bırakmaya ile cümle

bırakmaya kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.
60
BU SAYFADA CÜMLE
9
HARF
4
HECE
9
ORT. KELİME
Neville 2 Şubat 2011 tarihinde futbolu bırakmaya karar verdiğini açıklamıştır.Невил се отказва от футбола на 2.2.2011.
Patonomik bulgular, belli bir hastalığın varlığı konusunda şüphe bırakmayan işaretlerdir.Патогномостичният признак означава, че определено заболяване е налице извън всякакво съмнение.
"Boş bırakmayalım!".Нищо да не издавате!”.
"Boş bırakmayalım!".Ne gubite vrijeme, zar ne?"
Maalesef yarası onu yarışı bırakmaya zorluyordu.Međutim, zbog ozljede stopala propustio je natjecanje.
Anne bu dönemde kısa süreli olarak yavruları yalnız bırakmaya başlar.Po tomto období sa mláďatá osamostatňujú.
Mishkutenok sporu bırakmaya karar verdikten sonra Dmitriev yeni bir partner arayışına girdi.Po tom, čo Kacalapov ukončil partnerstvo s Iľjinychovou, bolo nutné nájsť jej nového partnera.
Bu oluşan huzursuzluk ortamı yerini eski barışçıl ortama bırakmaya başlamıştır.Po potlačení tohto odporu nastal v oblasti relatívny pokoj.
Doktorlara göre e-sigara dumanlı sigarayı bırakmaya yardım edebilir.Nakoniec to môže viesť k tomu, že človek sám od seba prestane fajčiť.
Finansal sıkıntılar bazı takımları Formula 1’i bırakmaya zorladı.Namreč zaradi finančnih težav jih je več zapustilo Formulo 1.
MÖ 27'de Octavianus resmen tüm tüm yetkilerini Roma senatosuna bırakmaya çalıştı.17. januarja 27 pr. n. št. je Oktavijan ponudil rimskemu senatu, da se odreče vseh svojih pooblastil.
Yargılamalara rağmen Tanrı, halkını yalnız bırakmayacak.Kljub svojemu imenu sodišče nima sodnih funkcij.
Gein, daha sonra Florida'ya geri dönüp, uyuşturucuyu bırakmaya çalıştı.Jim je zapustil Florido in odšel za njo.
Kraliçe eşine karşı gelemedi ve onu tek başına bırakmaya da gönlü razı olmadı.Ji niekada nenorėjo būti karaliene ir gyventi taip toli nuo savo šeimos.
18 Sizi öksüz bırakmayacağım, size geri döneceğim.Ma ei jäta teid orbudeks, ma tulen teie juurde.
Ama Tom onu rahat bırakmayacaktır.Kuid Helen ei anna veel alla.
1940 yılında M1910/30 modeli yerini M-30 122 mm obüse bırakmaya başladı.1960ndate algul vahetas M-30 välja uus 122 mm välihaubits D-30.
74 yıldır sağduyuma göre hareket ediyorum, beni yarı yolda bırakmayacaktır.Är det fröken Agdas sista ord?
74 yıldır sağduyuma göre hareket ediyorum, beni yarı yolda bırakmayacaktır.Bunul meu simþ m-a ajutat 74 de ani, ºi n-o sã mã lase tocmai acum.
74 yıldır sağduyuma göre hareket ediyorum, beni yarı yolda bırakmayacaktır. Bu son sözünüz mü?74 vuoden ajan olen kuunnellut omaa järkeäni - eikä se petä minua tänäänkään.
74 yıldır sağduyuma göre hareket ediyorum, beni yarı yolda bırakmayacaktır.Ich verließ mich mein ganzes Leben auf meine Urteilsgabe, und heute auch.
74 yıldır sağduyuma göre hareket ediyorum, beni yarı yolda bırakmayacaktır.Ich verließ mich mein ganzes Leben auf meine Urteilsgabe, und heute auch.
74 yıldır sağduyuma göre hareket ediyorum, beni yarı yolda bırakmayacaktır.Pendant 74 ans, j'ai employé mon bon sens et je le ferai aujourd'hui aussi.
74 yıldır sağduyuma göre hareket ediyorum, beni yarı yolda bırakmayacaktır.Uso mi sentido común desde hace 74 años y no voy a dejar de hacerlo ahora.
Ama birden büyükbabam, bana bir kuruş bırakmayacağını söyledi.De most nagyapa azt mondta, hogy egy fityinget sem ad.
Ama birden büyükbabam, bana bir kuruş bırakmayacağını söyledi.Mais maintenant, Grand-père dit qu'il ne me donnera pas un centime.
Ama birden büyükbabam, bana bir kuruş bırakmayacağını söyledi.Αλλά τώρα ξαφνικά ο παππού λέει πως δεν θα μου δώσει ούτε ένα ευρώ.
Ama birden büyükbabam, bana bir kuruş bırakmayacağını söyledi.لكن الان فجأة جدي يقول انه لن يعطيني فلسا
Ama peşini bırakmayacağım.Non potrò mai rinunciare,
Ama peşini bırakmayacağım.Nunca me rendiré
Ama peşini bırakmayacağım.半分はタイミングで
Artık seni hiç yalnız bırakmayacağım!A partir de maintenant, je ne laisserai jamais seule !
Artık seni hiç yalnız bırakmayacağım!De acum inainte,nu te voi lasa niciodata singura!
Artık seni hiç yalnız bırakmayacağım!D'ora in poi non ti lascerò mai andare da sola!
Artık seni hiç yalnız bırakmayacağım!Från och med nu, ska jag aldrig skicka dig ensam!
Artık seni hiç yalnız bırakmayacağım!Mulai sekarang, aku tak akan membiarkanmu pergi sendirian!
Artık seni hiç yalnız bırakmayacağım!Từ giờ trở đi, mình sẽ không bao giờ để cậu đi một mình.
Artık seni hiç yalnız bırakmayacağım!Vanaf nu aan, ik zal jou nooit meer alleen laten losgaan.
Artık seni hiç yalnız bırakmayacağım!Von jetzt an werde ich dich nicht mehr alleine weggehen lassen!
Artık seni hiç yalnız bırakmayacağım!Από εδώ και πέρα ποτέ δεν θα σε αφήσω μακριά μόνη σου!
Artık seni hiç yalnız bırakmayacağım!С этого момента я тебя одну никуда не пущу!
Artık seni hiç yalnız bırakmayacağım!منذ الان وصاعدا , لن اترككِ تذهبين وحيدة
Artık seni hiç yalnız bırakmayacağım!行くぞ
Beklemem gerekebilir. Ama peşini bırakmayacağım. Çözümün yarısı zaman diğer yarısı da şans.De multe ori veți găsi mai multe raspunsuri spirituale și iluzoriu decât cele științifice.
Beklemem gerekebilir. Ama peşini bırakmayacağım.Може би ще трябва да почакам, но никога няма да се предавам. ♪
Belgesel: Paul, istediği ölçümleri aldı; artık hayvanı ırmağa bırakmaya karar veriyorlar.Paul are datele, aşa că hotărăsc să lase animalul înapoi în râu.
Belgesel: Paul, istediği ölçümleri aldı; artık hayvanı ırmağa bırakmaya karar veriyorlar.Paul hat seine Daten, also entscheiden sie, das Tier zurück in den Fluss zu lassen.
Belgesel: Paul, istediği ölçümleri aldı; artık hayvanı ırmağa bırakmaya karar veriyorlar.Paul sai kerättyä tietonsa, joten he päättävät vapauttaa eläimen takaisin jokeen.
Belgesel: Paul, istediği ölçümleri aldı; artık hayvanı ırmağa bırakmaya karar veriyorlar."Paul tiene sus datos; así que deciden"... ..."liberar al animal de regreso al río".
Belgesel: Paul, istediği ölçümleri aldı; artık hayvanı ırmağa bırakmaya karar veriyorlar.Пол е получил данните си, така че решават да пуснат животното обратно в реката.
Belgesel: Paul, istediği ölçümleri aldı; artık hayvanı ırmağa bırakmaya karar veriyorlar.У Пола записаны его данные, поэтому они решают выпустить животное обратно в реку.
Benden bir parça alana kadar peşimi bırakmayacaklardı, ben de verdim ama iyi bir parça değildi."Họ sẽ không để cho tôi yên cho đến khi tôi tặng họ một thứ, nhưng đó cũng không phải là thứ tốt."
Benden bir parça alana kadar peşimi bırakmayacaklardı, ben de verdim ama iyi bir parça değildi."그들은 제가 이 작품 중 하나를 줄 때까지 저를 내버려 두지 않았어요. 물론 제가 준 그 작품은 썩 좋은 작품은 아니었죠."
Benden bir parça alana kadar peşimi bırakmayacaklardı, ben de verdim ama iyi bir parça değildi.""Não me deixaram em paz enquanto eu não lhes dei uma peça, "mas não era lá muito boa."
Benden bir parça alana kadar peşimi bırakmayacaklardı, ben de verdim ama iyi bir parça değildi."Nem hagytak békében, amíg nem adtam nekik egy alkotást, de az nem volt valami jó példány."
Benden bir parça alana kadar peşimi bırakmayacaklardı, ben de verdim ama iyi bir parça değildi."Nenechali ma na pokoji, až kým som im nedal jeden z kusov. Ale ten nestál za to."
Benden bir parça alana kadar peşimi bırakmayacaklardı, ben de verdim ama iyi bir parça değildi."Nie zostawią mnie w spokoju, dopóki nie pozwolę im posiadać części, lecz to nie było uprzejme."
Benden bir parça alana kadar peşimi bırakmayacaklardı, ben de verdim ama iyi bir parça değildi."No me quisieron dejar tranquilo hasta que les entregué una pieza, pero no era una muy buena".
Benden bir parça alana kadar peşimi bırakmayacaklardı, ben de verdim ama iyi bir parça değildi."Non mi hanno lasciato in pace finché non gli ho fatto avere un pezzo, ma non gli ho dato uno di quelli buoni."
Benden bir parça alana kadar peşimi bırakmayacaklardı, ben de verdim ama iyi bir parça değildi."Nu au renunţat până nu le-am cedat o piesă, dar nu a fost cea mai bună."
İlgili Sayfalar