçmişini geride bırakmaya karar verir.Hij hoopt dat hij zijn verleden achter zich kan laten.
18 Sizi öksüz bırakmayacağım, size geri döneceğim.18 Voorzeker, Ik zal u beslist bevrijden.
Anastasia tutkulu milyoner Christian Grey ile yaşadığı ilişkisini geride bırakmaya çalışmaktadır.Ze verbreekt alle contact met de miljardair Christian Grey.
Maalesef yarası onu yarışı bırakmaya zorluyordu.Hierdoor was ze genoodzaakt om de competitie te staken.
Ama Tom onu rahat bırakmayacaktır.Hij wordt echter niet met rust gelaten.
Kurulduğu günden bu yana peşini hiç bırakmayan sadık bir dinleyici kitlesine sahiptir.Dan wordt hij op een dag op zijn schouder getikt; het is de Dood die wil dat hij hem volgt.
Sigarayı bırakmaya karar verdi.Hij besliste te stoppen met roken.
Finansal sıkıntılar bazı takımları Formula 1’i bırakmaya zorladı.Była to próba ograniczenia kosztów poprzez umożliwienie zespołom zakupu silników Formuły 1.
İlgili Sayfalar